DALKAVUKLAR

Geçen bir dostum diyor ki; “Abi şu televizyonlarda ahkâm kesen insanları görünce ve geçmişlerini düşününce hayretler içerisinde kalıyorum. Yıllarca savundukları fikirlerin tam zıddını nasıl da inanarak haykırıyorlar.”

“Zaman içerisinde tekâmül edip, belki doğruyu (!) bulmuşlardır” dedim.

Acı acı gülümsedi: “Mümkün mü be abi, otuz sene bu milleti zehirleme uğruna tam tersini söyledikleri şeylerden bir anda feragat edip, yeni şeyler söylemeleri… Parsayı nerede görürlerse çadırı oraya kuruyorlar.”

Kim söylemiş tam hatırlamıyorum: “İç çamaşırı değiştirir gibi fikir değiştirmek!”

İyi de don, gömlek fanilaya benzetilen fikir fikirden sayılır mı?

Eskinin Marksisti, liberali, ülkücüsü bugün iktidar partisiyle aynı şeyi söylüyor, söyleme de bir yana ateşli savunucusu olmuş…

Değerli büyüğüm Ergun Kaftancı benden de iyi tanır…

Şu sıra TV’lerde kraldan çok kralcı geçinip ahkâm kesen o eski tanıdık, geçmişinin tamamını inkâr ederek o kadar farklı şeyler anlatıyor ki şaşırmanın ötesindeyim…

Hani güzel bir fıkra var ya…

Padişah, aşçısının sürekli pişirdiği patlıcan yemeklerinden bıkıp usanmış.

“Söyleyin aşçıya bu patlıcanı bir daha pişirmesin!”

O günün dalkavuğu, bugünün yalakası hemen atılmış:

“İsabet buyurdunuz devletlûm, bu patlıcan kadar münasebetsiz sebze yoktur, kırk çeşidini yaparlar, kırkı birbirinden berbattır!”

Aradan biraz zaman geçmiş, padişahın canı patlıcan çekmiş:

“Şöyle bir karnıyarık, musakka, imambayıldı olsa da yesek”

Dalkavuk, yalaka, hemen atlamış:

“Ah efendimiz isabet buyurdunuz, patlıcan gibisi var mı? Şöyle bir patlıcan salatası ya da dolması olsa da yesek!”

Yağcılığın, yalakalığı bu derece büyük boyutta olması padişahı bile sinirlendirmiş, kaşlarını çatmış:

“Geçen ay patlıcanı yerden yere vurdun, şimdi övüp duruyorsun…”

Dalkavuk boynunu bükmüş:

“Padişahım, ben patlıcanın değil, sizin dalkavuğunuzum!”

Kimin gemisi iyi yüzüyorsa ona binenlerin, bir gün gemi batarsa hangi limana demir atacaklarını şimdiden bilmek hiçte zor değil…

Tabii ki en iyi hangi kayık kaliteliyse ona…

Bu arada imamın kayığı da var ama o da kısmet…

Anahtar kelimeleri iyi belleyen akıllı insanlar(!) ve onlardan daha akıllı TV bülbülleri her gün kafa ütülemeye devam ediyor…

“Barış”, “analar ağlamasın”, “ne yani şehit cenazesi mi gelsin?”…

Biraz daha edebi yönü olanlar aynı kelimelerle yeni şeyler bulmaya çalışıyor:

“Kaç aydır asker ailelerinin kapısını yetkililer çalmadı, çalsın mı istiyorsunuz?”

Bu cümleleri inanın çoğaltmak mümkün olmuyor…

Aynı şeyleri söyleyip dolaşıyorlar…

Aralarında bazıları biraz kendini toparlayıp farklı kelam etmeye başladı gibi, onları da sustururlar sanırım…

Ama dalkavuklar hep aynı…

Dün ne diyorlarsa istikrarlı bir şekilde aynını yapmaya devam ediyorlar:

“Yalakalık…”

Ama birilerinin de bu isimleri bir yerlere, en azından hafızalara yazdığından eminim…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.