DERSHANE MESELESİ

Çevremizde akil adam biliniriz ya…

Millet sıkıştıkça danışacak birini arar ve ilk bulduğuna da sorar…

Demez ki bunun aklı kendine yetiyor mu ki, bir de bizim akıl versin…

Neyse…

Yolda karşılaştığım bir dostum çocuğunun dershane çağının geldiğinden dem vurarak, ne diyorsun hangisine yazdırayım deyince, daha önce bir-iki kere bu sütunlarda kaleme aldığımız bu mevzuuya bu sefer derinlemesine bir giriş yapalım dedik.

Böylece soru sorması muhtemel herkese cevap olsun…

Çocuğun varsa ömrünün bir döneminde mutlaka dershanenin kapısından geçiyorsundur.

Üşenmedim araştırdım, Türkiye’de tam üç bin sekiz yüz doksan altı dershane varmış…

Başbakan “ben bunları kapatıyorum” dedi ya, işte çarşı o zaman karıştı…

Buradan para kazananından tut da, öğretmenlik yapıp ekmek yiyene kadar, kayıt yapan memur, kapıdaki güvenlikçiye kadar herkesi bir telaş aldı.

Tabii, çocuğunu gönderecek olan veliyi de kaygı kapladı…

Oysa dershaneler sistemdeki başarısızlığın nedeni değil bence sonucudur.

Siz insanları tek bir sınav üzerinden değerlendirip, hayatını şekillendirmesini isterseniz doğal olarak dershaneler de olacaktır.

Böylesine acımasız bir sınav sisteminin olduğu ülkemizde dershaneler de yerini almış bulunuyor.

Ancak biliyor musunuz, o hep örnek aldığımız Japon eğitim sisteminde bizden çok, daha sert ve kıran kırana bir mücadele üç yaşından itibaren başlıyormuş…

Aslında böyle bir yarış bizim eğitim kalitesini yükseltmeye katkıda bulunacaksa varsın olsun, kime ne zararı var ki… Bu sebeple sadece sporda değil eğitimde de rekabeti teşvik etmek gerekir.

Aslında yanlış olan, bu yarışın tek sınava indirgenerek garip bir şekilde yapılmasındadır.

Oya rekabeti dört yıllık lise eğitim sürecine yayıp, dört yıl süresince alınan notlarla üniversiteye girmek mümkün olsa o zaman daha adaletli bir zemin oluşturulur bence…

Yoksa siz dershaneyi kapatıp yine tek sınavla üniversiteye öğrenci alacaksanız, parası olan bu haksız rekabette kendine bir yer bulacaktır.

Ama bugün özel okula veya özel derse verecek parası olmayan, Anadolu’da 1500–2000 liraya dershaneye gidip az da olsa demokratik bir eşitlik sağlanma durumu yarın ortadan kalkacaktır.

Evlerde verilen özel derslerin vergisi nasıl alınacak, bunu ben bilemiyorum…

Öte yandan okulu bitirdiği halde bir türlü ataması yapılmayan öğretmenlerden 50 bininin istihdam edildiği dershanelerin kapatılması, bu gençlerin nasıl hayata tutunacakları sorusuna da bir cevap bulmalıdır.

Bunların özel okullara döndürülmesi meselesine gelince, ben Elazığ’da bahçesi, spor salonu, şusu busu olan bir dershane görmedim, bunlardan nasıl okul çıkar acaba ki?

Aslında bu ve diğer konuların tartışılacağı ve Elazığ’ın eğitim meselesinin masaya yatırılacağı “Eğitim Şurası” teklifimiz bakidir.

Unuttuğumuz filan sanılmasın…

İl Milli Eğitim Müdürümüzün artık yerine oturmasını ve kronikleşmiş meselelere çözüm üretecek projeleri hayata geçirmesini bekliyoruz.

Yoksa bu tür ayrıntıları konuşmaya ve oyalanmaya devam eder gideriz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.