LİDERLİK VE KRİZ YÖNETİMİ

Bu yazı kimseye atfen yazılmamıştır. Sadece kendi nefsime yazılmıştır. En önemlisi de bir düzen, sistematik içinde yazılmamış olup, kendi içindeki ahenkle dökülmüştür. Aşağıdaki satırlar İnsanlık tarihi içinde gelen Lider örneklerinden incelemeler yapılması sonucunda Liderlikle ilgili yazılan bir Yüksek Lisans tez çalışmasının özetidir. Türkiye’de herkes yersiz yere çok alıngan. Sadece isteyenin istifadesine. Özettir.-

 Lider;

Lider, bana bakın benim gibi yapın diyebilen adamdır,

 Lider, risk ve sorumluluk alabilen adam,

 Lider, sürükleyen,  insanları idealleri uğruna yönlendirebilen adam…

 Lider, liyakat ve ehliyetine göre etrafındakileri örgütleyip ideallere koşturan, adam kayırmayan, benim adamım önyargısı ile hareket etmeyen, teşkilatçı adamdır.

 Lider, “-az olsun benim olsun.” gibi bir megalomanlığına asla düşmeyen, “-ideallere büyük kitleleri nasıl dahil ederim?” kaygısı ile hareket eden adam…

 Lider, karar veren, verdiği kararda yalpalamayan adam.

 Lider, hazmedebilen, kendisinden daha iyiler ama bir şekilde daha iyiler geldiğinde kendi emeklerini elleri ile zayii etmeyecek kadar dikkatli ve itidalli adamdır..

 Lider, karizmatik ve ilgi odağı….

 Lider, uzak hedeflere gözünü dikmiş, eser bırakmak gibi, hayatın ebediliği gibi kaygıları olan adam…

 Lider, sabırlı, beklemeyi bilen, gerektiğinde hareket eden, gelişigüzel duruş ve sataşmalara aldırmayan, büyük gören, büyük düşünen insan…

Lider, yalan söylemez ama nerede ne söyleyeceğini de bilir.

 Lider, iş görenlerine, geçmişine ve kadrolarına karşı vefalıdır, iyi bir dosttur. Ancak duygusallık sarmalına asla girmez. Hız kesmeden uzak hedeflerine doğru yürür.

 Lider, en iyi ikinci adamının bile kendisi gibi risk alacak cesareti olmadığını bilir. Ona göre dinler ve karar verir. Gerçek başarının da riskleri fırsata dönüştürmekle kazanılacağını bilir.

 Lider, hedef kitlesini belirler ve onlara ulaşır. Onları küçük görmez. Büyük hedeflerine insanları ile ulaşabileceğini yoksa soytarıya döneceğini bilir.

 Lider, dedemin tarifi ile “Herif olmalı, herif…”

 Günümüzde neden Liderler çıkmıyor..

 Bunun en temel nedeni artık insanların ulvi hedefleri kalmadı, insanlar basit, kolay ve hızlı elde etme peşinde… Daha da kötüsü nefislerinin istekleri peşinde. Günümüzde liderliğe talip olan adamlar önce bu ucuzcu, kolaycı, kendinden başkasını düşünmeyen, menfaatçi toplumu algılamalı, ona göre de çözüm üretmeli. Bunu yapmazsanız küçücük, marjinal bir azınlık olarak kalırsınız. Daha da kötüsü bir süre sonra yasadışı da olabilirsiniz.

 Oysa amaç, kitleleri ulvi hedeflerinize doğru sürüklemektir. Bunu yaparken de şu bilinçte olmalı liderler; “Yolunda yalnız olmayacaksın. Orada aynı hedefi takip eden başkaları ile beraber yürüyeceksin. Bu hayat yarışında, diğerleri kabiliyetleri itibariyle sizi geçebilirler. Bir başarı elinizden kaçabilir. Bundan dolayı onlara kızmayınız ve elinizden geleni yapmışsanız, kendi kendinize de kızmayınız. Asıl mühim olan başarı değil, gayrettir, insanın elinde olan ve onu memnun eden ancak gayrettir." Esas olan hayra motor, şerre firen olmaktır. Bunu yaparken de illa ben yapacağım diye tutturmak değil, daha iyi yapanın önünü açmak ve destek olmaktır.

