GEREĞİ YAPILDI

ANAYASA Mahkemesi "Dinleme yasal" diyerek tele kulak uygulamasına imkân tanıyan bir görüş açıklıyorsa ona görevi veren anayasa anlayışının mutlaka sorgulanması gerekiyor demektir. 

Haber Türk gazetesinin önceki günkü manşetinde bu konu vardı..
Vatandaşların telefonlarını dinlemeye imkân tanıyan İletişim Yasası ndaki hükme. süresi içinde itiraz edilmediği için, madde 2021 e kadar geçerli. Yani, cumhuriyetimizin 100 üncü yılını bu hükmün gölgesinde ve yaktığı binlerce canla birlikte kutlayacağız...
AKP nin saptadığı "2023 hedefi" inde yer alan bireyin özel hayatına dokunan sapık anlayıştan biri de bu; sevsinler iktidarın bu anlayışını!..
Her telefonun dinlenmesini yasal hale getiren, dincilerin "Cennetmekân" diye andıkları 2 nci Abdülhamit değil, 1 inci Recep Tayyip Erdoğan..
Yasaya hükmü o koydu, koydurdu ve uygulattı.. 
Abdülhamit döneminde, ne cep telefonu vardı ne başka telefon..
O nedenle onun dinleme aygıtları, sadece su aygırına benzeyen hafiyeleriydi..
1 inci Recep Tayyip Erdoğan iktidarı bugün, ilerleyen ve gelişen teknolojinin bütün imkânlarını TİB aracılığıyla kullanıyor. 
Günümüzdeki son model teknik cihazlar, iktidardan beslenen yavşakların elinde; kendi halindeki vatandaşları dahi dinlemeyi siyasal görev sayıyorlar.. 
Yellenseniz, af buyrun osuruğunuzu bile AKP statükosuna ve vesayetine düşman belleyecekler.
Ne vesvesedir bu Ya Rabbi!

****
"Bu eğitim ve öğretim sistemiyle ülke aydınlığa kavuşamaz" dediğimizde AKP li yalakalar hop oturup hop kalktı..
Şu hale bakınız; önümüzdeki yıl YGS yok, olgunluk sınavı var..
O sınavı geçen, seçme ve yerleştirme amaçlı bir sınava tabi tutulacak..
Hoş o güne kadar bu sistemden de vazgeçerler ya..
Bunlar, bir sınavı doğru dürüst yapamadıkları gibi, on yıldan beri de eğitim ve öğretim hayatımızı arızasız ve çağdaş ülkelerdekine benzer modern bir anlayışa oturtamadılar..
Eğitim ve öğretim hayatımız kirli çıkın olmaktan kurtulamadığı gibi -bir kez daha af dileyerek benzetme yapayım- "O..pu bohçasına" döndü..
Her renkte, her biçimde, her şekilde giysinin bir arada olduğu ve albeni düzeyi olmayan giysilerin bir arada tutulduğu bohçaları eskiler, bu deyimle ifade ederdi; ben de o deyimi dile getirerek eğitim ve öğretim hayatımızın ne noktada olduğunu kısa yoldan anlatmak istedim.. 

****
Oysa muhalefet partileri, üniversite sınavının gençlere bela olduğunu, sınava gerek olmadığını söylüyor ve çözümü de anlatıyorlar. AKP, muhalefetin sesine kulak verip sistemi düzelteceğine kulaklarına pamuk tıkıyor, gerçeklere sırtını dönüyor..
Aynı AKP değil mi ülkede yüz küsur üniversite olduğunu bağıra bağıra söyleyerek oy almaya ve övünerek pay çıkarmaya çalışan.. 
Badem bıyıklıları da "Ham hum şarolop" diyerek kaşla göz arasında profesör ve doçent eyleyen de bu iktidar...
Ama yine de ülke, öğretim üyesi sıkıntısı çekiyor; dolayısıyla sokaklar, sınavı geçememiş öğrenci ve bilgi yetersizliği yüzünden iş bulamayan üniversite mezunlarıyla dolup taşıyor..
Baştan aşağı faul bir eğitim ve öğretim anlayışı..
Sadece anlayışı faul değil, uygulaması da ofsayt!

****
Alın size bir kepazelik daha.. 
Açık Öğretim Lisesi Sınavı’yla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı...
Şimdi dikkat buyrun söyleyeceklerime..
İstanbul, Ankara, Mardin, Ağrı, Batman, Şırnak, Bartın, Şanlıurfa, Siirt, Diyarbakır, Bitlis başta olmak üzere 42 ilde öğrencilerin büyük kısmının kopya çekmesine göz yumulduğu ortaya çıktı..
Böyle kepazelikler, statüko diye karşı çıktığı cumhuriyet ve laiklik karşıtı AKP nin statükosuna ne de güzel yakışıyor değil mi!

****
Erdoğan ın, "Ben geleceğim de o Korgeneral ayağa kalkmayacak ha.." dedikten sonra emekli Korgeneral Engin Alan hakkında söyledikleri aklımdan çıkmıyor..
Bakın daha ne dedi:
-Kalkması gerekirdi. Kalkmadığı anda da bedelini öder, o ayrı mesele. Zaten bedelini de ödedi, sonra da gereği yapıldı. 
Kılıçdaroğlu nun buna verdiği yanıtı da dinlemiş olmalısınız, o da dedi ki:
-Silivri demek ki Recep Bey in özel hapishanesi..
Onu bilemiyorum, şunu biliyorum; kin ve öfke, Erdoğan ın içsel zaaflarından biri...
"Gereği yapıldı" diyerek ikisini de sergilemiş oluyor ve tespitimi da teyit ediyor. 
Oysa Türkiye nin, içsel zafiyetleri olan siyasetçilere değil, ruhsal olgunluğa ermiş siyasetçilere ihtiyaç var.
12 Haziran da onları sandıktan çıkarmalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.