ENSEYİ KARARTMAYALIM DA…

KAMU-SEN Başkanı Kerim Eflatun Bey, yaz boyunca aşağı yukarı bütün sivil toplum kuruluşlarını gezdi…

Söylediklerini basın marifetiyle takip ettim…

Gittiği her yerde mealen, “Elazığ’da bir şeyler oluyor, şehrimiz tamamıyla sahipsiz kaldı veya bırakıldı, acilen bir şeyler yapmamız gerek” deyip durdu…

Bu ziyaretlerin sonucuyla ilgili olumlu bir gelişme oldu mu bilmiyorum, ancak bildiğim, şehirde bazı hassasiyetleri olan insanların aşırı bir tedirginlik içerisinde olduğudur…

Şehrin birçok problemi karşısında konuşması gerekenler suskun durumda…

Çözüm merciinde olanlar ise kendi hallerinde…

“Bazı mahallelerde güvenlik zafiyeti yüzünden belli saatlerden sonra artık sokakta dolaşılmadığını” Gazi Caddesinde mikrofon tutulan vatandaşlarımız söylüyor.

Şehrin öncelikli meselesinin artık “işsizlik” olmaktan çıkıp başka başlıklara kaydığını görüyoruz.

Ama bana göre en önemlisi “sahipsizlik” ve bu duygunun son sürat herkese sirayet etmesi…

Hani daha önce yazmıştım ya…

“Umutsuzluk” aldı başını gidiyor, diye filan…

Şimdi de herkes birbirine “bizim sahibimiz yok mu?” sorusunu sormaya başladı…

Siz ne yaparsanız yapın, Hakan Bey gibi, sabah itinayla giyinip işe gitmek için yola çıktığınızda bastığınız kaldırım taşından fışkıran su boydan boya elbisenizi mahvediyor ve gerisin geriye hayır duaları ederek üst baş değişmeye eve dönüyorsanız, sizin için her şeyin sonudur artık…

Aylardır kapatılmayan çukurdan arabanız zarar görüyorsa, yerel televizyonlarda “biz şunu, bunu yaptık” nutukları ilginizi çekmiyordur mutlaka…

Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Bilal Çoban bireysel gayretleriyle kamuoyu oluşturmaya çalışıyor…

Elazığ’ı ömründe bir kere görenlerin bile “bu Çimento Fabrikası şehrin göbeğinde ne iş yapıyor?” sorusunu sorduğu şehrimizde, fabrikanın kaldırılması ile Demiryolu’nun daha güneye kaydırılması için bir kampanya başlatıyor.

Tek başına bu gayreti sonuç alır mı bilmiyorum…

Ama karınca misali, bir yerden başlamanın gerektiği de bir gerçek…

Altmış küsurunun bir araya gelerek olur olmaz her olayda bir açıklama yayınladığı STK garabetinde, yürekli bir çıkış/çıkışlar yapması alkışlamaya değer bir olay…(Emlakçiler Odasının Yaşar Düğün Salonunun önüne astığı Yeni Anayasaya destek afişi dört ay sonra nihayet indirildi… Anayasa çalışmaları sürerken Elazığ’dan böyle büyük bir desteğin(!) gitmesi, mebuslarımızı da büyük oranda yüreklendirmiştir bence…)

Sivil Toplum Kuruluşu olmanın gereğini yerine getirmeyen evinde otursun…

Neyse yine yüreğinizi darlattım…

Çetin Altan’ın yazılarında sık sık kullandığı “enseyi karartmayalım” sözüne ithafen, “karartmayalım da, nasıl?” sorusunun cevabını bulsam ben de rahatlayacam, sizi de üzmeyecem.

Ama inanın bulamıyorum…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.