ELAZIĞ’DA NELER OLUYOR?

Ekim’in 20’sinden bu yana Elazığ’da garip şeyler oluyor.

Hakkâri Çukurca’da şehit düşen Mehmet Ağgedik’in cenaze merasiminden sonra, özellikle de ertesi günü, birileri şehirde, bir şeyler yapıyor, ya da yapmaya çalışıyor…

İlk gün, daha cenaze götürülürken, Hozat garajı civarından geçilirken taşkınlık yapanlar, mezarlık dönüşünde yine aynı yerde toplanarak bir partinin il binasına saldırmaya çalışmışlar.
Polisin biber gazı ve tazyikli su sıkması sonucu dağıtılan bu gruplar, ertesi günü Cuma namazı sonrası yine aynı yere yürümek ve saldırmak istemişler.

Elazığ küçük bir şehir… Caddede iki tur atınca tanıdığınız bütün insanlarla karşılaşmanız mümkün…

Buradan şuraya geleceğim… Bu olaylar olurken orada küçük bir dolaşma ile bu işlere bulaşanları görmeniz mümkün…

Ben de şehirde “olay var” deyince postahane meydanından İzzet Paşa’ya doğru ufak bir yürüyüş yaptım…

Evet… Yaşları 10–12 arası,- genç demeyeceğim- çocuklar ne için, nereye olduğunu bilmeden bağırarak, koşmaya çalışıyorlardı… Ellerini de bir siyasi hareketi simgeleyen işaretle bütünleştirmeye çalışan bu gençlerin, gerçekten de ne yaptıklarının farkında olduklarını sanmıyorum…

Birçoğunun sırtında okul forması olduğundan, genellikle ilköğretim çağında oldukları çok açık belli olan “çocukların” daha sakin bir şekilde geri yollanmaları gerekirken, barikat kuran polisin çok sert müdahalesi ilk gözüme çarpandı…

Çok şükür, Elazığ çevremizdeki bazı iller gibi terör olaylarının yoğun yaşandığı, buna bağlı şiddet olayları ile gösterilerin fazla sayıda olduğu bir şehir değil…

Bu konuda tecrübe sahibi illerdeki polislerden takviye yapıldığını basından okuduk…
Hal böyle olunca daha küçük yaştaki ve okullarından belli ki ne amaçla olduğunu bilmeden gelen bu çocuklara uygulanan sert tedbirleri anlayamadım…

Yine bu konuda açık tavır belirleyip, aynı günlerde açıklama yapan MHP İl Başkanlığı ve Ülkü Ocakları’nın “biz bu işlerde yokuz” demelerine rağmen, birilerinin ısrarla bu camiayı töhmet altında bırakmaya yönelik çabalarını da anlayamadım…

Elinde beş parmağı olan herkesin yapabileceği işareti gösterenlerin “ülkücü” olamayacağı veya bu teşkilatla ilişkilendirilemeyeceği gün gibi aşikâr iken, bu aşırı gayretkeşliği bir türlü çözemedim.

Kenardan olayları gözlemleyen birçok Elazığlının bu çocukların önünde olan ve fiziki eşkâlinin herkes tarafından görüldüğünü söyledikleri tahrik edici kişiler, emniyet güçleri tarafından belirlenemiyor mu veya tespit edildiyse kimlikleri niye açıklanmıyor, bunu da anlayamadım.
Bu arada olayları maksatlı olarak yine Fırat Üniversitesi’ne yıkmaya çalışan ve isimleri bu kurum tarafından net olarak açıklanan iki gazeteci hakkında ne işlem yapıldığını da merak etmiyor değilim.

12 Haziran seçimleri öncesinde ortak bir dostumuz vasıtasıyla tanıdığım, o zamanki il başkanı şimdi CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın kimden almışsa tamamen yanlış olan bilgilerle TBMM’de verdiği soru önergesini de anlamsız buluyorum.

Kesinlikle eksik ve yanlış bilgiye dayanan bu önergedeki soruların muhatapları gerekli açıklamaya yaptıkları için ben ayrıntısına girmiyorum. Ancak Veli Ağbaba gibi üzerimde çok aklı başında bir görüntü bırakan zat, böylesine bir eksik ve yanlış bilginin hesabını sanırım aldıklarına soracaktır.

Elazığ gibi hassas dengelere sahip bir ilde sorumluluk sahibi hiç kimsenin Veli Bey’in iddia ettiği gibi “Alevi ve Kürtleri” dışlayıcı, hakir görücü bir kelam etmesi mümkün değildir. Bu konuda sanırım yine muhataplar ve siyasiler gerekli açıklamaları yapacaktır.

Bu şehirde aklı başında hiç kimse bu tür olayların olmasını istemez…
Yine sorumluluk mevkiindeki hiçbir yetkili provokasyonlara meydan vermez… Vermemelidir de…
Ancak provokasyon diye diye bu milletin milli reflekslerinin zayıflatılmasına da müsaade edilmemelidir.

Ellerine Türk bayraklarını alarak, meydanlarda acılarını paylaşmak isteyen insanlara, “aman birileri tahrik olur” diyerek engel olmak da sağlıklı bir düşünce değil…
Filistin’de, Gazze’de İsrail’in yaptıklarına karşı neredeyse savaş ilan etmeye kalkanların, 20’li yaşlarda çocuklarını kaybedenlerden metanet beklemesi ne kadar insafa sığar?
İnsanları “provokasyon” öcüsü ile sindirmek isteyenler, bu asil milletin milli refleksini kırmak isteyenlerdir.

Ben aziz Elazığ insanın kardeş kavgası gibi bir basitliğe düşmeden bu pis terörü telin etmeyi bilecek kadar olgun, aklı başında olduğuna inanıyorum.
Her şehit cenazesinde bu “provokasyon” teranesini söyleyenlerden de sıkıldım artık…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.