DANIŞMAYA NE GEREK

Ülkemizde özellikle iki binli yıllardan sonra yaygın olarak “danışmanlık” müesseseleri hayata geçti…

Kamuoyu araştırma şirketi adı altında kurulan şirketlerde, aynı zamanda danışma hizmeti de veriliyor.

Bu şirketler kalabalık ve nitelikle kadrolarıyla (aralarında sadece ticaret için kurulmuş ve hiç işe yaramayanı da var tabii ki) hem sayısal verilerle araştırmalar yapıyor hem de bunları analiz ederek müşterilerine yol gösterici tavsiyelerde bulunuyor.

Büyük şirketlerin yanı sıra özellikle siyasi partilerin çokça başvurdukları bu şirketler, mevcut durumun tespitinin yanı sıra izlenecek strateji ile ilgilide hedef gösteriyor.

Arada hepinizin şahit olduğu ve “manipülasyon” denilen yanlış yönlendirmeler yok mu, tabii var, hem de fazlasıyla… Ama paranın olduğu yerde mutlaka hile de oluyor.

Yine adını ziyadesiyle duyduğumuz uluslar arası şirketlerimizde AR-GE’ye harcanan paraları bir duysanız hayretler içerisinde kalırsınız.

Dışarıdan bir danışmanlık şirketine milyarlar akıtmaktansa, kendi bünyesinde bu birimi kuran şirketler, yarınlarına yön vermek adına büyük gayret gösteriyorlar.

Bu girizgâhtan sonra gelelim Elazığ’daki duruma…

Bildiğim ve duyduğum kadarıyla şehrimizde kurumsal anlamda bu hizmeti veren bir kuruluş yok… Bir ara internet sitesine ilan verenleri okudum ancak kalıcı olamadılar galiba…

Bireysel manada ise umumiyetle basın danışmanlığı adı altında, o da sadece basın bülteni hazırlayan gazeteci arkadaşlar var…

Allah çarşılarına pazar versin ama onlarında bu işten çok ekmek yediklerini sanmıyorum.

Zira bizim işadamımıza bakalım:

Danışmanlık müessesini küçümser, ciddiye de almaz… O kadar parayı kazanmış bir adamın, kıçı kırık bir danışman parçasından öğreneceği ne olabilir ki?

Politikacımızı gözleyelim:

Kendisi zaten politikanın kurdu… Danışmana ne hacet? Zaten çevrede danışmana ihtiyaç duyan politikacıya da iyi gözle bakılmaz:”Adama bak, kendi bilmiyor, başkasından akıl alıyor” derler.

Yerel bürokratlarımızın danışman tutma gibi bir hakkı zaten yoktur… Genelde ise (bakanlıkları kastediyorum) emrinde danışman olanlar, hakiki danışman değildir. Daha iyi mevkiiye gelmeyi bekleyen kızaktaki memurlardır.

İldeki bürokratlardan birini bilirim… Getirildiği müdürlük görevinde ilk başta on kişilik gönüllü bir danışman ekibiyle birlikte çok iyi şeyler yaparken, bir yıl sonra kendisine yapıcı eleştiri getiren bu insanlara tahammül göstermeyerek, bedenini ve aklını koltuğun ihtişamlı sıcaklığına terk etmiş, kısa süre sonra da yaptığı yanlışlar sonucunda görevden alınmıştı…

Etrafta çok görülen yalaka tayfasından kendisini kurtarıp “kral çıplak” diyecek hakiki insanlara kulak tıkayan çoğu idareci, politikacı hatta sanatçının sonu da bu bürokratımız gibi oluyor…

Şimdi diyecekseniz ki bu yazıda nereden çıktı…

Hiiiç…

Sadece içimden geldi…

Çevrede hata yapan yönetici, bocalayan amatör siyasetçi görünce bir katkım olsun istedim…

Kim nereye çekerse artık…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.