ELAZIĞ’IN DEPREMLE İMTİHANI

En ufak bir sarsıntıda bile aklımıza gelen “Deprem” hayatımızın bir parçası haline geldi…

Hele depremlerden sonra televizyonlara çıkıp uzman edasıyla konuşan ve üç beş gün veya yıl sonra Türkiye’nin yerle bir olacağını söyleyen uzmanları dinleyince insanın içi iyice kararıyor.

Ama şunu iyi biliyoruz ki, deprem olacak…

Türkiye deprem kuşağı üzerinde…

Elazığ’da fayların tam üzerinde kurulmuş…

Hatta yarısı birinci, diğer yarısı da ikinci derecede deprem bölgesi olarak tanımlanıyor.

Bir zamanlar deprem konusunda her gün açıklamalarını takip ettiğimiz ve şu an hasta olan (Allah acil şifalar versin) Ahmet Mete Işıkara, Elazığ’da yedi şiddetinde bir depremin her an olabileceğini söylüyordu.

Yine Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi; Elazığ’la beraber yedi ilin daha deprem kuşağına alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Bu gerçekleri veya bilinenleri uzatmak mümkün…

İyi de iç karartan bu manzaradan sonra ne yapmak gerek…

İşte bunları konuşmak için Ülkemizde, hatta dünyada bunu en iyi bilen uzmanlardan birini, Ahmet Vefik Alp’i dinledik geçen akşam…

Sadece Elazığ’ın değil, Türkiye’nin de resmini bütün çıplaklığıyla önümüze koyduktan sonra, söyledikleri yapılsa veya dikkate alınsa bir nefes aldıracak gibiydi…

Kentsel dönüşümden söz etti Ahmet Vefik Alp…

Anca Türkiye’de yıkılıp yeniden yapılacak yedi milyon civarında binanın varlığı ürküttü hepimizi…

Bunların tümü kazasız belasız yıkılsa, hafriyatı yapılabilse (nasıl yapılacaksa), yeniden insanların evlerine kavuşması seksen seneyi buluyor dedi.

İyi de kimsenin bu kadar zamanı yok ki…

O zaman dünyanın kabul ettiği, bazı daha pratik çözümler gündeme gelmesi gerekiyor…

Mesela durumu acil olan binaların güçlendirilmesi gibi…

Özelde Elazığ’dan da bahsetti Sayın Alp…

Elazığ’ın sokaklarının kendisini “karamsarlığa” sürüklediğini söyleyen Alp, özellikle sokakların dar olması ve bitişik nizamın tehlikeyi daha da artırdığını ifade etti…

AKM’yi dolduran çok sayıda insan merak ve heyecanla Ahmet Vefik Alp’i takip ederken, il yöneticilerinin kendilerince daha elzem (!) olan Elazığspor maçını tercih etmeleri ilginçti.

Salondaki birçok kimsenin bir kulağı da maçtan gelecek gol haberindeydi. Ama olası ve önlem alınmamış bir depremde maçın hayatımızı ne kadar kurtaracağını varın siz düşünün…

Bu haftada gülümseten bir yazı yazamadım.

Kusura bakmayın ama bu kadar moral düşürücü şeyin arasında nasıl gülümseriz ki?

Ama siz bana bakmayın yine zorla da olsa hafif bir gülümseme kondurun dudaklarınıza…

Gülmek her halükarda insana iyi geliyor ve sizi daha güzel gösteriyor.

Kalın sağlıcakla…

 

Not: Araya başka mevzuular girdiği için “Eğitim Şurası” meselesini haftaya bırakıyorum. Devam edeceğiz inşallah…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.