BÜYÜKŞEHİR OLACAKKEN…

İçimizi az da olsa ısıtmaya başlayan Mart güneşinin sıcaklığına inat, kötü haber Ankara’dan geldi… 


Milletvekili sayınızı beşten dörde düşürmüşler… 

Zaten o yüz bin imzayı hedefleyip de daha kısa bir sürede 150 bin imza toplanırken bir şeylerin olacağından şüphelenmiştim. 

Bu durumun başımıza bir çorap öreceğinden ciddi ciddi endişeleniyordum… 

Büyükşehir olacak, her şey daha güzele gidecekti… Paramız çoğalacak, işsizlerimize iş bulunacak, daha medeni bir şehir olacak, olacakta olacaktık… 

Ama yine hevesimizi kursağımızda koydular… 

Hani bilirsiniz, anlatırlar ya… 

Köyün birinde üç vakit namaz kılıyorlarmış. Muhtara demişler ki “bu üç vakit bize çok geliyor, git müftüyle konuş şunu bire indirsin…” 

Muhtar da ne yapsın, halkı için her şeye katlanan bir adam… Eşeğine binip şehre gidiyor ve durumu müftü efendiye anlatıyor. 

Durumu öğrenen Müftü Efendi, celalleniyor, sinir küpü oluyor… 

“-Ne, diyor, siz üç vakit mi kılıyorsunuz, beş olacak… Hemen git köyüne ve anlat komşularına bu durumu… Bundan sonra beş vakit kılacaksınız artık…” 

Köyün girişinde toplanan köylüler, uzaktan gördükleri muhtara neşe içerisinde umutla bağırıyorlar: 

“-İndirdi mi, indirdi mi?...” Muhtar iki parmağının arasına baş parmağını koyarak o mahut işareti yapıyor ve sesleniyor komşularına: 

“- Bindirdi, bindirdi…” 

İşte bizimkisi bu hesap… 

Tam da Büyükşehir’in hayaliyle yanıp tutuşurken, beş olan milletvekili sayımızın TÜİK verilerine dayanarak dörde düşürülmesi şok etkisi yaptı… 

2006 yılında 590 bin olan nüfusumuz 2011 Aralık ayı itibarıyla 558 bine düşmüş… 

Kendi halinde ve kabuğuna çekilmiş üniversitemiz, “nitelikli göç” veren ve rasgele göç alan Elazığ’ın bu durumunun sosyolojik sebeplerini bir araştırsa, işe yarar bir şeyler yapsa hem kendisine hem bize bir fayda sağlar, ama nerede?… 

Neyse konuyu karıştırmayalım, aklınızı da bulandırmayalım… 

Biz yine ana konuya bakalım… 

Bir iddiaya göre, AKP bakmış ki Elazığ’da beş milletvekilinin hepsini çıkartmaya gücü yetmiyor, beşinciyi muhalefet partisi kazanıyor ve Ankara’ya gelince de rahat durmuyor sürekli önerge, kürsüde söz almalar filan, bari o beşinciye elinizden alayım da dördü de benden olsun demiş… 

Yerel kanallarımızdan birinde mikrofon uzatılan hemşerilerimiz ise ağız birliği etmişçesine dörde değil bire düşürülse de Elazığ’ın bir kaybının olmayacağını, bir işe yaramadıktan sonra sayının şu kadar veya bu kadar olmasının da pek önemi bulunmadığını söylediler. 

Daha bir sene bile geçmedi 12 Haziran seçimlerinin üzerinden… 

Sanki 214 bin oyu bir başkası vermiş bu partiye… 

Neredeyse her üç kişiden ikisinin oyunu alan bu dört milletvekilinin partimisine sokak ateş püskürüyor… 

“Elim kırılsaydı” diyenlerin sayısının bu kadar kısa sürede böylesine artmasını anlamak gerçekten mümkün değil… 

Daha önceleri de milletvekili sayısının beşten dörde düşmesi üzerine, Elazığ’ın yetiştirdiği sanatçı Abdullah Şekeroğlu’nun müthiş ironisiyle yazımızı bitirelim: 

“Elazığ’ın milletvekili sayısını niye düşürüyorlar ki, gönderdiğimiz mebuslarımız Ankara’da sessiz sessiz oturuyorlardı. Ne zaman derseniz konuşuyorlar, istediğinizde parmaklarını kaldırıyorlar, indir demeden de indirmiyorlardı… 

Yerizi dar mı ettiler ki bizim milletvekili sayımızı düşürüyorsunuz?”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.