İSTEMEYİ YİNE BİLEMEDİK

Geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın Elazığ ziyareti ile ilgili yazmaya niyetlenip de yazamadığım yazıyı bu haftaya söz vermiştim.

Söz vermeye vermiştim de sitede birlikte yazdığımız ve dostluğundan büyük keyif aldığım Ahmet Aksın Bey benden önce davranıp konuyu enine boyuna masaya yatırdı ve o güzel üslubu ile kamuoyunu aydınlattı. 
Aslında ben de kendisini arayıp tarihte kuru kuruya tebaa olan halkın devletçe ne şekilde ödüllendirildiğine dair bilgi isteyecektim ama vazgeçtim. Biz zaten ezelden biat etmişiz, bundan sonra istesek de asi olamayız ki…
Öte yandan son yıllarda Elazığ’da –arada dağıtsa ve tarzını tasvip etmesem de- necip mahalli basının sıradanlığının dışına çıkan Murat Kuşcubaşı gerek köşesinde ve gerekse Kanal E programında Zeki Akbıyık ile katıldığı programda bu konuyu irdeledi.
Tekrar tekrar ısıtıp masaya koymanın bir anlamı yok, ancak yazmamın sebebi ne derseniz anlatayım.
Geçen hafta Malatya’ya gittim. Hoş gitmeden önce de Sayın Başbakan’ın Malatya ziyareti ile ilgili bilgi almıştım ama orada bana anlatılanlar inanın sinirlerimi oynattı.
Evet, Başbakanımız Malatya’ya geliyor rutin programını uyguladıktan sonra, ilin seçilmiş, atanmış ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan bir heyet kendisine sorunlarını ihtiva eden bir dosya takdim ediyorlar.
Kendileri dosyayı alıyor ama iş bununla da bitmiyor… Hazirundakiler kendilerine bir kere de sözlü olarak meselelerini anlatıyor, anında çözüm istiyorlar. Hatta deniliyor ki Malatyaspor’un içinde bulunduğu durumla ilgili Tayyip Bey hemen yanındakilere ve takımın eski başkanı Hikmet Tanrıverdi’ye talimat veriyor. İstanbul’da bir toplantı düzenlemesini ve mutlaka kendisini çağırmasını da tembih ediyor.
Hadi buyurun gelin sinirlenmeyin…
Bizim ise ne yaptığımızı bir kere daha hatırlatalım mı? 
Sayın Cumhurbaşkanımıza her şeyin güllük gülistanlık olduğunu, aslında olmasa da olur ama ikinci bir üniversite yapılırsa daha da mutlu olacağımızı anlattık. Birincisinin hakkını ne kadar verdikse…
O da böylesine sorunsuz bir ilde bulunmaktan mutlu olduğunu filan ifade etti ve herkes şen şakrak bir şekilde işine gücüne döndü.
İyi de Ankara ve İstanbul’dan yol ve konaklama paralarını vererek getirttiğimiz o işadamları, iş yoğunluğundan uzun zamandır göremedikleri anne ve babalarının ellerini öpmek ve kabristan ziyareti yapmaktan öte ne yaptılar acaba?
Ya da biz onları niye bu kadar “aziz misafir” diye ağırladık ki?
Sayın Cumhurbaşkanı bu seyahatten ne anladı acaba? Haa, şunu anlarım, onu bu kadar memleket meselesi başındayken üzmemek için dertlerimizi anlatmadıysak bu doğrudur.
Bir devlet büyüğünün, taşradaki bir ilin sorunlarıyla rahatsız etmek, hele adı “akıllı, uysal” ile çıkmış Elazığ gibi bir vilayete yakışır mı?
Olmadı efendim, yine olmadı… Yine beceremedik, yine isteyemedik, yine hedefe ulaşamadık.
Bu bayram günlerinde benim böylesine bir iç karartıcı yazı yazmam ise hiç olmadı.
Biliyorum ve sizi anlıyorum.
Ama biraz da siz beni anlayın. 
“Bayram gelmiş neyime, ben zaten garibem…”
Hepinize hayırlı bayramlar efendim…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.