BORÇLAR

Son zamanlarda bir “borç ödeme” üzerinden siyaset yapma çıktı ki, bayılıyorum bu söyleme...

Seçmenin karşısına çıkan herkes “benim size borcum var, bana oy verir Ankara’ya gönderirseniz bu size olan borcumu en iyi şekilde öderim, ne olur bunu benden esirgemeyin” diyerek müthiş ironi yapıyorlar.

Hatta bir tanesi daha da ileri giderek, “bu borç beni iyice sıktı, verin yetkiyi ödeyeyim, yok vermeyecekseniz söyleyin de geçip gideyim” diyerek 12 Haziran’a kadar Elazığ’da vakit öldürmek (!) bile istemiyor. 

Biran önce işinin gücünün başına dönmek istiyor…
Siyaset bir araç ise, bu araç ile borç mu ödenir, borçlu mu kalınır ben anlamıyorum.
Çok şükür aklım başımda, ortalama bir zekânın üstünde olduğumu da çevremdekiler söylüyor, ama hiçbir gün bu millete, Elazığlılara borcumu ödemek için mebus adayı olmayı düşünmedim, düşünemedim.

Demek ki bu konuda yeteri kadar kafam çalışmıyormuş…
Sizi bilmem ama benim yerel TV kanallarda ilgimi çeken en önemli program akşam haberleri…
Öylesine malzeme çıkıyor ki, bayılıyorum eskilerin söylemiyle akşam ajansına…
Geçen akşam bir aday mikrofon neredeyse ağzına girecek şekilde bağırıyor: “Ben Ankara’daki o dokuz metrekarelik odaya –ki o odalar artık çok büyük olacakmış, adaya müjdeler olsun- heveslendiğim için aday olmadım, borcumu ödemek istiyorum o yüzden adayım…”
Hayda…
Ne işin var çayda…
Neresinden tutarsan tut…
Yahu bizim ne kadar alacağımız varmış da haberimiz yokmuş…
Ama bu borcu olanların borç ödemeleri için illa ki mebus olmaları hevesini bu millet kursaklarında bırakacak gibi…
Bence başka bir yöntem bulsalar daha iyi olacak…
Benim düşüncem mi, ben bu koca koca insanların bana borçlu olmalarından büyük bir keyif alıyorum ve bunun tadını çıkarıyorum… Bu yüzden onlara yetki verip Ankara’ya göndererek borçtan kurtulmalarına vesile olmayacağım…
Yine bana borçlu kalsınlar, ama mebus da olmasınlar…
Seçmeni etkilemek için oy istemenin bir diğer yoluysa “biz başbakanımızın emanetiyiz, sakın ola emanete ihanet etmeyesiniz, beşimizi de seçerek gönderin ve bağlılığınızı ispat edin” söylemi…
Oldukça ikna edici olan bu yöntem sayesinde de seçmenler sırf Sayın Başbakana mahcup olmama adına beş adayı da seçerek Ankara’ya gönderecekler gibi…
12 Haziran’a sayılı günler kala adayların buldukları bu ilginç ikna (!) yöntemlerinin ne kadarının tutacağını sandık gösterecek…

Biz son durumla ilgili düşüncelerimizi haftaya saklayalım…
Bu arada AKP listelerinden aday adayı olup kendine yer bulamayan bürokratlarımız görevlerine döndüler. Bunların içerisinde bir tek SGK Esat Ceylan başka bir ile gönderilerek görevine getirildi. 

Kendisinden haber alamadığımız için bu il değişikliğinden ne derece mutlu olduğunu bilemiyoruz. Ancak diğer aday adayları şimdilik bir terfi filan almadan eski görevlerindeler…
Kendilerine üstün başarılar diliyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.