 “Milleti aldatmayacağız! Millete, daima ve daima gerçeği söyleyeceğiz. Belki hata ederiz, yanlış şeyleri gerçek zannederiz. Fakat millet onu düzeltsin." "Birbirimize daima gerçeği söyleyeceğiz. Felâket ve saadet getirsin, iyi ve fena olsun, daima gerçekten ayrılmayacağız."

 “Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri; fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddî emellerin tatminiyle ilgili bulunmuyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini, vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da gerektiği gibi yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın ilkesi, bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu koruyacağım.” Bu cümleler M. Kemal’e ait. Bir de ayet, hadis vb. deliller kullanarak kendi aczini saklayanlara bakın…

 Şimdi bakıyoruz insanlarımızın dünyaya ait, çocuklarına ait, nefislerine ait o kadar çok kaygıları var ki.. Peki, bu insanlar lider olamaz mı? Olurlar tabii ki… Ama ölümsüz Liderler olamazlar. Ölümlü Liderler olurlar. Fatih fedakârlığı ve ufku ile ölümsüzdür. Alpaslan da öyle, Selahaddin de… Fatih’i düşünün evladının canını, milletin bekası için elleriyle alıyor. Doğruluğu tartışılır ama günümüzde ölümsüz lider sanılanlar da evlatları için davasından taviz veriyor. Teşkilatları, örgütleri dağılıyor.

 Toplumun durumu doğru görülmeli, değerlendirilmeli, ona göre de elimizdeki insan gücü etkin kullanılmalıdır. Liyakat ve ehliyet esas alınmalı, bana yakın, ona yakın, benim akrabam, onun bilmem nesi kaygısı ile örgütlenilirse o yapıdan ancak fitne, ihanet ve alçaklık çıkar. Yani haram ve kul hakkı ile helale ulaşamazsınız.

 Bize her şey helal, dışımıza çıkanlar hepten hain ve alçak…

 Türkiye’de maalesef böyle bir travma ve eblehlik var. Basitlik var. Oysa bu Müslüman’ın ahlakına hiçte yakışmayan bir şey… Sonra, sonra bu kendi insanlarımızla yeniden bir araya geliyoruz. Onlar tövbe etmiş mi oluyorlar? Biz onların hâşâ tövbesini kabul mü ediyoruz? Bu ne biçim bir ilişki kurma ve geliştirme şeklidir? Sonra nasıl yüzyüze bakıyoruz? Sonra nasıl aynı yapıların, teşkilatların içine kabul ediyoruz? Enteresan tutarsızlıklar bana göre. Tabii Cahil dediğimiz Millet bir şekilde bunları görüyor, gülüyor ve sandıkta yapıyor yapacağını… Biz de diyoruz ki “-Kader-i İlahi! Birçok peygamber vardı ki hiç inananı olmadı.” Teselli güzel de, doğruluğu tartışılır? Yahu şu PKK’nın cahil militanları kadar olsun bir özeleştiri yapalım. Ne kadar eleştirilmeye tahammülümüz var? İstişare diyoruz ama bu yeteneksiz ve yetersiz örgütlenme hiyerarşisinin kendisini tatmin konuşmasından öteye geçmiyor.

 Atalarımız ve geçmişimizle övünüyoruz. Güzel de şimdiyi kim değerlendirecek? Bu günün dünyasını kim görecek? Kim sonuçlar çıkartacak? Hırsızın adı kapitalist, emperyalistin adı Siyonist… Doğru da bitti mi? Onlar yapıyor da Müslüman neden bakıyor? İktidar kötü… Peki, ama senin çözüm bohçanda neler var? Yaptırmıyorlar… Kim yaptırmıyor? Astların olan generallere emir verme sorumluluğunu alamadıysan kim suçlu? Hani diyor ya şarkıda “-Dert bende, derman sende… Yarabbi, sen büyüksün..”

