HEP SİYASET OLMUYOR Kİ…

Birkaç haftadır siyaset dışı –ne kadar siyaset dışı yazmışım ben de anlamadım ama- yazı yazmam bazı okuyucularımı rahatsız etmiş…

Ülkenin siyaset ile yatıp kalktığı bir ortamda niçin siyasi yazılar yazmıyorsun diye başımın etini yiyorlar…

İyi de, siyasetle ilgili, özellikle de Elazığ siyaseti ile ilgili tamamen gerçek olan bir şeyler yazıyorum, birileri hop oturup hop kalkıyor…

Bilirsiniz, beni de tanırsınız, suya sabuna dokunmayan yazı yazmayı oldum olası beceremem…

Hoş, ortalığın pislikten geçilmediği bir ortamda suya sabuna dokunmamak ne kadar akıllık onu da sizin takdirinize bırakıyorum…

Suya sabuna dokunmadan bu kadar pislik nasıl temizlenecek peki?

E, şuna karışma, bunu yazma derken o zaman ortaya tatsız tuzsuz bir şey çıkıyor ki bu da kimseyi memnun etmiyor…

AKP ve MHP anlaşarak mahalli seçimlerin tarihini 27 Ekim 2013’ aldılar… Demek ki sandığın önümüze gelmesi için sadece bir yıl kaldı…(Meclisten gerekli olan 367 alınamadı, sonuç ne olacak pek belli değil ama lafının çıkması bile yeterli, bu seçimler Ekim 2013’alınacak gibi.)

Arkasından Cumhurbaşkanı seçimi ve hemen arkasından da genel seçimler var…

İstesek de istemesek de siyasetle yatıp kalkacağımız günler hemen yanı başımızda…

Belediye seçimlerine bir yıl var ama aday adayları lacivertlerini giymiş bile…

Genel olarak açıklayanların dışında, sadece çevresine ve yakın dostlarına söyleyerek havayı yoklayanlar da az değil…

Kulislerden sızanları anlatırım bir gün…

Ancak mevcut belediyenin durumundan fırsat bulup yazabilirsek söyleyecek çok şey var da…

Hiç zaman bulamıyoruz ki…

Konuyla hiç ilgisi olmayanlar bile her gün çalışkan (!) belediyemiz ve onun asabi reisi ile ilgili akıl almaz şeyler anlatıyorlar…

Asabi dedim de açıklayayım…

Yerel kanallarımızın verdiği ölçüde Belediye Meclis toplantılarında olup biteni kaçırmamaya çalışırım…

Ekim ayı toplantıları sürerken Süleyman Bey, o kadar hiddetli ve asabiydi ki yüzünün rengini anlamakta şaşırdım…

Ayağa kalkan her meclis üyesini azarlaması, sözünü kesmesi, sesinin tonunu sürekli yüksek perdeden tutması, o alıştığımız, munis, esprili, güler yüzlü Selmanoğlu’nun nerelere gittiğini sormamıza sebep oldu.

Ortada kızacak, bağıracak –bize göre- pek de bir şey yokken bu kadar celallenmesi, özellikle MHP’li meclis üyelerince de anlayışla kabullenilmesi ise ayrı bir hayretlik durum…

En tabii olan muhalefet görevlerini yapmak için ayağa kalktıklarında, öğretmenlik günlerinden kalma bir edayla onları yerlerine oturtması, Süleyman Bey’in on yıllık iktidarında görmediğimiz bir davranıştı…

Kulağımıza gelenleri iyice tahkik ettikten sonra size tabii ki anlatacağım…

Ama anlayamadığım tek şey, bu kadar koku, hem de pis koku gelirken Sayın Başbakan’ın bu kokulara burnunu tıkaması ve Elazığ Belediyesi ile ilgili hiçbir tasarrufta bulunmamasını çözemedim.

Eğer sizin bildiğiniz bir şey varsa nolur yazın…

Milli Görüş geleneğinden gelmeyen, AKP gömleğini ise pek üstüne oturtturamayan Süleyman Bey’e niye bu kadar tahammül gösteriliyor gerçekten, ama gerçekten anlamıyorum.

Aslında siyaset dışı, şuradan buradan yazacaktım ama nereden nerelere geldik ben de şaşırdım.

Ama söz, bir dahaki sefere siyaset yazacağım artık…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.