ADAYLAR SON SÜRAT

Siyaset yazmaya bir hafta ara verince sağdan soldan arayan dostlarımız gelişmelerden haberdar olamadıklarını söyleyerek şikâyetçi oldular. 


Siyaset dışı yazdığımızdan dolayı mutluluğunu bildiren okuyucularıma da teşekkür ediyorum, ama inanın öbür taraf ağır bastı.

Yine döndük siyasete…

Her ne kadar seçim çalışmaları genelde sönük geçse de, adayların ve partilerin çalışmaları bir hareketlilik getiriyor piyasaya…

Çarşı pazara çıktığınızda kravatlı takım elbiseli bir grup dolaşıyorsa –ki çokça rastlıyoruz- bilin ki adaylar “seçim çalışması” yapıyorlardır.

Grup halinde dükkânlara giren bu insanlar, çalışanların ve o anda dükkânda bulunan müşterilerin ellerini sıktıktan sonra, dudaklarında sahte bir tebessümle geri dönüp aynı hızla tura devam ediyorlar.

Tesadüfen bulunduğum dükkâna da böyle bir heyet girdi. Benim, eşimin ve çalışanların elini sıkarken, mağaza sahibinin “nereden çıktı şimdi bunlar” dercesine “hain hain” baktığını gözlüyordum ben…

Kim olduklarını tam da anlayamadığımızdan biz de gülümseyerek adaylara mukabele ettik, ben yanımdaki mağaza çalışanına “bunları gördükten sonra seçimde oy vereceğin partiyi değiştirmeyi düşünüyor musun?” diye sordum, soğuk ve sinirli bir edayla “yook” cevabını alınca, rahatladım.

Siyaset bilimiyle yıllardır ilgilenirim.

Dünyanın hiçbir yerinde insanların elini bir kere sıkmayla, onların kanaatlerinin değiştiği bir sisteme rastlamadım.

İnsanlarla konuşmayacaksan, onlara kendini, partini, programını, projelerini anlatmayacaksan, sadece el sıkmayla vatandaşı nasıl ikna edeceksin ki?

Sabahın köründe yollara düşen adayların gecenin bir vaktine kadar dükkân dükkân gezerek el sıkmalarını şu an itibarıyla çözemedim. Ama inanın onlara çok acıyorum…
Gelelim ikinci ikna metoduna…

Minibüslerin üzerine resimlerini kocaman çizdiren adaylar, oradan bize gülümserken, sonuna kadar sesi açılmış arabadan yayılan müziğe bakarak “hah, tam oy vereceğim partiyi buldum, bu aday iyi gülümsemiş, müzik ise tam istediğim gibi” diyen bir vatandaşa da rastlamadım.

Çoluk çocuğuyla, güneşli bir günde alışverişe çıkan yurdum insanının yanından bütün gürültüsüyle geçen minibüse şöyle göz ucuyla bir baktığını ve “hayır duası” ettiğini görmedim desem yalan olur…

Diyeceksiniz ki, duaya da ihtiyaç var…

Doğru…

O zaman bolca dua alıyorlar…

Bir diğer çalışma şekli ise adayların ilçe gezileri…

Beni götürmediler ama ben TV’lerde görüyorum…

İlden kalabalık bir grup ilçeye gidiyor, karşılamalar filan derken yine çarşıya dalınıyor…

Kimi yakalarsan öpüyorsun, elini sıkıyorsun, bir kahvehanede veya parti binasında birkaç kişiye bir şeyler anlatıyorsun –ki bu anlattığın şey son bir haftadır dinlediğim aynı metin oluyor- sonra da aynı süratle geri dönüyorsun, çünkü yapacak çok iş var…

Bu arada AKP’liler Keban’da bir ilki denemiş, Elazığ’ın yetiştirdiği büyük ses sanatçısı (!), Allah şifa versin İbrahim Tatlıses’in veliahdı Bülent Serttaş’ı götürmüşler ve hem mitingden önce millete bir konser verdirmek istemişler hem de Kebanlıları meydana toplamaya niyetlenmişler.

Ancak yine davetli olmadığım için ben göremedim –yoksa hiç kaçırmazdım- söylendiğine ve yazıldığına göre sadece adaylar ve Elazığ’dan gidenlere söylenen türkülerden sonra Kebanlılarla görüşülemeden geri dönülmüş…

Ben bu Bülent Serttaş’ı MHP’li filan bilirdim ama demek ki yaşlanıyoruz, hafızam beni yanıltıyor.

Bu işleri bilen biri beni aydınlatırsa sevinirim.

Bu arada bir açıklama yapan Serttaş, “ para filan almadığını, İstanbul’dan tanıdığı değerli insan Zülfü Demirbağ’ın hatırı için orada bulunduğunu” söylemiş. 
Oysa böylesine hayırlı bir iş için biz de para almadığını zaten tahmin etmiştik, açıklama yapmasına gerek yoktu…

Lafı bir hayli uzattık…

Oysa size adayların müthiş çalışma teknikleriyle ilgili daha yazacağım neler neler vardı…

Neyse seçime daha bir ay var, kısmet olursa onları da yazarız.

Bu arada aday adaylığı sürecinde, hangi niyetle aday olduğunu anlayamadığımız, ancak günahını alarak, genel müdürlük beklentisi dolayısıyla piyasaya çıktığını tahmin ettiğimiz, SGK İl Müdürü Esat Ceylan, taltif edilerek (!) Bartın’a tayini çıkartılmış. Ceylan’ı tanıyanlar onun niçin aday adayı olduğunu, listeye giremeyince neden Bartın’a verildiğini yazarlarsa buna da sevineceğiz…

Merakla takip ettiğimiz AKP’nin diğer bürokrat aday adaylarıyla ilgili toplayabildiğimiz bilgileri haftaya yazarız…

Hoşça kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.