ELAZIĞ BELEDİYESİNİ TÜRKİYE’DE DUYDU

Uzun bir aradan sonra Elazığ yine ne yaptı ne etti Türkiye gündemine oturdu. Hatırlarsanız daha önce de böylesine birkaç olay sebebiyle ülke manşetlerini günlerce meşgul etmiş, tanıtımdan  (!) gerekli payımızı almıştık.

Müslüm Hoca’yı,  Yasin Hayal’i, şunu bunu yeniden yazacak değilim.

Bilenler bilir…

Bu seferki de ötekilerden farklı değil.

Ancak bu söylenenler ve anlatılanlar da bizim için yeni değil…

2009 seçimleri öncesi MHP’nin Belediye Başkan adayı Enver Erdem seçim çalışmalarının bütününde bu konuyu işledi.

Çıktığı TV konuşmalarında, basın beyanatlarında aşağı yukarı konunun tamamını, belediyeyi beş yıldır yönetenlerin yaptıklarına ayırdı.

Özellikle araç kiralamadaki yolsuzlukları belgeleriyle açıklayan Erdem’in gösterdiği belgeler hepimizin hafızasındayken bugün olanlara bir anlam verememek neyin nesi çözemiyorum.

Her şey milletin anlayacağı şekilde izah edilirken, 29 Mart’a bu şehir Süleyman Bey ve ekibine 77 bin oyla güven tazeledi ve bir beş yıl daha yetki verdi. 

Şimdi aynı Enver Erdem iki yıl önce Elazığ’a anlattıklarını meclis kürsüsünden Türkiye’ye anlatıyor.

AKP Grup Başkan vekili ve Elazığ’daki gibi bir yolsuzluk iddiası ile gündeme gelen Kayseri’nin milletvekili Mustafa Elitaş, Erdem’e belediye yetkililerinden aldığı derme çatma bilgilerle cevap vermeye çalışıyor.

Oysa aynı Elitaş, üşenmese Elazığ’ı bir arasa, kendi partisinden birkaç kişiye konuyu sorsa, hatta Belediye Meclis Üyelerine danışsa, hata hatta Murat Ünal ile konuşsa hiç böylesine bir polemik yaşanmayacak…

O Murat Ünal’ki AKP’nin iki dönemdir belediye meclis üyesidir ve bu yolsuzluk iddiaları ile ilgili en fazla bilgi ve belgeye sahiptir.

Hatta o kadar çok şey biliyordur ki, fiili bir saldırıya maruz kalarak kendisine gözdağı bile verildiği iddia edilmektedir.

Bu tartışmaların temelini oluşturan belgeler ilk olarak Murat Ünal’ın konuşmalarıyla gün yüzüne çıkmıştı…

Neyse bu işin tarihi yönü…

Bugünkü kısmı itibarıyla, Süleyman Bey bir basın toplantısı düzenleyerek Enver Erdem’in iddialarına kendince cevap verdi.

Söylediklerinden çok, Süleyman Bey’in her zaman alıştığımız güler yüzlü, babacan halinin dışında, hiddet ve şiddetini seyretmek zorunda kalmamız dikkatlerimize takıldı.

O ne asabiyet, o ne celal?

Elleri titreyerek, kelimeleri vurgulayarak ve bağırarak birkaç fatura gösterdi, birkaç da rakam telaffuz etti.

Ama korkumuzdan anlatılanlara pek kulak veremedik ki…

Enver Bey’in söylediklerini çürüttüğü belgelere, sanırım Sayın vekil Çin dönüşü cevap verecektir.

Devlet ciddiyetini taşıyan her bürokrat gibi, yıllardır kamuda görev yapın Enver Erdem’in de elinde belge olmadan kimseyi yalan yere suçlayacağını sanmıyoruz.

En çok tartışılan “yaklaşık maliyet gerçekleşme bedeli” kavramı üzerinde iki tarafından da bizi aydınlatacak sözleri vardır sanırım.

Ancak bu kadar sinirlenen Süleyman Bey’in yargıda olan bu işe bir an önce son vermek için aklanmanın yolunu araması en doğru olan şey değil mi?

Çıkıp mahkeme önünde gerekli hesabı verip rahatlama varken “dedi ki, dedim ki” muhabbeti ile kafa karıştırmanın anlamı ne?

Sokakta çevirin üç kişiyi, sorun “belediyede ne oluyor?” diye alacağınız cevap da sizin yol haritanız olsun…

İnsanların laf kalabalığından çok icraata prim verdiğini o zaman görürsünüz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.