 Milletin kutsal değerleri ile siyasi amaçlara ulaşmak…

 Milletimizin kutsal değerleri var.. Dini, mukaddesatı, vatanı, başörtüsü, Kur’anı, bayrağı, ezanı vs. Bunları dilimizden düşürmeyip, Milletin bu manadaki tüm gayretlerinin önüne geçme iddiasındayız. Acaba şunu düşündük mü? Biz bu konuda ehil miyiz? En iyi miyiz diye… Sorumluluk alıyoruz zannı ile acaba milletin önünde durup Milletin bu manadaki gerçek inkişafına engel mi oluyoruz? Şu anda Milletin kutsal değerlerini dile getirmeyen hiçbir siyasi parti yok. Bu soruyu acaba kaç tane siyasi aynanın karşısına geçip kendine sorabildi? Bir de düşünün yarın Rabbimize tüm bunların hesabını vereceğiz. Vicdanımız varsa kara kara düşünmeye başlayalım… Şu soruyu da kendimize lütfen soralım. Milletin menfaati mi? Kendi ego ve hırslarımız mı? Hesap günü de var. Düşünün! Bir zinacı gizli yapıyorsa zinayı kendine ve günah arkadaşına zarar verebilir. Ama dini ve mukaddesatı liyakatsizce, ehliyetsizce istismar ediyorsak ve Ümmetin liderliğine talipsek, işte o zaman Hz. Ömer gibi düşünün Yemen çöllerinde sürüye saldıracak kurtlardan dolayı vereceğiniz hesabın azametini… Ben muhataplarına kolaylıklar diliyorum Allah’tan hesap gününde…

 Kanaatimce yaptıklarımızı değil, yapamadıklarımızı konuşalım. Dersler çıkartalım. Yapabilir miydik diye kendimize soralım bakalım. İşte o zaman en iyisi biz miyiz? Ortaya çıkar diye düşünüyorum.

 Belki de siz olmasaydınız Hak kabul ettiğiniz davayı başkaları daha iyi temsil edebilirlerdi…

 Düşünün bakalım siz acaba hakkı ile mücadele ettiniz mi? Yoksa Milletin zinde mücadele gücünün önünde Lider gibi dururken engel mi oldunuz? Sevgili Okurlar! Bu soruyu hepimiz her seviyede kendimize sormalıyız. Biz talip olduğumuz hizmetlere layık adamlar mıyız? Hakkı ile üzerimize düşeni yaptık mı? Yoksa kendi menfaatimiz için yâda birilerinin (dış ya da iç) menfaati için Milletin gayretlerini kontrol ve baskı altında mı tuttuk? Ne dehşetli değil mi?

 LİDERLERİN SORUNLARI/HANDİKAPLARI

 1. Vazgeçilmez/kritik adamları ve birinci halka yalakaları: Vazgeçilmez yani kritik adamları yedekleyemeyen lider, bu adamların kuklasıdır ve bu adamlara mahkûmdur. İyi lider, kritik adamları yok eder, hepsini yedekler. Birinci halka yalakalar dedim bağışlayın, bu adamların Lidere sözde bağlılıktan başka hiçbir özellikleri yoktur. Liderin zaaflarını geliştirirler ve bu zaafları istismar ederler. Çağdaş toplumlarda ve İslam’da şeref davaya bağlılıktadır.  28 Şubatta modaydı. Nizamiyelerde yazardı. “Orduya sadakat şerefimizdir.” Bende bunu yazanlara küfrederdim. “Ordu peygamber ocağı değil!” diyen, Milletin tüm değerlerini dışlayıp ta içi boş bir Orduya bağlılığı öğütleyip istismar eden birileri… Ne komik değil mi?

Değerli Okuyucu! Her türlü güdülüyoruz. Ve herkes koşulsuz itaat bekliyorlar birileri bizden. Şu yada bu nedenle. Rabbimize koşulsuz itaat edemeyen birileri bile “-koşulsuz bana itaat et!” diyor. Etmezsem ne olur? Rabbimiz diyor ki “-Günahkâr olursun.” Birileri diyor ki: “-Kâfir olursun, münafık olursun…” Ne güzel. Ortaçağda Katolik Papazların Cennete giriş Beratı, endülüjans dağıtması gibi… Tabii tüm bunların yüzde yetmişinden birinci halka yalakalar sorumlu. Lidere doğru bilgi vermiyorlar, O’nu yanıltıyorlar. Liderin yapı içindeki konumunu kullanıyorlar. Liderden önce konuşarak, tavır alarak O’nu da kendileri gibi davranmaya zorluyorlar ki, Lider ikircikli duruma düşmemek için aynı tavrı takınmak zorunda kalıyor. Tabii bu da kişiliksizlik aslında… Özet, Liderler bu yalaka halkadan ve kritik adamlarından kurtulmalıdır. Ancak Türkiye’de siyasi partiler yasası sonucu siyasi liderlerde memnun bundan. Çünkü Milletvekillerini parti başkanları seçiyor. Halk önüne konanlardan birilerini seçiyor.

