İŞTE GÜNDEM BU

Geçen haftaki yazımızda sanki kehanette bulunmuş gibi ülkenin gerçek gündeminin farklı şeyler olmasına rağmen birilerinin bilerek ve isteyerek bizlere başka şeyler konuşturduğunu yazmıştık.

Keşke yazmaz olaydık ve haksız çıkaydık… Yazımızın üzerinden çok kısa bir süre geçtikten sonra Kovancılar öyle bir sallandı ki sarsıntı çok büyük olmasa da 41 can gitti.
Bir haftadır bu konuda o kadar çok şey yazıldı ki onları tekrar edip sizleri sıkmak istemiyorum.
Acı büyük, olan fakir fukaraya oldu. Günlerdir bütün ayrıntısına kadar seyrettiğimiz gerçekte gördük ki, şiddeti kat kat fazla olan yerlerdeki binalarda küçük çatlaklar olurken bizim depremimizde (!) köyler yerle bir oldu.
Akşamdan sabaha kimseden çözüm beklediğimiz yok… Ancak aylardır hatta yıllardır bağıra bağıra gelen bu depreme karşı tedbir alması gerekenlerin neler yaptığı ortada…
O fukaraların ne tedbir alacağını bilemiyorum, onu “deprem olacak tedbirli olun” diyenlere sormak lazım, ama bir gerçek var ki fay hattı üzerinde olan ve yıkılması için gün sayılan evler vakti gelince yıkıldı.
İşte bütün özet bu…
Yoksa depremin hemen ardından, “aslında bütün suçlu kerpiç evlerdir” diye açıklama yapan yetkililerin ne kadar gerçekçi olduğunu o ağıt yakanlar iyi biliyorlar…
Acıda tasada bir olan güzel ülkemden aldığımız haberlerle keşke diyebilseydik ki “Elazığ’daki deprem bütün Türkiye’yi yasa boğdu…”
Nerede…
“İstanbul’a kar yağınca kış geldi” diyenler bu seferde Elazığ’daki depremin olası İstanbul depremini tetikleyip tetikleyemeyeceğini konuşmaya başladılar…
Vah ki vah…
Ölen öldüğüyle kaldı, ateş düştüğü yeri yaktı…
Keko yüreğimizi dağladı, ama sadece bizimkini…
Depremin getirdiği ve bana hatırlattıkları oraya günübirlik, hatta saatlik gidenlerin düşündükleriyle çok farklı…
Gittim, o insanları gördüm, enkazın altında yarısı görünen hayvanlarına baktım…
Gözleri yaşlı, içleri ezik, üst başları dökülen o insanların yine de aşırı bir şekilde misafirperverlik göstermek için çırpınmalarına şahit oldum.
Gelen misafirleri en iyi şekilde ağırlamak –ne yapabileceklerse- için koşuşturmalarına baktım…
Baktım, baktım ve baktım…
İçim burkularak, gözyaşlarımı içime akıtarak baktım…
Sırf gitmiş olmak için taa Ankara’lardan gelen insanlara baktım…
Ve düşündüm…
O kadar yerden geliyorsunuz, çocuğunun altını değiştirmek için bez bulamadığını söyleyen köylüme bir paket çocuk bezi getirseydiniz diye düşünerek baktım.
Ve düşündüm, depremin olduğu gün üç bakanı özel uçakla Elazığ’a gönderenlerin toplam beş-altı köyde şiddetini gösteren depremdeki ölü sayısını sayamayanları düşündüm.
Ve çok düşündüm, bu kadarcık şeyi yapamayanların bu insanlara nasıl yardımcı olacağını düşündüm.
Sadece düşündüm…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.