KİMİ KİME ŞİKÂYET EDELİM

Ağın’da yaşananlarla ilgili olarak yazdıklarımız o kadar ilgi görüyor ki bu son yazı dememize rağmen yine yazmak zorunda kalıyoruz.


İşin bir diğer yanı ise o küçük belde de yaşananlar o kadar ilginç ki yazmamak zaten elde değil…

Hatırlayacağınız gibi 29 Mart seçimlerinde MHP ve AKP arasındaki çok az olan oy farkından sonra usulsüzlüğe yapılan itiraz İl Seçim Kurulunca kabul edilmiş ve seçimlerin 7 Haziran’da yenilenmesi karara bağlanmıştı.

Ancak olanlar bundan sonra oldu… Yeni Başkan seçilemeyince Kaymakamlık, Belediye Meclis Üyeleri arasında bir seçim yaparak zaten çoğunlukta olan AKP’li bir üyeyi başkanlık koltuğuna oturtturdu.

MHP bu duruma itiraz etti. Bu uygulamanın ancak Belediye Başkanının istifa etmesi veya ölmesi durumlarında uygulandığını ifade etti. Belediye Kanununun amil hükümlerince bu gibi durumlarda Valiliğin Belediye Başkanlığına atama yapması gerektiğini beyan etmesine rağmen Kaymakamlık itirazı reddetti.

Artık yapacak bir şey yoktu… Belediye Meclisinde eşit oy alınmasına, Belediye Başkanlığı seçiminin de iptal edilmesine rağmen Ağın’da Belediye Başkanlığı koltuğunda bir AKP’li oturuyor.

Duyduğumuza göre eski Belediye Başkanı ve 7 Haziran’daki AKP’li Belediye başkan adayı da eski alışkanlığından olacak sık sık belediyeye gidiyor ve başkana yardım (!) ediyormuş. Hatta Belediyenin mercedesi ile Elazığ’a birlikte seyahatler ediyorlarmış.

Seçime bir ay kaldı… Yapacak fazla bir şey yok artık. Ama aklımıza bir kadı hikâyesi geldi, bari onu anlatalım.

Hani vatandaş yargı önünde haksızlığa uğradığında hemen akla gelen bir söz vardır: “Ananı öpen kadı ise kimi kime şikayet edeceksin?” Bu da ona uygun bir fıkra…

Bir fırının önünden geçerken, kadı efendinin burnuna güzel kokular gelmiş.

Bakmış, vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek yatıyor. Kadı, fırıncıya “Ben bunu aldım” demiş.

Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.

Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: “Hani bizim ördek?” demiş.

Fırıncı boynunu büküp “Uçtu” deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarmış, sonra korkup kaçmaya başlamış…

Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üzerine düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.

Koşarken çarptıkları Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış…

Sonunda zaptiyeler hepsini yakalayarak, kadı efendinin karşısına çıkarmışlar.

Kadı sırayla sormuş… Ördeğin sahibi, “Bu adam ördeğimi hiç etti” diye şikayet etmiş

Kadı, fırıncıya sormuş: “Ne yaptın bu adamın ördeğini?”

Fırıncı “uçtu” demiş. Kadı kara kaplı defterini açmış:

“Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar “uçar” anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil” diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşın şikâyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkarırsa o müslimin tek gözü çıkarıla…”

Davacı “Ne olacak?” diye sorunca kadı, “Şimdi” demiş, “Fırıncı senin gözünü çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.”

Tabii gayrimüslim şikâyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş. Çocuğunu kaybeden kadının kocası da kadı, “Tamam” demiş, “Karını bir geceliğine teslim edeceksin, bu adam yerine bir çocuk koyacak.”

Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi’ye:

“Senin şikâyetin ne?”

Yahudi ellerini açmış, “Ne diyeyim kadı efendi” demiş, “Adaletinle bin yaşa sen e mi?”

Şimdi bunu niye anlattığımızı anlayanlar anladı. O zaman anlayanlar anlamayanlara anlatsın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.