KÜLTÜR ADINA

Haziranın 21’inde yapılması planlanan 21. Hazar Şiir Akşamlarının hazırlık çalışmaları devam ediyormuş…

Bu yıl büyük şair Yahya Kemal Bayatlı anısına yapılacak Hazar Şiir Akşamları ile ilgili şimdiye kadar çok sayıda yazı kaleme aldık.

Bunların birçoğu eleştirel mahiyette olup görülen aksaklıkları belirterek, bundan sonra yapılacak olanlarda aynı hataların yapılmamasını sağlamaktı.

Bu eleştiriler dikkate alındı mı derseniz, bu soruya maalesef pek de olumlu cevap veremeyeceğim.

Bir kere bizde “eleştiri kültürü”nün gelişmesi veya oluşması bir yana, evdeki çocuğuna daha bir şey desen ağzının payını alıyorsun.

Nerde kalmış, her şeyi en iyi bilen ama kerameti kendilerinden menkul büyüklere “olmamış” deme babayiğitliğini gösterdiğinde seni dikkate alsınlar.

Gelişmiş ülkelerde, sırf eleştiri yaptığı için plaketlerle ödüllendirilenleri okuduğumuzda acaba bizde de bir gün bunu görebilir miyiz diye heveslendiğimiz çok oluyor.

Ama bütün iyi niyetinizle yaptığınız eleştiriden tersleme, hakaret hatta küfür yediğinizde yaptığınıza yapacağınıza bin pişman oluyorsunuz.

Hazar Şiir Akşamları 90’ların başında Fırat Şiir Akşamları olarak tamamen iyi niyetle ve kültür adına bir avuç gönüllünün gayretiyle başladığında bugün rahmetli Şeref Tan’ın ifadesiyle bırakın “dodo” durmayı, delikanlı haline gelmiş durumundan daha başarılıydı.

Şimdi dünle övünmek adına filan söylemiyorum bunu…

Açın bakın o günkü gazetelere ve yazılanlara…

Bir görün, okuyun bakalım, kimler çağrılmış, kimler gelmiş ve şehir nasıl heyecanlanmış…

İlkokuldaki öğretmenine şiir yazsa zayıf alacak şairlerin sadece seyirci olarak katıldıkları şiir akşamlarında sadece “şiir” solunurdu…

Ali’nin Veli’yi, Veli’nin de Ali’yi alkışlayıp methettiği geceler henüz başlamamıştı.

Hele bu gecelerden nasıl bir rant elde ederim diyenler de yoktu…

“Kültür”ü öne çıkartmak o zaman vardı…

Safiyane duygularla, tamamen amatör bir ruhla herkes bir yerlerinden tutmaya çalışırdı…

Daha sonra neler oldu biliyorsunuz ve görüyorsunuz…

Devlet büyüklerimiz sivil oluşumlara siz bu işi beceremiyorsunuz, verin bana da nasıl yapılırmış göstereyim diyerek duruma el koydu…

Gelinen nokta ortada…

Bütün çağrılara, hatta öğretmenlere tehditvari davetlere rağmen ve hatta yemek ikramları da olmasına karşın katılım gözler önünde…

Yemeği yiyen Sivrice’yi terk ediyor…

Bu sene nasıl olur, şimdiden kestirmek güç…

Ancak yaptığınız işi muhataplarınızla baştan paylaşmıyorsanız, geniş kitlelere yaymıyorsanız, olay günü yanınızda sadece yağcıları, yalakaları görürsünüz.

İşte onlarla geldiğiniz nokta da ortada…

“Durmak yok, yola devam mı?”

Vallahi onu da en iyi siz bilirsiniz, ben ne diyeyim…

 

Not: Her ne kadar statlarda kutlanmasa da, ben yine de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik, Spor ve Bayramınızı kutluyorum. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.