F KLAVYE

Bu kadar işin gücün arasında F klavye de nereden çıktı demeyin…

Bakanlığın yayınladığı bir genelge ile bundan sonra artık okullarda ve kamu kuruluşlarında belirli bir zamana yayılarak F klavyeye geçilecek…

Yıllardır savunduğum ve evdeki bilgisayarımda ısrarla kullandığım F klavyenin böylesine, bakanlığım tarafından gündeme alınarak lehime karar vermesi beni çok mutlu etti.

Biz daktilo nesliyiz…

Bilgisayarın icadı yapılmadığı yıllarda ne günlerimiz oldu daktiloyla…

Şerit değiştirme, harfleri üst üste vurma, yanlış yazınca ne yapacağını şaşırma o günlerin tatlı hatırası olarak kaldı…

Şimdi diyeceksiniz ki, ikisinin de klavyesi var… Parmak o klavye üzerinde gezinir, tuşlara basar, kelimeler birikir, o da yazı haline gelir…

“Ak üstünde karalar, birbirini kovalar” mantığı değil bu iş…

F klavyeye göre harf dizilişini bulanlar, “Türkçeyi daktilo marifetiyle en kolay nasıl yazarız” sorusuna kafa yorup burulara kadar gelmişler…

Önce Türkçenin kelimelere yayılan ses uyumu, en çok kullanılan harflerin oranı, ölçüleri belirlenmiş tek tek…

O zamanlar daktilonun büyük bir saltanatı var…

Bilgiyi daha parmakla saymaya başlamamışız…

Bu dediğim 1955 yılı… Hükümet adamları F klavyenin teknolojik yazılımda esas olduğunu kanuna bağlamışlar…

Daktilo dışarıdan alınacaksa klavyesi illa ki milli olacak…

Ancak bizde yasaklar fazla uzun sürmez… Dış dünyaya açılırken ölçüler yine şaşmış…

Ahali zaten önce Fransızca, sonra İngilizceye baştan âşık…

Kız çocuğu dünyaya geliyor, adını Sue Ellen diye yazdırıyor nüfusa… Oğluna da Ceyar adanı koyacak da komşulardan çekiniyor…

Bizim F klavyenin saltanatı da işte böyle bitiyor… Bir anda Q klavye giriyor hayatımıza…

Dilimizdeki bu yabancılaşma ve kendimize gelme otuz seneyi bulmuş…

Bir lokanta açıp adını herkesin bildiği bir şey koyuyorsunuz, gelen giden yok… Aynı gün adını değiştir yenisini as, diyelim “La Maison” diye bir şey yap…

İki gün önce sinek avlayan restoran, adam kaynamaya başlıyor…

1960’tan 90’lı yıllara kadar millet çocuğunu daktilo kursuna yazdırırdı… On parmakla yazmayı hepsi de F klavyede öğrendiler.

Ancak o günlerde kızlara söz geçti de bilgisayara laf anlatamadık…

Geçen bir yerde okumuştum galiba…

Vestel’in sahibi Ahmet Nazif Zorlu’ya sormuşlar, F klavye meselesini ve “Niye üretmiyorsunuz?” demişler…

Tüketici piyasasının yüzde otuz dokuzu hala F klavye kullanırken adamın cevabı tam bir “umursamazlık” örneği…

“Ben bu işten anlamam ama ilginç gözüküyor…”

Hükümetimiz bu işe el attığına göre yakında kesin çözüm de bulunur…

İthal diz üstülerde F klavye mecburiyeti getirilirse bakalım ne yapacak direnen kardeşlerimiz…

Ama açtığı köfteci dükkânına “Lö köfte” tabelası asıp, kendini Fransız geni taşıyan Türk girişimcisi süsü verenler zaman içerisinde bu sürece de alışacaklar…

Yeter ki meseleye akıllı yanaşalım…

Ha Q, ha F…

Biz yazarız bir şekilde…

Ama dilimize uygunluğu ve kolaylığı sebebiyle illa da F diyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.