KAVŞAK MESELESİ

Hikâyeyi biliyorsunuz, başından başlayıp anlatarak başınızı ağrıtmak istemem. Ama biz o kadar çabuk unutuyoruz ki yine de kenarından köşesinden biraz hatırlatayım… 


Berbat hale gelmiş Elazığ trafiğine bir nebze de olsa çözüm bulmak amacıyla, şehrin doğu ve batı girişlerindeki sıkışık noktalara alt-üst bi takım geçitler yaparak çözüm getirmek niyetiyle yola çıkıldı. 

Ancak daha işin taa başında Saadet Partisi il başkanı ve Belediye Meclis Üyesi Haluk Aslan bas bas bağırarak “yanlış yapıyorsunuz, bu işte bir hata var, benim sesime kulak verin” dedi… 

Televizyonlardaki kendi ifadesine göre, önce belediyedeki yetkililere (imar komisyonu, meclis üyesi v.b.), sonra Karayolları yetkililerine anlatmış. 

Kimse kendisini dikkate almayınca da TV kanallarında, sürekli kamuoyuna endişelerini ve yanlışları nakletti… 

Bir netice alamayınca da işin ucunu bırakmadı, konuyu yargıya taşıdı 

Bu arada bütün bu tartışmaları dikkate almayan etkili yetkililer ihaleyi yapmış ve kavşak ihalesini yüklenici firmaya vermişlerdi… 

Hukuki süreç, belki de gereği icabı ağır aksak yürürken yol da yavaş yavaş yapılmaya devam ediyordu. 

Bizler mahkemeyi filan unutmuşken ve yolda da yapım sıkıntısından doğan güçlüklerle boğuşurken, yargıdan “yürütmeyi durdurma” kararı çıkmasın mı? 

İşte o zaman olan oldu… 

Herkes bir anda “senin neyine, hatalar varsa vardı, ne diye mahkemelere gittin de pişmiş aşa su kattın” diye Haluk Bey’e yüklenmeye başladı, 

Ancak kimse, “yahu adam ben bu işin peşini bırakmayacağım, mahkemelere gideceğim” diye açık seçik konuşurken ihaleyi yapan, yolu başlatan, onayı veren yetkililerin kim olduğunu sormuyordu, ya da sormak aklına gelmiyordu. 

Duyduğumuza göre şu ana kadar eski parayla on trilyon civarında para harcanmış, üstünün tekrar toprakla örtülerek eski haline getirilmesi için de üç trilyona ihaleye verilmiş. 

Şimdi, toprağın altına gömülen 14 trilyona mı yanarsın, bir senedir şehrin batısına her gün gidip gelirken çektiğine mi, yoksa tekrar trafik sıkışıklığına yol açacak bir sene önceye dönülmesine mi? 

Yan yanabilirsen… 

Bu arada bu işte bir yanlışlık oldu diyenlerden ve mahkemeye dilekçe verenlerden Açılım İnşaat ve kendilerine ait iki firma kamuoyundan gelecek tepkileri göğüsleyemeyeceğinden mi, yoksa şehir için hala duyarlılığı olduğundan mı, şikâyet dilekçelerini geri çektiğini açıkladı. 

Ancak mahkemede hala iki dilekçe duruyor…(Bu satırlar yazılırken Avukat Fahri Çınar’da dilekçesini geri çekti, bu durumda tek dilekçe kalmış oluyor.) 

Yolun doldurulup doldurulmayacağı ve bundan sonra ne olacağı da bilinmiyor… 

Birinci derecede açıklama yapması gereken il Valisi, Karayolları Bölge Müdürü susuyor… 

Haklarımızı savunacak, bizim adımıza hesap soracak Belediye Başkanımız Sayın Başbakana Elazığspor forması hediye etmek için Ankaralarda… 

Döndüğünde bir şeyler söyler mi, valla bekliyorum… 

Ama başka konuşması gerekenler niye susuyor, onu çözemiyorum… 

Üstüne vazife olmayan konularda bile 50-60’ı bir araya gelip topluca basın açıklaması yapan Sivil Toplum Kuruluşlarımız, mübarek gecelerde, resmi-dini bayramlarda hiç 

kaçırmadan televizyonlarda olan siyasi partilerimiz, her şeyi bilen mebuslarımız niye ses etmiyorlar, çözebilmek mümkün değil…(Yaşar Düğün Salonu’nun önüne “Yeni Anayasaya’ya destek verdiklerini”^kocaman bir afişle muhterem kamuoyuna duyuran Emlakçılar Derneğini’nin niyetini vallahi de billahi de anlayamadım… Dernek üyesi birini bulduğumda ilk fırsatta öğrenip size de anlatacağım…) 

Hani yabancı filmlerde, evliliklerde mi ne soruyorlar ya “ya şimdi konuş, ya ömür boyu sus” diye… 

Bizimkiler ömür boyu susmayı mı tercih etmişler ki ne olursa olsun susuyorlar? 

Anlayan varsa bize de anlatsın, öğrenelim… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.