Geriyorlar

“Şimdi ülkenin bu kadar derdi tasası varken sen niye yazmıyorsun” diye sitem ediyorsunuz, arayıp soruyorsunuz da, ben de hep diyorum ki, o dediğiniz konuları başkaları yazıyor çiziyor, bizim gücümüz oralara da yetmiyor, eğer elimizden bir şey gelirse onu da şu Elazığ için kullanalım…

“Taksim’den Tahrir çıkar mı?”, “Tayip Bey, Kasımpaşa üslubunu bırakır m?” “Olaylar hükümeti istifaya kadar götürür mü?” türünden soruların cevabı yaygın medyada yeterince aranıyor.

İlk günlerde olayları görmezden gelen ve hiç vermeyen merkez medya, gelen baskılar sonucunda bir anda ters dönüş yaptı…  Artık her kanalda hükümet yanlılarının yanında, muhaliflerin de sesini duymaya başladık. Hükümeti ve en önemlisi başbakanı savunmaya çalışanların her ne kadar söyleyecek bir sözü olmasa da ve savunmada güçlük de çekseler yine de bir şeyler gevelemeye çalışıyorlar.

Ancak herkes tarafından kabul gören ve bu kavga görüntülerinin bir an önce bitmesini savunanların görüşü –ki ben de o görüşteyim- gerginlik getiren söylemlerin bir an önce sonlandırılması…

Sayın Başbakan çıksa dese ki, “ey Milletim, sizi seviyorum, bağırdıklarınızı da anlıyorum ve dinliyorum… Hatta kıymet de veriyorum… Gelin konuşalım, zaten yüzde elli biri zor tutuyorum gibi bir şeyi de sehven söyledim…” İnanıyorum, “marjinal” denilen gurupların dışındaki –sayıları birkaç yüzü geçmiyor- herkes evine dönecek…

Ama “ben de istersem bir milyonu toplarım” türünden “efelenmeler” olayları içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Bütün bu hadiseler karşısında şehrimizde de akşam saatlerinde toplanan 50–100 kişilik grup, Hastane Caddesinden girerek, Gazi Caddesinde bir tur atıp Şehit İlhanlar’dan evlerine dönüyorlar. Emniyetin duyarlı tutumu ve şehrin geneldeki anlayışlı havası sayesinde çok şükür hiçbir olay vuku bulmadan protestolarını gerçekleştiriyorlar. Bütün temennimiz tepkinin bu seviyede kalması…

Protesto demişken, İmam Hatip Lisesi’nde bir öğrenci tarafından (bu mahlûka öğrenci demeye de dilim varmıyor ya) bıçaklanan öğretmene destek ve olayı kınamak için Öğretmenevi önünde toplanan eğitim sendikalarına da bir çift sözüm olacak…

Olay kötü, olay çirkin, olay iğrenç… Kabul de, perşembenin gelişi çarşambadan belli oluyordu zaten…

Aylardır ilimizde sadece eğitim çalışanlarına değil bütün topyekûn kamu görevlilerine bir şiddet uygulaması görülüyordu. Daha bir hafta önce bir lisemizde, üç çalışan bir velinin saldırısına uğramıştı.

Defalarca bu köşede, eğitimde sorun olduğunu, bunun çok kapsamlı olarak bir eğitim şurasında konuşulması ve tartışılması gerektiğini yazdım…

Yetkililerden hadi vazgeçtim, bu bağırıp çağıran sendika yetkililerinden destek amaçlı iki kelam duymadım. Şimdi “Basra harab olduktan sonra” toplanıp “öğretmene uzanan eller kırılsın” diye bağırıyorlar… Kırmayı bırakın da o eli kim tutacak, kim engel olacak?

İl Milli Eğitim Müdürü kendisine oda yapıyormuş, tedbir alması gereken diğer yetkililer yılsonu etkinliklerde yaş pasta yiyormuş, eski Adalet Sarayı’na şahane makamlar döşeniyormuş…

Hayırlı olsun…

Güle güle otursunlar, eğer otabilirlerse…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.