HERKES ADAY MI OLUYOR?

Şehir, siyaset heyecanı ile çalkalanıyor. Nereye gitsek, hangi dükkâna uğrasak kimin aday olacağı, kimin liste dışında kalacağı tartışılıyor.

Hani eski ve büyük bir devlet adamımız demiş ya “siyasette 24 saat çok uzun bir süredir” diye… Seçimlere o kadar 24 saat var ki, bu yemeğin daha çok tuz götüreceği kesin.
Genel merkezlerin dikkatini çekmek isteyen aday adayları ise akla hayale gelmeyecek taktikler uyguluyor.
Özellikle listeye girme şansı bulunmayanlar sırf isimleri konuşulsun diye boylarından büyük işler deniyor.
Ankara’da ki milletvekilleri için suç duyurusunda bulunandan tutun da, mahalli gazete ve TV’lerde görünmek uğruna hayatında önünden geçmediği hayır kurumuna yüklü bağışlarda bulunanlara kadar bir sürü aday adayını ibretle seyrediyoruz.
Listeye giremese bile özellikle iktidar partisinden aday adayı olmak gibi bir onuru sahiplenmek isteyenler gazetelere ödedikleri ciddi paralar karşılığında, tam sayfa röportajlarla aday adaylıklarını açıklıyorlar.
Şansları derseniz, valla benim söylememe gerek yok kendileri de zaten bunun sıfır olduğunu biliyorlar. Ama dedik ya, iş adamı ise ihalesi şunu bunu var, memur ise meslekte yükselmesi var… Yani nereden bakarsanız bakın işin sonunda kar yüzde yüz…
Bu arada ben, Mehmet Ağar isminin de kasıtlı olarak birileri tarafından bilinerek ve kasten gündeme getirildiği kanaatindeyim.
Mehmet Ağar’ın milletvekilliği kafasında olsa bile bunu AKP’den, hem de Elazığ’dan deneyeceğine inanmıyorum.
Bir takım sıkıntıları olabilir ki doğaldır. Dokunulmazlık zırhının hakkında açılacak davalar için koruyuculuk sağlayacağı doğaldır. Ama fikirlerini bildiğimiz Sayın Ağar’ın sırf böylesine bir bahane ile AKP listesinden çıkar sağlamasının, seçmene izahı mümkün görülmüyor.
Elazığlı seçmenin ise bu konuda ikiye bölündüğünü gözlüyoruz. Kimisi her halükarda Mehmet Ağar’a destek vereceğini belirtirken, büyük bir çoğunluk ise Elazığ’ın Ağar’a borcunu ödediğini ve kendini inkâr noktasında AKP’den aday olmasına sıcak bakmayacağını belirtiyor.
Muhalefet cephesinde ise kazanlar kaynamaya devam ediyor.
CHP büyük çalkantıların sonrasında hala durulamadı. Partiyi kongreye götürmek için atanan üç kişilik kayyum partiyi devraldı.
Ne zaman kongre yapılacak, ne zaman yeni yönetim oluşturulacakta seçim çalışması yapılacak hiç kimse bilmiyor.
Yavuz Doğdu hala partinin il başkanı gibi partiyi yönetiyor, çalışma yapıyor ama sonu belli olmayan durumda onun da şevkinin kırıldığı görülüyor.
MHP’ye gelince…
İl yönetimi aynı saman alevi gibi… Bir parlıyor, bir duruluyor.
Belediye başkanı ile ilgili çok ses getiren çıkışından sonra Behçet Bey yine büyük bir suskunluğa büründü.
Ankara’da Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin “Seçim Bildirgesi”ni açıklamasından ve yine Türkiye’nin tanıdığı çok sayıda popüler ismin partiye katılmasından sonra ilde de bir hareketlilik olması bekleniyor.
Barajı aşması hayal bile olan Saadet Partisi’nin her gün her yerde bir şeyler yaptığı şu günlerde MHP yöneticilerinin kafalarını partiden çıkarmaması hayretle izleniyor.
Partiye uzun yıllar emek vermiş isimlerin kimse kapısını çalmadığı gibi, dost sohbetlerinde dedi kodu kazanı kaynamaya devam ediyor.
Gün “benlik” günü değildi. Derlenip toparlanıp seçmenin karşısına çıkılmasına az bir süre kala küçük hesapların bir yana bırakılması ve amatör bir ruhla “çarıkların” giyilmesi günüdür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.