2. Hedefleri belirleyememe: En kolay şey hedef belirleme gibi görünüyor değil mi? Hayır? En zorudur bu! Eğer hedefi doğru ve kapasiteniz kadar belirleyemez ve ara hedefleri doğru seçemezseniz, tüm gücünüzü heba edersiniz. Daha da kötüsü halk gözünde komik ve yalancı duruma düşersiniz. Ancak bu birinci halka yalakalar sizi hep yanılttığı için yine hesabınızı doğru yapamazsınız. Öyle bir an gelir ki; “Körler sağırlar, birbirini ağırlar!” durumuna düşersiniz. Doğru menzil ve hedef Kur’an ve Sünnette ifadesini bulmuştur. Esas olan ise;

Ara hedefler,

Metot ve yöntemler,

Organizasyon şeması,

İmkânların/insanların doğru yerde ve zamanda kullanılması,

Adalet ve istikametin muhafazası,

Çağın icabı ve imkânlarının etkin olarak kullanılması, İlim ve fenne bigâne kalmamak,

Halkla irtibatı kurmak, kaybetmemek, ilgiyi muhafaza etmek. “Teması sağlayan, inisiyatifi elde tutar.”

Sürekli gelişim ve tekâmül içinde olmak. “En iyi savunma taarruzdur.” Prensibi ile rakiplerden önce yöntem değiştirip geliştirerek Psikolojik Harekâtın icaplarını yerine getirmek.

Faaliyet ve gayret önceliklerini doğru belirlemek. Unutulmamalıdır ki; “Bir cephenin her yerinde güçlü olmaya çalışan komutan her yerinde güçsüzdür.”

Doğru zamanda doğru kararı vermek. “Bir Lider için en tehlikeli an kararsız kaldığı andır.” Dolayısı ile “Faaliyet/Zaman/İmkanlar/Yer/Astlar/Rakipler çok iyi koordine edilmelidir.

3. Önyargılar, istişare edilememe, doğru sonuçlar çıkartamama, astları ikiyüzlülüğe yöneltme ve kolay Liderliği seçme/Yönlendirici, bilgili liderliği red: İkinci Dünya Savaşından Önce Fransız Genel Kurmayına ordunun kötü durumu, savunma hatlarının yanlışlığı ile ilgili olumsuz rapor veren Tuğgeneral De Gaulle’e zamanın Fransız Genel Kurmay Başkanı hakaret etmiş ve “-Seni kim General yaptı?” diye sormuştu. Savaş De Gaulle’ün haklı olduğunu gösterdi. Harekâtın geri kalanının De Gaulle yönetti ve savaş sonrası Fransa’yı bu disiplinsiz addedilen general kurdu ve cumhurbaşkanı oldu. 1958 itibari ile Fransa’yı NATO’dan ve ABD kontrolünden de çıkartarak dış politikada bağımsız hareketini de başlattı. Ne demek istiyoruz? Zamanında doğruları söyleyen astına tahammül edemeyen Fransa Genel Kurmayı, Alman İşgalinde seyretti sadece. Oysa asi, alçak, dönek vb. dedikleri adamı zaman haklı çıkardı. İş olsun diye istişare, iş olsun diye değerlendirme toplantısı değil, Liderler gerçekçi değerlendirmelerin peşinde olmalılar.

4. Zor anlarda risk alamama: Siyasi Liderlerin en büyük sorunu da bu dur. Türkiye’de ihtilalların asıl sebebi de bu dur. Siyasi liderler zamanında küçük riskleri alamadıklarından büyük felaketleri de seyretmişlerdir. Buradaki suskunluklarını ferasetleri, sabırları, devlet adamlığı sorumlulukları ile açıklayamazlar. Bakın Rusya’da Yeltsin tankların üzerine çıktı, yerini Çar Putin’e bıraktı. Şu anda çok kısa bir sürede Rus Çarlığını kurdular ve süper güç/güç merkezi olma yolunda ilerliyorlar. Peki, biz neredeyiz? Neden? Darbe anayasasından kurtulamamış olmamızın sorumlusu risk ve sorumluluk alamayan, pısırıklıklarını devlet adamlığı perdesi arkasına saklayan siyasi liderlerdir.

