HAYALİ BİLE GÜZEL

İlk önce Günışığı Gazetesindeki köşesinde Murat Kuşçubaşı’ndan duydum bu Büyükşehir meselesini… 

Kuşçubaşı, kimseden destek almadan, bireysel olarak bir kamuoyu oluşturmaya çalıştı… Kısmen de muvaffak oldu… 

Kimsenin aklında bulunmayan bu mesele Elazığ’da tartışılmaya başlandı. 

Konuyla ilgili bir-iki yazıda ben yazdım… 

Hatta bu işin olabilirliğine inanmadığımı, hakkımız olan Bölge Müdürlükleri bile ilden giderken, mevcutları korumada fikir birliği sağlayamayanların, tutmayan nüfusumuz, olmayan birlikteliğimiz, yatan siyasilerimiz ile bu işin zor olacağını belirttim. 

Hatırlıyorum, yazımı “biz büyük şehir olmaya layık mıyız?” gibi ağır bir soruyla bitirmiştim. 

Bugün, dün söylediklerimi yine düşünmek ve savunmakla birlikte biraz daha ılımlı bakıyorum meseleye… Bunda yazılıp çizilenlerin yanı sıra, konuyu daha gürültülü bir şekilde gündeme taşıyan Bilal Çoban’ın da etkisi var. 

Geçenlerde kısıtlı bir dost meclisinde “6 il el ele Büyükşehire” projesinin ayrıntılarıyla ilgili verdiği bilgileri dinledikten sonra benimde aklımda “niye olmasın” sorusu belirdi. 

Ancak toplantıyı erken terk etmek zorunda kaldığımdan en baştan beri kafamı kurcalayan “biz gerçekten Büyükşehir olmayı hak ediyor muyuz?” sorusunu Sayın Çoban’a soramadım, gördüğüm ilk karşılaşmada cevabını almayı umuyorum. 

Büyükşehir sadece belli klasik kıstasları tutturmakla olmamalı bence… 

Şehrin her şeyiyle bu duruma hazır olması gerekiyor… 

Yıllardır yazdığım ve sizlerle birlikte paylaştığım şeyleri burada tekrarlamanın kimseye bir faydası yok… 

En basiti, yolda yürümeyi bilmiyorsak büyükşehir olmayı hak etmiyoruz… 

Trafikte daha sarı yanarken kornaya basıp, bir de elimizle o mahut işaretleri yapıyorsak neyimize bizim Büyükşehir? 

Hala, dükkânlarımızın önünde, bu soğuğa rağmen oturuyor gelip geçenleri sayıyorsak, biz böyle iyiyiz vallahi…

En önemlisi hala bizi temsil edecek, büyükşehirlere, yeni ufuklara taşıyacak temsilcileri seçemiyorsak, gitsin gittiği yere kadar, ne uğraşıyorsunuz… 

Biz bu tartışmalarla didişirken AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi, 11 ilin büyükşehir olması için çalışmaların hızlandırıldığını, yakında sonuç alınacağını açıkladı. 

İlk başta depremden zarar gören Van’ın yer aldığı bu 11 il; Manisa, Aydın, Balıkesir, Muğla, Tekirdağ, Kahramanmaraş, Denizli, Hatay, Şanlıurfa ve Trabzon… 

Elazığ’ın yer almadığı iller arasında, 750 bini 10 bin kişiyle kaçıran Malatya’da yok… 

Diyecekseniz ki, Malatya neder -eder bu işi kotarır… Doğrudur, Malatya bir şekilde bu işin içine girer de biz nolocağız, onu bilmiyorum… 

Büyükşehir olmamız halinde, bir kalemde eski parayla 180 trilyonluk bir kaynağın şehre akıtılacağını duyunca inanın heyecanlanmamak elde değil… Elazığ Belediyesi’nin bu yılki bütçesinin 190 trilyon olduğunu söyleyeyim de siz varın hesaplayın gelecek paranın önemini… 

Hayal etmesi bile insanı ısıtıyor valla… 

Neredeyse bir Elazığ daha olacak… 

Tabii harcamasını bilene… 

Neyse… 

Toparlayalım artık… 

İçimde kalmasın, son günlerde şehirde yaşanan büyük trafik keşmekeşini gördükten sonra, buna sessiz kalan emniyet yetkililerini hayırla yâd etmeden geçemeyeceğim… 

Rast gele parklarla artık trafiğin tıkanma bir yana kilitlendiği bir ortamda tek bir polisin olmaması, insanı merak ettiriyor… 

Hadi bir kısmı tayini çıkan Emniyet Müdürünü uğurluyorsa gerisi nerede… 

Ya bu işi köşesine, gazetesine, TV’sine taşıması beklenen medya mensupları mı nerede? 

Onlar da her zamanki gibi giden müdüre yalakalık peşinde… 

Veda yemeklerinde plaket verip, methiye düzüyorlar… 

Allah hayırla ıslah etsin, ne diyelim… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.