ADI ÇOK MU ÖNEMLİ?

Ben Elazığ Haber’de ülke genelini ilgilendiren konularda yazmayı sevmiyorum.

Bu işi çok iyi bilen ve sizin de ilgiyle takip ettiğiniz Ergun Kaftancı büyüğümüz layık-ı veçhile yapıyor zaten…

Türkiye meselelerini, o kendine has üslubu ve müthiş hassasiyeti ile o kadar şahane izah ediyor ki onun üstüne laf söylemeyi edebe aykırı buluyorum.

Ancak son zamanlarda yine birilerinin bir yerlerde pişirip önümüze koyduğu bir pilav var…

Tatsız, tuzsuz ne olduğu belli olmayan bir yemek…

Adını bir türlü koyamadığımız, hükümet büyüklerimizin de anlatmakta zorlandığı bir süreç…

Bu süreç lafı onların ama ne süreci o da belli değil…

Devlet büyüklerimizi yataklara düşüren bir süreç…

Bu arada isimler üzerinden de ciddi bir tartışma yaşanıyor… Kimi “İmralı” diyor, kimi “barış” diyor, kimi “kimse ağlamasın”…

Kimi “çözüm”, kimi “çözülme” diyor…

Diyen diyene…

Daha adını koyamadan öyle bir mesele açtılar ki başımıza bunu temizlemek her şeyden zor…

Devletten bazı yetkililerle, İmralı’dakinin adamları, adaya gidip görüşme yapıyor, bunu birileri basına servis ediyor…

Haydi…

Tartış babam, tartış…

Bunu kim verdi ortalığa…

Başbakanımız zaten asabi…

Bunun üzerine daha da asabileşti…

Kimin sızdırdığı kavgası yapılırken, tuttu bunu yazan gazeteyi de iyi bir payladı…

İyi de yaptı, hak etmişlerdi…

Şimdiye kadar dediğinden çıkmayan bu malum gazete iyi bir azarlanınca, sesini kesti, oturdu yerine…

Ben bütün bu hengâmeyi ibretle seyrederken ve kafamda türlü şeyler kurarken aklıma Neyzen Tevfik’in başından geçen bir olay geldi…

Kimseye yakıştırmadan, sadece olayı anlatıyorum, siz ne anlarsanız, o da size kalmış bir şey…

Rahmetli, bir gün yolda giderken çok nüfuzlu birinin metresi ile karşılaşıyor. Kadın kendisine alaycı bir şekilde gülümseyince dönüyor ve yüzüne “fahişe” diye bağırıyor…(Aslında daha ayıp olanı söylüyor da ben incelterek yazdım…)

Kadın başlıyor bağırmaya… Oradan geçen bir polis ikisini de karakola götürüyor.

Komiser, nüfuzlu kişinin de korkusuyla “Utanmıyor musun, koskoca adamsın, hanımefendiye niye öyle ayıp şeyler söylüyorsun?” diyor.

Neyzen her zamanki sakinliğiyle:

“O yaparken ayıp olmuyor da, ben söyleyince mi ayıp oldu” diyor…

 

Not: Dün, yine Eğitimde Kırklareli’nin başarılarını, sevinerek, biraz da kıskanarak okudum… Vali ile Milli Eğitim Müdürü’nün ildeki bütün eğitimcilerle, gerek üniversite ve gerekse SBS sınavlarında nasıl ilk ona girdiklerini…

Aylardır yetkililerden bir ses, bir nefes bekliyorum…

Bu il geçmişte eğitimde zirve yapmış bir şehir…

“Niteliksiz göç”, “ilgisizlik”, “sık değişen müdürler” gibi bahanelerle beni oyalamayın…

Elazığ’da her şey, ama her şey var…

Helvayı karacak “usta” mı, o da var…

O zaman ne bekleniyor?

Sadece bir ses…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.