Sallamayanı sallarlar


   NE yapıyorlarsa hep yanlış yapıyorlar; sonra da o yanlışları, doğru diye halka yutturmaya çalışıyorlar.
Ekonomide büyüme'yi 4.4 olarak ilân ettiler. Büyüme üretimden kaynaklanmıyor, ithalata dayalı tüketimden kaynaklanıyor. Bunu bile ekonomik başarı diye önümüze getirdiler...
Bu büyüme oranına bakınca ortaya el parasıyla geçinmek gibi, kendi ekonomik kaynaklarınızdan uzak bir değerlendirme çıkıyor...
Bu kaynaklara kamu harcamalarındaki artışı da katarsanız büyüme motorunun oluştuğunu görürsünüz.
Birinci motor güç, inşaat sektörü...
Yeşil alan bırakmaksızın dağı taşı betonlaştırmakla ekonomiyi büyütüyoruz; bu süreçte sermaye açığı ortaya çıksa da ekonomi büyüme eğilimine girmiş sayılıyor... 
Hükümet de sermaye açığını sektöre kredi pompalayarak kapatıyor.
Bu işlem, şimdilik şifa gibi gözükebilir...
Fakat değildir...
İleride, kredi pompalama, nakit sıkıntısına dönüşebilir ve ekonomi tıkanmaya doğru gidebilir.
Durum meydanda; 4.4 büyümenin 2.2 kadarlık kısmı, para pompalayan devletten sağlanmış oluyor. Bu demektedir ki sağlıklı üretime ve o üretimin iç ve dış satımına dayalı bir kaynak sayesinde büyümüyoruz. 
Eğer sanayinin büyümeye katkısı yüzde 0.9 puanda kalmasaydı, 4.4 büyüme hızı için "Sağlıklı bir gelişme" demek mümkün olabilirdi. 
Bugün, bunu söylemek de kolay değil!
Çin'e bakın, sanayi üretimi bizdeki gibi 0.9 değil 10.4 büyümeye ulaşmış...
* * *
AKARYAKIT ürünlerinin yarısından fazlası vergi..
Keza elektrik faturanıza bakın, onun da yüzde 70'i vergi...
Doğalgaz faturalarına gelince, ötekilerden farkı yok; doğalgaza her ay yaptığımız ödemenin yüzde 52'si vergiye gidiyor...
Dolaylı yoldan bu kadar ağır vergilerin uygulandığı ülkeler var mı?
Herhalde vardır; ekonomik kalkınmayı becerememiş ülkelerde bütün mali yük, halkın sırtına vurulur, cebinden alınır...
Türkiye, işte o ülkelerden biri...
Peki halkımız bu faturaları egemen kılan anlayışın sultası altında inim inim inlemeyi kabul edecek mi? 
Önümüzde yerel seçim var, ardından cumhurbaşkalığı seçimi ve genel seçim gelecek. Cumhurbaşkanını halk seçer dedik ama bakalım Çankaya'ya gidecek ismi seçme hakkımızı kullanabilecek miyiz; yoksa bu hak da elimizden alınacak mı!
Önümüze gelecek her sandığa, başarısızlığı müseccel hale gelen AKP anlayışını gömmezsek, enayi gibi daha çoook fatura öderiz...
* * *
ERDOĞAN Bey'e parti içinden baskı yapılmaya başlanmış. 
Söylediklerinde hayret ettim; Tayyip Bey'e baskı yapmak mı, yeminle söylüyorum, inanmadım...
Baskı yapanlar "Üç dönem krizi"ne meydan verilmemesini isteyenlermiş,
ayaklanmışlar. 
Lidere "Partiyi zayıflatmayalım" diyorlarmış...
Kararı biliyorsunuz; üç dönemdir yasama görevi yapanlar önümüzdeki seçimde aday olamayacak. 
Kimi dinlendirilecek, kimi belediyelerin başına getirilecek. Arada devlet sektörüne ve özel sektöre postalanacaklar da olacak...
Başbakan, "Nasıl olsa Çankaya'ya çıkacağım" diye düşündüğü için kararsız...
Baskılar karşısında direnir gibi yapıyor ama bu direnci devam ettirir mi bilinmez...
Karar uygulanırsa siyaset değil ama yasama hayatı, birçok yanlış isimden kurtulmuş olacak. Aslında bu da çözüm değil; gideceklerin yerine başka yanlış isimler nasıl olsa gelecek...
Ulusal düzlemde çözüm, sandığa giderek yasamayı AKP'nin sultasıdan kurtarmak, statükoyu değiştirmek. Seçmen bu basireti mutlaka göstermeli...
* * * 
TERÖR yeniden başlayacak gibi..
Güneydoğu bölgemizde ufak ufak kıpırdanmalar yaşanıyor...
Dağdaki vahşiler de bu kıpırdanmalara katılım halinde; Şırnak'ta olayları başlatma provaları yapıyorlar. 
İnşa halindeki Jandarma Karakolu basıldı, 4 işçi kaçırıldı. Söylentilere bakılırsa Kandil'den gelen emir üzerine işçiler serbest bırakıldı...
Ferit Aslan bölgede çalışan başarılı gazetecilerden biri, Doğan Haber Ajansı muhabiri. Onun verdiği habere bakılırsa on dört ayda topu topu 600 terörist Kuzey Irak'a geçmiş, Kandil'e yerleşmiş... 
Dikkatinizi çekerim; bu 600 terörist 29 ayrı gruba mensup...
Geri kalan teröristler nerede?
Yine dağlarda, inlerinde saklanıyor ve kış hazırlığı yapıyorlar. 
MHP lideri Devlet Bahçeli de işaret etti, Türkiye'yi terk etmiş değiller, yeniden ordulaşma süreci içindeler... 
Demek ki terör çetesi, barış süreci için AKP ile vardığı mutabakatı fazla iplemiyor. O kadar arsız ve yüzsüzler ki mesela Cemil Bayık adındaki haydut, "Biz kimseye Türkiye sınırlarının içinde bir militan kalmayacak sözü vermedik , bir anlaşma da imzalamadık" demek cüretini gösterdi...
Teröristin ipiyle kuyuya inersen işte böyle dibinde kalırsın...
O zaman da söyledik, dinlemediler; "terör örgütünü muhatap almayın, pazarlığa kalkışmayın, başa çıkamazsınız, taviz üstüne taviz verirsiniz" dedik, sallamadılar...
Sallamayanı işte böyle kuyunun dibine sallarlar...
Ayıklasınlar bakalım şimdi pirincin taşını!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.