CAMBAZI BIRAK

 

Hafta içi yine ortalık toz duman oldu…

Bir yerlerden mi gönderildi, birisi mi aniden düğmeye bastı bilmiyorum –aslında tahmin ediyorum ama karışmıyorum- Türkiye’nin gündemi, yaklaşan yerel seçimlerden uzaklaşarak başka bir mecraya çekildi…

Ne niye oluyor fikrim var mı derseniz, tabii ki var ama bu köşenin müdavimleri bilirler ki ülke gündemini yazan büyüklerimiz var…

Yine sitemizde yazmasından her zaman büyük mutluluk duyduğumuz gazeteci ağabeyimiz Ergun Kaftancı, bu konuları o keskin zekâsı ve büyük birikimiyle öyle şahane tahlil ediyor ki, bizim bir daha kelam etmemiz zaten yakışık almaz.

Bu sebeple biz dönelim kendi işimize, kendi şehrimize…

Aday adaylığından adaylığa geçen reis namzetleri artık sahaya inmeye başladılar…

Her ne kadar resmi açıklama yapılmasa da CHP’de de adayın adı artık netleşti gibi… İş adamı Hamza Sorgucu CHP adına yarışacak…

Her Allah’ın günü geçirdikleri yoğun tempoyu akşam televizyon ekranlarından takip ediyoruz.

Ne diyelim bu bir yarış…

Ya da büyük bir oyun, “Oyuna giren kol sallar” demişler…

Kamu kuruluşlarından sivil toplum teşkilatlarına kadar her yerde artık adaylar var…

Büyük bir gayretle kendilerini, projelerini, hayallerini kısaca her şeyi anlatıyorlar…

Bu mücadele 30 Mart’a kadar artarak devam edecek…

Bence burada önemli olan adayların günlük kısır çekişmelerin dışına çıkarak, 31 Mart’a neyi taşıyacaklarını bu milleti inandırmaları gerek…

Yine bir seçim vesilesiyle yazdığımı hatırlıyorum, Gazi Caddesi’ndeki dükkânları gezerek, yolda da gördüğü her kişinin elini sıkan,  hatta öpen siyasetçiye bu şehir ziyadesiyle doydu…

Kendi adıma söylüyorum ama etrafımdaki herkesin de benim gibi düşündüğünün farkındayım: Tamam, elimi tutsun, bana dokunsun, ama bunların hepsinden önemlisi “bana güven versin…”

Yıllardır o kadar istismar edildik ki, seçimden bir hafta yüzümüzü gözümüzü yalayanların, seçildikten sonra sadece “hayırlı olsun” ziyaretine gittiğimizde araya mesafe koymaya çalışmalarını dün gibi hatırlıyoruz.

Diyeceksiniz ki “onların siyasi hayatı da beş yılla sınırlı olur…”

Doğru…

Ama bizim ömrümüz de beşer beşer tükeniyor, peki bunun farkında mısınız?

Yine “siyasette vefa” gibi ağır mevzulara dönmeyeceğim…

2009 seçimlerinden önce yaptığımız bir çalışmada, Elazığ’da seçmenin büyük bir kısmının siyasetçide “güven” görmek istediği sonucuna ulaşmıştık…

Seçmen, adayın yüzüne bakıyor ve “bu adam şu kadar lafı ediyor da, peki bu işi yapar mı?” diye soruyor artık…

Bu sebeple adaylarımızın el sıkma, göz öpmenin ötesinde seçmene “güven verme” yarışında gayret göstermesi gerekir…

Unutulmaması gereken bir diğer husus ise, bu güveni tek başlarına değil de, yanlarında dolaşanlarla sağlamalarının da çok önemli olduğunu unutmayalım…

Yanında insanların nefret ettiği tipleri gezdirenin sonu ne olur varın siz düşünün…

Konu nereden başladı nerelere geldi değil mi?

Dönüyorum başa…

Üç beş gün sonra bu yaşananların hepsi unutulur gider, biz kendi kaderimizle baş başa kalırız…

Bu sebeple bırakalım kim neyi götürmüşse götürmüş,  büyüklerimiz düşünsün, “bu şehir de götürmeyecek insanları nasıl bulacağız”, gelin biz bunun hesabını yapalım…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.