BU DA BENİM BAYRAM YAZIM

Yazmayım, geçiştireyim filan dedim, okuyucularım sağ olsun o kadar baskı yaptı ki dayanamadım, sonunda bir bayram yazısı da ben yazayım dedim.

Devlet Baba bu millete dokuz günlük bayram tatili vermiş, kim senin yazını okuyacak diye düşündüğümden ilk önce pek niyetlenmemiştim; ancak siz bu sayfayı tıkladığınızda bitmez dediğiniz o dokuz gün tükenmiş, siz de işinizin gücünüzün başına koşmuş olacaksınız...
Ben zaten oldum olası daha ilk günden itibaren, tatilden nefret etmeye başlarım.
Öğrencilik yıllarımdan beri tatilin en sevdiğim günü, başlamadan önceki gündür. Hafta sonu tatillerinde bile cuma sabahlarını severim. Ancak, tatil başlayıp hele bir de pazara dayandı mı, beni bir ateş basar. Çünkü ertesi gün pazartesidir, yani işbaşı yapılacaktır. 
Bu sebeple dokuz günlük tatilin içi beni hiç mutlu etmedi. 
Milletin, kurban derdine düştüğü dokuz günlük tatilde sanki yazı okuyacak hali var… Zaten dokuz gün tatil kararını duyduğu andan itibaren ahaliyi zapt etmek mümkün mü?
Turistlik hevesine kapılan, bavulunu toplayıp yollara düşer… Bir kısmı bizim “Tuzu kuru” dediğimiz türdendir. Arabalarına çoluğunu çocuğunu dolduran cepleri yüklü olanlar, komşulara Akraba ziyaretine dese de aslında sıcak ülkelere göç eden kuşlar gibi Akdeniz ve havalisine direksiyon tutar.
Tuzu yarı kuru olanlar ise kendilerine göre, gereksiz akraba ziyaretinden kaytarmak için firar eder... Kurban masrafından yırtmak için ucuza bulunan turlar ise böyleleri için biçilmiş kaftandır. Genelde Karadeniz’in puslu havasını tercih edenler için, ucuzunu bulduklarında yurt dışı seyahatler de kaçınılmaz olur.
Evinde oturup da kurbanını usulüne göre kesen ve etraftaki üç beş garibana hissettirmeden dağıtan orta sınıfa gelince…
Onlar her zamanki gibi evlerinde ve kurban telaşındadır. Tek kusurları Yeteri kadar dağıttık, bunu da çoluk çocuk birlikte yiyelim diyerek etin dörtte üçünü kavurma yapmalarıdır.
Nereden ve nasıl başladığı belli olmayan et fiyatlarının tavan yaptığı bu ülkede, ucuza bulduğu koçu kesip yiyen ve yedikleri kurbanın öbür âlemde aileyi taşıyacağını umut edenler, koçun cümbür cemaati sırtlayıp öbür tarafa nasıl götüreceğini düşünmezler...
Kitap çok açık söylüyor… Kesilen kurbanın üçte biri senin, üçte biri komşunun, son üçte biri ise fukaranın…
Tam on beş yıldır aynı mahallede otururum, on beş kurban bayramında da hiçbir tatil beldesine kaçmadım, kapımı çalıp da bir kilo kurban eti getiren olmadı.
Yalan olmasın bu bayram, alt kata yeni taşınan yaşlı teyzenin apartmanımızdaki kültürü bilmediğinden getirdiği eti ayrı tutuyorum…
Haaa unutmadan, bayramın en renkli anlarından biri olan siyasi partilerdeki bayramlaşma törenlerini de es geçmeyelim…
Kapının kenarına dizilen il yöneticileri, dudaklarındaki sahte gülümsemeyle gelenleri tek tek öperek bayramlarını kutlar ve çok büyük bir meseleyi hallettim edasıyla günü akşam eder.
Bana gelince, işim çok ama çok zor…
İşte yine tatilin sonu ve yine iş başlıyor…
Bayram tatili geliyor diye ne bayramlar ettik, buyurun o da bitti…
Sizin için de oldukça zor biliyorum ama ne yapalım, tatil geliyor diye sevinen sizsiniz, çekin cezanızı…
Bayram yazısı yaz diye başımın etini yediniz, alın bu da size bayram yazım…
Bilmiyorum, bana zorla da olsa bayram yazısı yazdırdınız diye başınız göğe erdi mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.