BEN ARARIM SENİ, SEN DE GÖZET BENİ

İş çıkışı dinlenmenin hayalini kurarak eve geldim. Kızım, Türk Telekom’dan üç kere arandığımı, “evde yok” demesine rağmen yılmadan, usanmadan yine aradıklarını söyledi. Cep telefonumu istemelerine rağmen, ne olur ne olmaz diye onu da vermemiş… 


Akşam bekledim, yine ararlar diye ama aramadılar… Ancak, o günü takip eden her gün, ben evde olmadığım saatlerde aramışlar ve beni sormuşlar. 

Benim derdime düşen ve benimle illa görüşmek isteyenin ne diyeceğini de merak ettiğimden kızıma “cebimi ver de bir tanışalım bu bayanla” dedim… 

Ve en nihayet, dördüncü gün Nilay Hanımla konuşabildik… 

Uzun uzun ismimden emin olduktan sonra, konuşmalarımızın güvenlik gerekçesiyle kayıt altına alınacağını sakıncası olup olmadığını sordu… Sakıncası olsa ne yazar ki… “Olmaz, başlayalım” dedim. 

Önce benim için çok avantajlı olan bir tarifeden bahsedeceğini söyledi… 

“İlgimi çekmiyor, istemiyorum” dedim. 

Ama kız inatçı… 

“Ben anlatayım sonra yok deyin” dedi… 

Kibarız ya, “hadi dinleyelim bari” dedim. 

Beş dakika, mekanik bir sesle, bütün dikkatimi vererek dinlediğim konuşmanın özeti şu: Ev telefonumu fazla kullanmıyormuşum. (İyi de size ne bundan, mal benim değil mi istediğim kadar kullanırım…) Eğer birkaç lira daha fazla verirsem bana ayrıcalıklı özel bir tarife uygulayacaklarmış… 

Daha önce defalarca anlattığım hikâyeyi baştan ben de Nilay Hanıma takdim ettim. “Memlekette herkesin ev telefonunu iptal ettiği bir dönemde, 30 yıldır kullandığım bu numaraya olan bağlılığım dolayısıyla, ayda 20 Lira ödediğimi, uzun yıllardır bulunduğum tarifenin de telekomun en uygun tarifesi olduğunu, geçen gün bir iş için gittiğim merkezlerindeki yetkilinin bunu gururla söylediğini anlattım. 

Sabırsızca ve ikide bir sözümü keserek beni dinledikten sonra, “ne yani bu kadar laf ettik kabul etmeyecek misiniz” kabilinden bir şeyler söyledi. Yine bütün kibarlığımla teşekkür ettim ve “Hayır” dedim. 

Bilgilerimi güncellemek için cep telefonumla, elektronik posta adresimi sordu. Yolun sonu yavaş yavaş geliyordu. 

Eskisinin aynı olduğunu, değişiklik durumunda bildireceğimi söyledim ama tatmin olmadı, “tekrar edin lütfen” dedi. 

Bu sefer ben atağa geçtim, “siz söyleyin ben doğru veya değil diyeyim” dedim. 

Umutsuz bir sesle her ikisini de söyledi “evet, kesinlikle doğru” diye teyit ederek, konuşmayı sonlandırmak istedim ama ne gezer. Bayan beni yakalamıştı bir kere, yeni paketleri, duyuruları size her zaman göndereyim mi şeklinde yeni bir soru yöneltti. 

Yeminle istemediğimi, bir daha avantaj filan duymak istemediğimi herhalde bağırarak söylemişim ki, ev halkı yine kiminle kavga ediyorum diye başıma üşüştü… 

Zor bela telefonu elimden aldılar, kapadılar ve sakinleşmemi beklerken yeniden 444’lü bir telefondan arandığımı gördüm. 

Yine o bildik ses, bilmem ne bankasından aradığını, kredi kartı versek kullanıp kullanmayacağımı sordu. Kısmen sakinleştim ya… 

Bankalarından maaş alma bahtsızlığının dışında bir alışverişim olmayacağını, teşekkür ettiğimi istemediğimi söyledim, ısrar etmeye başlayınca iyi akşamlar dileyip cevabını da beklemeden kapattım. 

Üçüncü mü? 

Onu hiç söylemeyeyim. 

Anamın kızlık adını sorarak başlayan o sese ne dediğimi gelin ne siz sorun ne de ben anlatayım… 

Ben diyeceğimi dedim, büyük bir ihtimalle uzun süre beni aramazlar umarım… 

Umarım değil kesin olarak aramazlar…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.