CHP DEĞİŞİR Mİ?

CHP Elazığ’da geçtiğimiz hafta içerisinde yeni bir yapılanmaya girdi. Yaklaşık iki yıldır il başkanlığını yürüten ve şahsi kanaatime göre de sağlıklı politikalar üreterek, düzgün, haysiyetli siyaset yapan Ethem Gülbay görevinden istifa etti.

Gülbay’ın hangi sebeplerle il başkanlığından istifa ettiği ile ilgili olarak kamuoyunda o kadar çok söylenti var ki hangisine inanacağımı ben de bilmiyorum. Bu söylentiler ve istifa genelde çok da önemli değil…
Ancak asıl gelişme istifanın sonrasında yaşandı…
Basına yansıdığı kadarıyla, yönetim kurulunun çoğunluğunun teklifi ile Ankara’dan – Genel Merkezce- il başkanlığına Yavuz Doğdu atandı.
Doğdu kamuoyunun yakından tanımadığı bir isim…
Geçen hafta da yazdığımız gibi, öğretmen emeklisi, rahmetli Hulusi Sayın’nın köylüsü, Hal köylü yani…
Tanıyanların söylediğine göre, düzgün, aklı başında, öğrencilik yıllarından itibaren CHP’nin içerisinde bulunmuş, memurluğun elverdiği kadarıyla da partisine hizmet etmiş biri…
Ancak, siyasetin ve hele Elazığ siyasetinin bir hayli yabancısı…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasından sonra iyi bir rüzgâr yakalayan CHP, siyaset çevrelerince Elazığ’da da bir milletvekillik potansiyele ulaştığı yolunda yorumlarla karşı karşıya…
Otuz küsür yıldır Elazığ’da mebus çıkaramamış CHP’nin böylesine bir ivme kazanması herkesi heyecanlandırıyor…
Parti yönetiminin kendi kontrolüne geçmesini isteyen ve milletvekilliği hesabı yapan Elazığ’daki CHP’liler Doğdu’nun başkanlığının onaylanmasının hemen akabinde bir anda harekete geçtiler ve yıllardır sağlayamadıkları birlikteliği gerçekleştirdiler.
Yanlış anlamayın, bu birliktelik dışa karşı değil, mevcut CHP il yönetimine, İl Sekreteri Sabit Gültekin’e ve potansiyel adaylardan Polat Şaroğlu’na…
Bunlar kim mi, duyduğumuz kadarıyla söyleyelim…
Ali Özcan, Hayrettin Karamazı, Namık Kemal Şirinocak, Süleyman Türker ve diğerleri…
Dün yayınlanan habere göre, seksen-doksan civarında üyeden imza toplayan saydığımız bu CHP eski yöneticileri, imzaları ilçe seçim kuruluna vererek kongre talebinde bulunacaklarmış…
CHP’de sürecin bundan sonra nasıl gelişeceğini bilemiyorum…
Doğal olarak genel merkez devreye girecek, seçime yedi-sekiz ay kala ya kongre kararı alacak, ya da mevcut isimlerle yoluna devam edecek.
Bu konuda CHP tüzüğünün ne dediğini de bilemiyorum.
Ancak şurası bir gerçek ki, yıllardır yakalayamadığı şansı bir anda eline geçiren CHP’de “durulmayan sular”, “sağlanamayan iç barış”, milletvekilliği hesaplarını bir başka bahara bırakacak gibi…
Hani hep anlatırlar ya, ne kadar gerçek bilmiyorum…
Almanya’nın Sosyal Demokrat Parti liderlerinden biri 90’lı yıllarda Ankara’ya resmi bir ziyaret yapar. Gelmişken ana muhalefetteki CHP (veya o zaman SHP’mi, hatırlamıyorum) genel başkanını ziyaret etmek ister.
Yanındaki Türk ev sahiplerine “partinin genel başkanı kim” diye sorar…
- Efendim, Sayın İnönü Genel başkan, cevabını alınca:
- Yahu, o hala yaşıyor mu, ben bildiğim kadarıyla 40’lı yıllarda da bu partinin genel başkanıydı, der.
- Bu sizin hatırladığınız İsmet İnönü değil, onun oğlu Erdal İnönü, derler…
Bunun üzerine, misafir Alman parti lideri şu veciz tespitte bulunur:
-Saltanatın babadan oğla geçtiğini bilirdim de, muhalefetin böyle devam ettiğini ilk Türkiye’de duyuyorum.
Şimdi gel de bu durumu bağla…
En iyisi siz bu kıssadan ne hisse çıkarıyorsanız aşağıya yazın da ben de aydınlanayım…
Bu çalkantı devam ederse haftaya biz yine CHP’yi yazacağız, başkalarına sıra gelmeyecek gibi…
Olsun, ne yapalım, seçime daha bir hayli zaman var…
Sabredin, onları da yazarız….

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.