AĞAR’A VEFA

Yazıp yazmama konusunda tereddüdüm vardı… 


İyi günde, en popüler zamanında yanında olmamış biri olarak onunla ilgili ne söyleyebilirdim ki? 

Ama dün ona methiyeler dizenlerin, bugün tutuklanmasıyla ilgili tek satır bile kaleme almadıklarını görünce bu vefasızlığa artık susamadım ve yazmaya karar verdim. 

Ben aslında zor günlerin dostuyumdur. Düşene vurmak bize de yakışmaz… Kaldı ki Ağar düşmüş filan da değildir. 

Kendi açıklamasında “vatani görevini yapmak” için hapse girmiştir. 

Aslında Sayın Ağar’ın niye hapis yattığının da tam bir açıklaması yok… 

Neyse o benim konum değil… 

Mehmet Ağar Elazığlı… 

Her oturduğu yerde, her katıldığı toplantıda bunu gururla söyleyen üç-beş tanınmış insanımızdan biri… 

Onu tanıyıp ta ondan iyilik görmeyen birinin olduğunu düşünmüyorum. 

Elazığlı olup da, emniyet teşkilatında görev yapan çok sayıda polisimiz Mehmet Ağar’ın onayıyla işe alınmıştır veya işinde yükselmiştir. 

Daha önce söylediklerimi bugün yazmayacağım… 

Bakanlık günlerinde Elazığ’a kazandırdıkları/kazandıramadıkları, Elazığ’ın ona karşı olan vefasını ödemesi filan… 

Geldi, geçti… 

Dostlukta, akrabalıkta kimin daha çok fedakârlık yaptığının karşılaştırması yapılmaz… 

Vermişsen vermişsindir… 

Ben Mehmet Ağar bağımsız adayken de, DYP’nin başına geçip Türkiye’ye başbakan olma iddiası ile oy istediğinde de reyimi kendisine vermedim. 

Bu yüzden yazımı yazarken rahatım, huzurluyum… 

Ancak Mehmet Ağar’ın en güçlü döneminde kırk yıllık partilerini terk edip Elazığ’da Ağarcılık oynayanlar bugün nerede diye merak ediyorum. 

Bir haftadır gazetelerdeki ve internet sitelerindeki köşelerine bakıyorum Allah için tek satır yok… 

Yerel televizyonlarda yaptıkları programlarda bu konuda bir kelam ettiklerine rastlamadım. (Kaçırdımsa beni uyarın lütfen…) 

Peki, ahde vefa bu mudur? 

Dostluk böyle mi gösterilir? 

Hemşerilik, kardeşlik, kötü gün muhabbeti böyle midir? 

Recep Tayyip Erdoğan, okuduğu bir şiirden dolayı hapse giderken otobüsler dolusu insan onu yolcu ediyor ve yanında olduğunu haykırıyordu… 

Ya biz? 

Ya Elazığlılar… 

Biz neredeyiz? 

Düşene vurulmayıp sahiplenildiği bir dinin, kültürün mensubu olan ya bizler? 

Aydın Yenipazar’a Elazığ’dan birkaç otobüs niye kalkmaz? 

Dün yanında, çevresinde olanlar, “senin için geberiyordum” diye nutuklar atanlar, arabasının önüne atlayanlar, bir günlerini harcayamazlar mı? 

Neyse, Allah kurtarsın Sayın hemşerim… 

Üzülme bu da geçer… 

Ama en zoru unutulmak, değil mi? 


Not: Geçen hafta yapılan ve sonucu bir türlü alınmayan CHP kongresi ile ilgili yazacaktım ama yerim bitti… İktidar olmak için mutlaka kendine, şu ana kadar oy vermeyenlerden de destek bulması gereken CHP, “küçük ama kendilerinin” bir partisi olma yolunda bir seçim daha yaptı. 

Son seçimlerde Elazığ’ın “flaş” ismi Ali Özcan, İstanbul il başkanlığı seçimlerinden zaman bulup Elazığ siyasetini de dizayn etme adına seçimlere müdahale edip, istediği adayı seçtirdi… 

Hayırlı olsun… 

Ama biz bu CHP’yi daha çok yazarız…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.