ÇEŞİTLEMELER

Bugün belli bir konu yerine Elazığ gündemini ziyadesiyle meşgul eden meseleler ile ilgili bir karışık menü sunayım size… Herkes beğendiğini alsın da bakalım buna ne diyecekseniz…

Şehrin girişinde bulunan Çaydaçıra Heykeli “biz buraya alt geçit yapacağız, trafiği rahatlatacağız” iddiasıyla söküldü. Sökmeye başlamışken çevredeki ağaçlar da bundan nasibini adı ve kökünden çıkartılarak yine bilinmeyen bir yere götürüldü.
Bu konuyu konuştuğumuz birçok dostumuz “iyi de bunda ne var, trafik rahatlayacak, özellikle iş çıkışı ve sabah saatlerinde bölgede ciddi bir yoğunluk yaşanıyor” diyorlar. Demesine diyorlar da bu dostlar ya TV seyretmiyorlar, ya da gördüklerini anlayamıyorlar. 
Özellikle Kanal E’de Yunus Üstündağ’ın gayretleriyle bu konu günlerdir anlatılıyor.
Yine bireysel olarak gayret gösteren ve kamuoyunu bilgilendirmeye çalışan MHP’li Belediye Meclis Üyesi Fahri Çınar ile Saadet Partili Haluk Arslan usanmadan konuşup duruyorlar. Yargıya da müracaat etmişler.
Yüklenici firmanın –adını da bilmiyoruz ama epey iş yapmış bu firma- imar komisyonundan karar bile çıkmadan bir garip proje ile çevreyi katletmesinin hesabını üç-beş kişinin dışında soran yok.
Belediye sessiz, valilik suskun, kamuoyu ise anlama ile anlamama arasında garip bir tepki/tepkisizlik veriyor.
                       
                                   *              *              *
 
Geçen haftalarda yazdığımız Misland’ın girişindeki “haraç alma” bütün hızıyla sürüyor. Yolda karşılaştığım bir yetkili bu durumun kendilerini de rahatsız ettiğini, Misland’daki gelirlerinin bu uygulama ile önemli ölçüde azaldığını söyledi.
Yönetim Kurulu adına alınan kararla yapılan bu uygulamanın kimin işine yaradığını çözemedim. Misland’daki gelir düşüyorsa, kapıda alınan bir milyon kimin cebine gidiyor anlamadım.
Yönetim Kurulu kim, orada para kazanan/kazanamayan kim, zarar eden kim, kapıda dikilin, gelen geçenden bir milyon alın diyen kim…
Cevap alırsam söz, yine size haber vereceğim…
 
*              *              *
 
Doğalgaz’ın yaygınlaştırmasının yine yüklenici firma tarafından bilerek yavaşlatıldığı iddialarına hala tatmin edici bir cevap bulamadım. Birçok mahalleye bu hizmet götürülmediği halde, çalışma da yapılmıyor.
İddia edildiği gibi abonman üyeliğinin diğer illere göre düşüklüğünden mi bu yapılıyor, yoksa beklenen ölçüde kişinin doğalgaz kullanmamasından mı, bilmiyorum.
 
*              *              *
 
Şehrin son günlerde önemli bir sorunu ise susuzluk…
Ya da su kesintileri…
Ben “her tarafı su ile kaplı şehirde bu susuzluk ne” demeyeceğim…
Ancak sıcakların tavan yaptığı şu günlerde, hele Ramazan’ın kapımıza dayandığı Ağustos başında suyu kesmek, verdiğinde de musluktan çamur akıtmak neyin nesi kimse bilmiyor.
Belediye problemin Fedaş’tan -elektrik dağıtım şirketi- olduğunu, derin kuyuların olduğu bölgeye elektrik verilmeyince su kesintisi meydana geldiğini söylüyor.
Fedaş ise, yaptığı açıklamada kesinlikle elektrik kesintisi yapmadıklarını, Belediye’nin kamuoyuna yanlış bilgi verdiğini belirterek, derin kuyularda suyun bitme noktasına geldiğini, bu yüzden belediye’nin suyu idareli olarak verdiğini zaman zaman da kesinti uyguladığını söylüyor.
Bu iddia gerçekten çok vahim bir iddia…
Söylendiği gibi derin kuyularda su bitme noktasına gelmişse “yandı gülüm keten helva…”
 
*              *              *
 
Geçen haftanın bir diğer önemli mevzuu da MHP’de ortaya çıkan olağanüstü gelişmeydi. Silvan’da 13 askerimizin şehit edilmesinden sonra ilde çıkan bazı olaylar üzerine 60 küsur sivil toplum kuruluşu bir araya gelerek deklarasyon yayınlıyorlar.
Ancak necip Elazığ basını konuyu daha çekici ve okunur (!) hale getirmek için bu “Barış Bildirgesi” nin altına imza atanların MHP, BDP ve Cem Kültür Merkezi olduklarını yazıyordu.
Tabii ilk bakışta bunu okuyanların kafasında Elazığ’da huzuru bozanların bu üç kuruluş olduğu intibası uyanıyor ve herkes düşüncesine göre bir yorum yapıyordu.
Oysa imza atan 60 çivarındaki STK içerisinde muhtelif siyasi görüşten kuruluş vardı.
Olayın ulusal basına da düşmesinden sonra MHP Belediye Meclis Üyesi Sevim Demirbaş protesto anlamında istifasını veriyordu.
Yaşanan gelişmeler üzerine MHP İl Başkanı Behçet Susmaz ne anlama geldiği pek de belli olmayan bir açıklama yaparak durumu düzeltmeye çalışıyordu. Anca iyi niyetinden zerre şüphe etmediğimiz, deklarasyona imza atan MHP İl Sekreteri Gürol Suroğlu’nun yaşadığı üzüntünün böyle yüzeysel açıklamalarla giderilmesi kolay kolay mümkün görünmüyordu.
 
*              *              *
 
Geçen hafta yazdığım ve gündemde pek yer bulamayan Ağın’da şehitlerin geldiği gün gerçekleştirilen ne olduğu belirsiz şenlikle ilgili bana elektronik posta gönderen okuyucularıma küçük bir iki not vereyim.
Biz Ağın’da açılan Şehitler için açılan anıtla ilgili bir şey söylemedik. Bizim sözümüz, ölümüne üzüntülü olduğumuz bir günde, klarnet eşliğinde halay çekenlereydi ve bu organizasyonu iptal etmeyenlereydi.
 
*              *              *
 
Bu arada seçimlerin üzerinden henüz iki ay bile geçmedi ama Meclis tatil olmasına rağmen Ankara’ya gönderdiğimiz vekillerden Şuay Alpay dışında şehre dönene rastlayamadık. Geldiler de bizim haberimiz yok, bildirin duyuralım. Ancak seçim öncesi kampanyalarda esip gürleyenlerin şimdi nerede olduğunu ister istemez insan merak ediyor.
 
*              *              *
 
Elazığ’da bütün bunlar olurken kendisine sivil toplum kuruluşu diyenlerin ne halt ettiğini de merak etmiyor değilim. Arada bir ekrana çıkıp biz de varız diyenler, özellikle seçim dönemi siyasilerle resim çektirenlerin, yukarıda sadece birkaçını yazdığımız bu şehrin sorunları karşısında niye iki laf etmediklerini söylemelerini bekliyorum.
 
Not: Ülkücü Hareketin önemli simalarından ve bir dönem kısa bir süre olsa da beraber çalıştığım, Necdet Sevinç Ağabeyimin uçmağa varmasından dolayı üzüntüm çok büyük…
Mekânı cennet olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.