EĞİTİMDE BAŞARI GELECEK Mİ?

 

Siyasete odaklanınca memleketin asli problemlerini unutuyoruz.

Daha önceki yazılarımızda ilimizin ülkedeki eğitimin gidişatıyla doğru orantılı olarak nasıl gerilediğini ayrıntılı olarak anlatmıştım.

Zaman zaman eleştirmeme rağmen Nihat Büyükbaş’ın Milli Eğitim Müdürlüğü dönemini inanın çok özlüyorum. Toplam Kalite Yönetiminin yukarıdan aşağıya doğru geldiğini herkes bilir.

Sayın Büyükbaş’ın döneminde, benim istediğim seviyede olmasa bile ciddi bir ivme kazanmıştı bu şehir…

Ama gelin görün ki şimdi geldiğimiz nokta hüzün verici…

Bu işleri test etmek için öyle eğitim uzmanı filan olmaya gerek de yok, evinizde oturduğunuz yerde deneyebilirsiniz.

“Oğlum üç saattir uğraştığın o kumanda aletini bırak!” veya “Kızım iki saattir saç tarıyorsun, dersine baksana…” dediğinizde çocuklarınız nasıl tepki veriyor?

Söylediğinizi anlıyorlar mı?

Eğer, aynı cümleyi size yarım saat içinde beşer altışar defa tekrar ettiriyorlarsa boşuna uğraşmayın… Büyük ihtimalle adam olmayacaklar demektir.

Çocuk oğlansa bir yere çırak verin, kızsa süsüne püsüne siz destek olun ki bir an önce koca bulup gitsin evden…

Kısa adı OECD olan “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü” adında ciddi bir kuruluş var, duymuşsunuzdur. Gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerden otuz beş üyeli bir örgüt ki o üyelerden biri de biziz… Bu OECD, her yıl on beş on altı yaş grubu gençler üzerinde eğitim araştırması yapıyor.

“Bakalım şu çocuklarımızın durumu ne, iyi eğitim verebiliyor muyuz?” niyetine…

Yapılan son araştırmada bizim çocuklar “Okuma ve Anlama” kategorisinde otuz beş ülke arasında sondan ikinci olmuşlar.

Matematik biraz daha hallice, sondan üçüncüyüz… Fen ve Bilimde de sondan üçüncülüğü kaptırmamışız kimselere…

Şimdi birileri eğitim sisteminde hamle üstüne hamle yaptığımız, her gün yeni bir reformu hayata geçirdiğimiz halde “okuduğunu anlama” dalında niye sondan ikinci olduk diye ortalığı birbirine katacaklar.

Ama o kadar da üzülmeye gerek yok… Bir önceki araştırmada puanımız 424 iken (yine sondan ikinciymişiz), son araştırmada 469 puan almışız.

Demek ki eğitimde yapılan reformlar yavaş yavaş meyvesini veriyor.

Sabredip, aynı şekilde çalışırsak kırk elli yıl içinde “okuduğunu anlama” kategorisinde yerimiz sondan beşinciliğe, hatta altıncılığa çıkacak demektir.

Eskiden modaydı…

Biri kayışı koparmış, kafayı boş döndürüyorsa, okumuşlardan biri çıkar “Et yerine buğdayla beslenirsen işte böyle olur” teşhisini koyardı.

Eee? Bugün ne diyeceğiz peki?

Ahali dayanmış, koyundu, danaydı ne bulursa götürüyor… Memlekette kese kese, yiye yiye hayvan nüfusu tükenme noktasına geldi.

Şimdi de suç hamburgerde mi diyeceğiz?

Geçen yıllarda bir TV reklamı vardı…

Reklamda belediye başkanını oynayan Şener Şen’e kasabanın berberi internet sayesinde uyguladığı saç kesimlerini gösteriyor…

Dört tıraşlı kafa… Dördünün de saçı jöleli… Şener Şen son lafı söylüyor:

“Her şey kafada başlar…”

Eğitim sistemiyle ilgili son lafı da ben söyleyeyim:

“Böyle başa böyle tıraş…”

 

Not: Elazığ’ın eğitim sorununa çözüm bulunması amacıyla yapılmasını teklif ettiğim “Elazığ Eğitim Şurası”yla ilgili inadım sürüyor. Yapılacağından pek umutlu olmasam da, sonuçlarının uygulanmasından yönetenlere çok güvenmesem de yine  ısrar ediyorum:

Bir an önce “Elazığ Eğitim Şurası” toplanmalıdır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.