BÜYÜK ŞEHİR HAYALİ BAŞKA BAHARA

Yazdık, çizdik, bağırdık, çağırdık ve sonunda günlerce süren bir hengâmeden sonra 13 il daha büyük şehir oldu, biz ise kaldık, kalakaldık olduğumuz yerde…

Ben meselenin ulusal yönünü filan yazmayacağım…

Bu tasarının Anayasaya, Uluslararası Antlaşmalara, İç Tüzüğe ve kanun yapmaya aykırılığını filanda anlatmayacağım…

Hele hele, ülkeyi bölmeye yönelik bir alt yapa çalışması, Türkiye’nin yönetim sistemini değiştirmeye matuf “ihanet yasası” gibi büyük laflarda etmeyeceğim.

Bunlar beni ilgilendirmediğinden değil, benim derdim şimdilik Elazığ’da ondan yazmayacağım bunları…

Zaten yukarıda başlıklarını verdiğim konuları, eğer haberleri seyrediyorsanız ve ülke meselelerine biraz duyarlılığınız varsa TV’lerde ve gazetelerde görmüşsünüzdür.

Ben şimdilik, sadece kanun bu kadar büyük gürültüyle TBMM’den geçerken Elazığ olarak biz ne yaptık, ondan bahsedeceğim.

Bir kere, kanun meclis gündemine yeni yeni gelmişken Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi kamuoyu oluşturmak maksadıyla büyük bir gayretin içerisine girdi.

Öğretmenevi önünde açılan çadırlarda, 150 binin üzerinde imza toplanarak ilgililere gönderildi.

Yerel kanallar marifetiyle sürekli bu mesele işlendi.

Ancak Elazığ’da sayısı yedi yüzü geçen ve birçoğu Elazığ’ın menfaatlerini korumak ve kollamak (!) için kurulmuş Sivil Toplum Kuruluşu meseleyi ya sadece seyretti, ya da bıyık altından gülerek “siz istediğiniz kadar bağırın çağırın başaramayacaksınız” türünden keyif çattı. (Emlakçiler Derneğinin “yeni Anayasa’yı destekliyoruz” pankartı asarak yaptığı etkinliği bunların dışında sayıyorum.)

Neyse onlar yaptıklarından utansın, doğalgazlı makam odalarına yeni koltuklar alsın…

Bizim seçilmiş milletvekillerimiz nerede ve ne yaptı acaba?

Duyduğumuz kadarıyla –ki onun adından da Meclisteki bir sahte oy pusulası yüzünden haberdar olduk- Sermin Balık hanım, Haç farizasını yerine getirmek için Mekke’deymiş…

Şuay Alpay Bey, Ankara’da bir TV’nin Elazığ programında şehrimizin yetiştirdiği sanatçılarla birlikte Elazığ türküleri söylüyordu…(Safiye’nin Faik’i de oradaydı.)

Diğerlerini, valla ben de bilmiyorum…

Elazığ’da değillerdi, Hacca da gitmemişler, iyi de ne bileyim o zaman…

Neyse…

Elazığ’ın iktidardan olmayan milletvekili Enver Erdem, gerek komisyonda, gerekse Genel Kurulda mücadelenin en büyüğünü verdi… Ancak olmayınca olmuyor.

Sayısal güç kimdeyse onun dediği oldu…

Hem konun geçti, hem de Elazığ büyük şehir olamadı…

Elazığ kamuoyu bu kanunun konuşulmasından beri, kimin ne yaptığını, nasıl mücadele verdiğini iyi biliyor…

Bir iktidar milletvekilinin yerel TV kanallarında müstehzi bir edayla konuyu başbakana anlattığı ve onun da “biraz çalışın –Türkçesi çocuk yapınmış- bir dahaki sefere siz de Büyükşehir olursunuz” yollu tavsiyesini herkes gibi ben de dinledim.

Çalışmasına çalışalım da açığımız olan iki yüz bini ne kadar çalışarak kapatacağız onu çözemedim.

Yine de herkes üzerine düşeni yapsın bakalım, en başta da iktidar milletvekillerimiz, bellimi olur bakarsınız bir netice alırız.

Not: Geçen haftaki yazımda AKSA yetkililerinden aldığım “sorun çözüldü, belediyenin borcunu taksitlendirdik, artık elektriği kesmeyeceğiz, dolayısıyla suyunuz da kesilmeyecek” müjdesinden sonra artık her gün suyumuz kesilmeye başladı.

Hem de tazyiksiz filan değil, kökten gidiyor…

Hem AKSA’ya, hem de belediyeye yürekten teşekkürler Elazığ halkı adına…

Daha ne diyeyim?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.