BU SEFER BECEREMEDİ

Elazığ milletvekillerimizden havadis uzun zamandır yazmıyorduk. Bizim yazmamız eleştiri mahiyetinde olduğu için uzun zamandır eleştirmiyorduk desek daha doğru olur.

Çevreden de bize “bu seçip gönderdiğimiz beş mebusumuz hiç ortalıkta yok, acaba Elazığ’ın yolunu filan unuttular mı?” diye sorular geliyordu…
Ben de tam bu sırada memlekette herkesin casusçuluk oynadığı bir anda mebuslarımızı aramaya çıkacakken Feyzi Bey’den Allah razı olsun, Ankara’dan ses verdi…
Hem de öyle bir ses verme ki bütün kanallarda gözükerek beni ve bütün Elazığlıları rahatlattı. 
Olayı ve yorumunu anlatmadan isterseniz bu Feyzi Bey, kim ona bakalım. Feyzi İşbaşaran Karakoçanlı… Ama orayı pek tanımaz…
Büyük şehirlerimizde büyümüş, oralarda okumuş… Gazi Üniversitesi Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi’ni bitirmiş. Özel sektörde yöneticilik yapmış…
Ama asıl kendini gösterme dönemi rahmetli Özal zamanı… Önce Başbakan danışmanlığı, ardından İstanbul milletvekili… Özal’dan sonra ANAP içerisinde çok denemesine; Elazığ’a gelip aday olmasına, hatta söylentilere göre 1999’da çok para dağıtmasına rağmen mebusluk bir türlü kısmet olmamış…
Ama olacak bu ya, 2007 Temmuz seçimlerinde aday olduğu AKP kendisini 5.sıradan göstermesine rağmen, kaderin garip cilvesi, Mehmet Ağar ülke barajını aşamayıp Elazığ’daki oyları da işe yaramayınca, daha doğrusu AKP’nin işine yarayınca beşinci sıradan bir anda kendisini mecliste buldu…
Soyadı ile müsemma olan bu mebusumuz, kendisinin bile belki rüyalarını süsleyen TBMM’ye son sıradan da olsa girmeyi becerdi… Becermesine becerdi de gelin görün ki yeni partisine bir türlü uyum sağlayamadı…
ANAP’ta alıştığı serbestliği AKP de yakalayamadı. Seçimden sonra yaptığı bir açıklamada “Başörtüsü konusunda MHP’nin oyununa geldik” şeklindeki bir söylemi MHP Elazığ Teşkilatı tarafından çok sert bir şekilde tepki görünce, sözlerini düzeltmek zorunda kaldı.
Daha sonra Karakoçan Kaymakamı ile girdiği sert tartışmanın ardından Kızılcahamam’da İçişleri Bakanı’na “ya o, ya ben” demesi ve ardından Kaymakamın tayinin çıkarılması, ilçe halkının ve 30 civarında sivil toplum kuruluşunun tepkisine sebep oldusada Kaymakam gitmişti…
Bunu müteakip AKP Karakoçan İlçe Başkanı ile küfürlü bir tartışması dile düştü, olaydan sonra İlçe Başkanı’nın akıbeti ile ilgili benim herhangi bir malumatım yok, olanlar bildirirse memnun olurum.
Tam ortalık duruldu filan derken Feyzi Bey, ailem dediği (gazetelere göre hanım arkadaşları, hatta aralarında sanatçı Çiğdem Tunç’da varmış) bayanlarla, bir gece kulübünde, memleketin ve özellikle Elazığ’ın meselelerini (!) konuştuktan sonra geç vakit evine dönerken yolu polislerce kesiliyor.
Kendisini tanımayan memurlar, kimlik soruyor, Feyzi Bey’de onlardan kimliğini istiyor. Böyle karşılıklı istemeler anında, ağzından kasetlere yansıyan görüntülere göre birkaç sinkaflı söz çıkıyor.
Herkesin küfür ettiği (Osman’ın ben haklıydım iyi ettim dediği) bir ülkede Feyzi Bey’de ortama uymuş… Buraya kadar kimse bir şey dememiş, ama gelin görün ki ertesi gün bunun bir komplo olduğunu, arabasının lastiklerinin yarıldığını, hatta polislerin Ankara Emniyet Müdürüne ve bazı yetkililere “çete” kurarak bir şeyler yapacağını ima eden İşbaşaran duvara tosluyor.
Ellerindeki kaseti İçişleri Bakanı’na gönderen polisler, vaziyeti kurtarıyorlar kurtarmasına ama Feyzi Bey’in de başını yakıyorlar.
Başbakan’ı çılgına çeviren bu kaset sonrasında toplanan AKP Merkez Yürütme Kurulu Feyzi İşbaşaran’ı tedbirli olarak “kesin ihraç talebiyle” Müşterek Disiplin Kurulu’na sevk ediyor. Bu karar da oy birliğiyle alınıyor.
“Hükümet ve asker ilişkilerini bozmaya yönelik çalışmalar” olduğunu, “Emniyette dört ayrı çetenin” varlığını bildiğini söyleyen Feyzi Bey büyük bir ihtimalle AKP’den gidecek görünüyor…
Şimdiye kadar her durumda işini beceren Feyzi Bey’in Elazığ’da siyaset yapacaksa gidecek pek fazla limanı kalmadı. 
Eğer yeniden yapılan Demokrat Parti’de bir şekilde yer bulursa ona bir şey diyememem, ama olay üzerine görüştüğüm MHP’liler, iyice kırılmış dökülmüş bir geminin kendi limanlarına yanaşmasına hiç de gönüllü olmadıklarını açıkça belirttiler.
Ama bu siyasettir, yarınların ne göstereceği yine de belli olmaz… Bekleyelim görelim…
Son not: Yazıyı bitirdim, noktayı koydum, İşbaşaran’dan haber geldi. Yine müthiş bir final yapmış, AKP’den istifa etmiş. İstifa dilekçesini mikrofona geçirirken hem de ne demiş biliyor musunuz: Bu benim istifam, hediyem olsun Başbakan a... Ne diyelim, hayırlı olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.