DÖRT ARTI DÖRT ARTI DÖT ATTI

Matematiği oldum olası sevmem… Okul yıllarımda “şimdi sayısal” denen o derslerden hep nefret etmişimdir ve zorlayarak sınıf geçmişimdir.


Belki de bu yüzden ömrümün geri kalan kısmında hep yazıp çizme ile ve okumayla geçirmeye çalıştım. 

Rakamlarla uğraşmadan ise hiç hoşlanmam.

Yanımda para pul lafı edenlerden yavaşça uzaklaşır veya sessiz kalırım.

Böyle bir girişten sonra lafın nereye geleceği zaten başlıktan belli…

Ancak mesele TBMM’den geçtikten sonra Cumhurbaşkanı’nın da önüne gittiği için, siz bu satırları okuduğunuzda belki de Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğü de gireceğinden, 4+4+4 diye bilinen kanunla ilgili çok şey söylemek istemiyorum.

Zaten olan oldu, bitti…

Mecliste çıkması için el kaldıranlar da dâhil kimsenin konuyla ilgili fazla bilgisi olmadığından ben de herkes gibi işin bilinen kısımları ile ilgili düşüncelerimi yazacağım.

Yok yok merak etmeyin İmam Hatiplerin orta kısmı filan değil derdim…

Bir eğitim kanunun içine Kamu İhale Yasası’nın bazı maddelerini tırpanlayarak 20 bilmem kaç liralık tabletlerin ihalesiz alınmasını da anlatmayacağım…

Sekiz yıllık ilk ve ardından da ortaokulu bitirenlerin eline bir sertifika verilecek, ama bunun adı diploma olmayacakmış.

Öğrenciler diplomalarına 12 yılı tamamlayınca ulaşacaklarmış…

Fen ve Anadolu liselerinin de ortadan kalkacağı sistemin bu yönüne de değinmeyeceğim…

O zaman diyeceksiniz ki ne anlatacaksın?

Vallahi bu kanunun o kadar anlatacak yanı var ki, neresinden başlasam bir yazı konusu olur.

Bir kere o tabletlerin şöyle veya böyle alındığını varsayalım, çocuklar yazma işlemini hiç kullanmadan sadece okuyarak mı okullara gelip gidecekler?

 Yine en çok aklıma takılan soru, çok hassas olan bu elektronik aygıtların başına bir iş geldiğinde ceremesi kime çıkarılacak?

Küçücük çocuk eline verilen bu kıymetli tabletlerle kırıp dökmeden nasıl eğitim alacak?

Sorular, sorular, sorular…

Eğitim ciddi bir iştir…

Akşamdan sabaha ben bunu böyle yaptım demekle eğitimi yeniden tasarlayamazsınız.

Kaldı ki, daha yedi sene önce tamamen değiştirilen “yapılandırıcı” sistemin ürünlerini tam anlamıyla göremedik…

Toplumun bütün ilgili kesimleriyle görüşülerek ve eğitimin en önemli merkezi Talim Terbiye ve başındaki Ziya Selçuk’un idaresinde hazırlanan sistem daha yeni otururken bu ne değişiklik, anlamak mümkün değil…

Önergeyi hazırlayan AKP grup başkanlarının eğitimci olmadığını ise söylemeye gerek yok…

Zaten lüzum da yok…

Niye mi?

Bu memlekette herkes ne kadar futboldan, siyasetten, kokmuş tavuk etinden anlıyorsa o kadar da eğitimden anlıyor…

Çünkü herkes konuşuyor…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.