JÖLELEYELİM Mİ?

Aklı başında, dini bütün bir dostum geçenlerde oğlundan yakınıyor: “Yaptığı bütün zıpırlıklara neyse ne de şu saçına sürdüğü jölemidir nedir, beni iyice zıvanadan çıkartıyor.”

Bizde de eskiden kalma araştırmacı gazetecilik var ya şu konuyu bir araştırıp meraklı okuyucularım için masaya yatırayım dedim.
Hem siz değerli okuyucularımı her hafta siyasi konularla sıkmaktansa milletin işine yarayacak bir meseleyi irdeleyelim de puan alalım dedim.
Anlatacaklarım bu memleketin yiğit kısmınadır. Biraz onları akıllandırıp gereğini yapmalarına yardımcı olmaktır. Yoksa jöle o delikanlıyı çekici yapmaz, zaten öyle bir şey olsaydı sinekler kafanın etrafında uçuşurdu.
Etrafıma bakıyorum, ergenlikten başlayıp, otuzlu yaşlara kadar uzanan yelpaze içinde parası olup ta –olmayanda bir yerlerden buluyor ya neyse- kafasına jöle sürmeyen yok.
Fukara kısmını dâhil etmiyorum, o kesimden yiğide bir kutu jöle ver, ekmeğin üzerine sürüp yer…
Hani domates veya hıyar fidelerini iki yandan kabartılmış toprağa tek sıra ekerler ya… Tarlanın iki ucundan baktığında mahsulü askeriye nizamı gibi tek sıra görürsün…
Kafaya jöle çalanların kendilerine yaptıkları da bu…
Delikanlıyı durdur, kafasına nereden bakarsan bak… Uçları havaya dikilmiş saçlar, kendi çapında birer bölük nizamında…
Mahsul ise tepede değil suratta… Kaş göz çizilmiş bir su kabağı bakışı veya yabani hıyarın eğri büğrü çizilmişi… Kim bilir bunun kendilerine ne kadar yakıştığını sanıyorlar…
Elin gâvuru bu jöleyi icat ederken Anadolu eczaneleri ve marketlerinde bir jöle patlaması yaratacaklarını hiç hesaplamamıştır.
Model, kendi delikanlılarıydı.
Onların delikanlılarının ne hikmetse ağzı yüzü fazla düzgün oluyor.
Küçücük bir burun, küçük ağız, sağdan soldan bombe yapmış bir surat… Genel olarak bu… Hani kızların “bebek surat” dediği türden…
Hal böyle olunca, bu surat kimseye fazla heyecan vermiyor.
Jöle mucitlerinin devreye girmesi bu yüzden. Bu bebek yüzlü oğlanlar avuçlarına biraz jöle doldurup başlarına çalıyorlar.
Kafayı iyice yoğurduktan sonra parmaklarının arasından geçirip saçlarını kirpi postu gibi diken diken ediyorlar…
Kızları teslim alan da bu… Asi, isyankâr… Saçlarının her biri başka yöne bakan telleri gibi ruhu da ayrı ayrı tellerden çalıyor… Kız aklı işte, hemen dağılıyor…
Neyse toparlayalım… Ben bu jöleli gidişi pek hayra alamet görmüyorum… Kendi çapımda yaptığım araştırmada fazla çıkış yolu da göremiyorum. 
Tek umudum ülke yiğitlerinin birden feyizlenip titreyerek kendilerine dönmesi… Olur mu, valla inşallah olur…

Belediye ve Süleyman Bey ile ilgili çoktandır niye yazmıyorsun diyen okuyucularıma önemli duyuru: Bütün devlet erkânı ile birlikte oğluna eczane açan Süleyman Bey’in morali çok bozukmuş. Yakın çevresine “Bizde şans mı var, Selcen’e eczane açtık, hükümet, eczacılar ile arayı bozdu” diyormuş… Adamcağızın bu sıkıntılı zamanında bir dert de ben açmayayım dedim şimdilik…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.