BİRAZ SABIR

Hafta içerisinde beklenen oldu. Ankara’dan gönderilen müfettişler Elazığ Belediye’sinde duruma el koyarak incelemelerine başladılar.

Öte yandan Belediye Meclis üyelerinin Savcılığa yaptığı suç duyurusu kendi normal seyri içerisinde devam ediyor.
Bundan sonra beklemek ve sonucu görmekten başka yapacak bir şeyimiz yok.
Hafta içerisinde yine Elazığ’ın gündemi bu konu olduğu için bir - iki noktaya dikkat çekmeden geçemeyeceğim.
Bir kere yargıya taşınan bu mesele üzerinde bundan sonra çok ta kafa yormamak gerekir diye düşünüyorum. Elazığ’ın yığılmış dağ gibi meseleleri varken enerjisini artık ortaya çıkmış olan bu konuda harcaması doğru değil…
Bundan sonraki kararı bağımsız yargının vereceğine olan inanç ile beklemek ve görmek gerekiyor.
Öte yandan belediye içerisinde incelemelerini sürdüren müfettişlerin varsa bir yolsuzluk, en doğru kararı vereceklerine inanıyoruz.
Önümüzde var olan Adana Belediye Başkanı ile ilgili ithamlar karşısında yapılan uygulamanın Elazığ belediyesinde de olacağına tereddüt duymak istemeyiz.
“Benim reisim seninkinden iyidir” mantığının böylesine hayati önem taşıyan konularda olmayacağına yürekten katılmak isteriz. Başka yerlerde örneği görülen kayırmacılığın en azından bu konuda olmaması gerekir.
Yine hafta içerisinde konuyla ilgili taraflardan biri olan AKP Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk’ün açıklamaları gündemi epeyce meşgul etti.
Tahir Bey’in MHP İl Başkanı Behçet Susmaz’ı hedef alan açıklamalarına Sayın Susmaz cevap verecektir sanırım. 
Ancak Öztürk’ün epeyce uzun olan ve içerik bakımından aynı şeylerin tekrar edildiği açıklamasında sürekli “Elazığ Belediyesinin bu şirkete temizlik ihalesi vermesi konusunda baskı yaptığımı iddia edenler” diyerek meseleyi başka bir mecraya çekmek istemesi hayretle karşılandı.
Bir kere bildiğim ve dinlediğim kadarıyla hiç kimse belediyenin temizlik ihalesini Tahir Öztürk’ün veya firmasının baskıyla, zorla aldığını iddia etmedi.
İhalelerde normal prosedürüne uyulmuştur veya uyulmamıştır, bunlar ortaya çıkar ama kamuoyunun bildiği gerçek, ihaleye tek firmanın girdiği ve kırım yapılmadan alındığı yolundadır. Diğer ayrıntılar ise, beş yıllık gibi uzun bir süre için ihalenin verildiği ve kar marjının geçmiş yıllarda yüzde beş iken, bu dönemde yüzde 20 gibi çok yüksek bir rakamdan olduğudur.
Tahir Bey vermesi gereken cevaplar yerine konuyu başka bir platforma çekerek asıl meseleyi gözden uzaklaştırmaya çalışması çok iyi bir taktik değil.
Danışmanlarının bu durumda kendisini yanlış yönlendirdiği düşünüyoruz.
Bütün bunlar yerine kamuoyunun önünde “evet ben ihaleyi şu şartlarda aldım, şunlar oldu, bunlar olmadı, Süleyman Bey’in bu konuda bir dahli vardır/yoktur” şeklinde tatmin edici bir açıklama yapmasını beklerdik.
Gecen hafta yazdığımız yazıdan alınan bazı gazeteci dostlarımızın ise, açıklama yapmak yerine objektifliklerini öne çıkaran söylemler içine girmesini tercih ederdik. İyi niyetlerinden ve samimiyetlerinden zerre kadar şüphemiz yok, ancak televizyonda yorum yapmak sorumluluk ister, tarafsızlık ister.
Söylenilenin kırk yöne çekileceği laflarla kamuoyunun önüne çıkmak insanların zihinlerini bulandırmaktan öte işe yaramaz.
Şimdilik bu konuya noktayı koyuyoruz. Bağımsız yargının şikâyetlerle ilgili açıklamasının alacağı güne kadar beklemek hepimizin görevi…
Klasik bir söylemle bu haftayı bitirelim: “Hakkımıza hayırlısı neyse o olur inşallah…”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.