5. Her türlü kayırmacılık ve organizasyondaki inanmış insanları küçümseme, yok sayma: Özellikle adam kayırma, Liyakat ve ehliyete değer vermemek, kendi insanını küçük görmek Ülkemizdeki en büyük lider hastalıklarından biridir. Maalesef “Evin danası öküz olmaz.” Sözü bir Türk Atasözüdür.

6. Kararsızlık, dün beyaz dediğine bu gün kara, dün hain dediğine bu gün dostum demek: Düşünün dostlar, bu çelişkilerin yaşandığı organizasyonlarda sadece seyrediyorsunuz. Tabiri hoş göründe gıkınız çıkmıyor, sonra da şahsiyetten söz ediyorsunuz. Mes’ulsünüz. Daha da kötüsü bunları yapan adamları sorgulamıyor, böyle düşünenleri sorguluyorsunuz. Bu Genel Kurmayın Heron skandalını ortaya çıkartanların peşine düşmesine benziyor. İhaneti ortaya çıkartanın peşine düşünüyor. İhanet edenin değil. Ne düşünürsünüz o zaman? Demez misiniz? “-Bu ihanette senin de mi parmağın var?” diye. Yâda “-Senin bu olaydaki menfaatin nedir? Neden şahsi çıkarın için Milli menfaatleri kullanıyorsun, istismar ediyorsun, ayet, hadis okuyup kılıf arıyorsun?”

7. Hatada ısrar: Erdem ve faziletini yitiren Liderler hatada ısrar ederler. Bediuzzaman diyor ki: “Ben enaniyet sahibi insanlardan çekindim. En çok ta diyor, İlim sahibi enaniyete düşmüş adamlardan çekindim.” Şeytanda böyleydi. Maalesef şu anda vahiy sahibi biri yok ki, çıkıp “-Bu adam nefsinden hareket ediyor, Rıza-i İlahiyi kaybetti!” desin.

8. Gündemi izleyememek, doğru tahlil edememek, dost ve düşmanları doğru seçememek. Kardeşine karşı şer cephe ile koordinasyon: Bunun çok örnekleri var. MHP’nin referandumdaki duruşu “hayır” deyişi sonunu getirecek. Siyasette kişilerin şer insanlardan akıl alması örneği.. Bunu da ilmin Çin’den alınışı hadisi ile izah etme komikliğine düşmesi, oysa gerçek Hz. Resulullah’ın (SAV) Hz. Ali (RA) ile ilgili bir sorununu Ebu Cehil’e sorması gibi bir şey. Ama gel de anlat.

9. Kibir, haset ve riya: Maalesef avamdaki bu hastalıklar Liderlerde daha fazla. Ne acı değil mi? Hani atının kuyruğunu bağlayıp askerinin içine karışan komutan Alpaslan, tebdil-i kıyafetle halkı dolaşan Fatih… Anlatın halka ama siz, sırça köşkten inmeyin…

10. Toplumun içindeki çatışma alanlarını körükleyerek düşmanlık oluşturarak Liderlik yapmayı seçme; Fitne ateşini yakan, onun ateşinde yanar, sonrada cehennemde yanar. “Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin.” Diyen bir Peygamberimiz (SAV) var. Ona göre kırgınlıkları kaşıyın, kullanın.  

Sözün özü, bir davaya mensubiyet önce fedakârlığı, vermeyi, vefayı ve tevazuu gerektirir. Sonra sorumluluk almayı… Eğer bu hasletleriniz yoksa koyunlara çoban bile olmayın. Çoban olmak bile mesuliyet gerektirir. Hatırlayın geçen yıllarda çoban uyudu da 400-500 koyun uçurumdan yuvarlandı.  

Bu arada içinizden gerçekten vasıflı Liderler varsa, gelecekte Liderlikleri gelişecekse, onları da keşfedin, Liderlik niteliklerini geliştirin. İyi Liderler, hareketleri için birden çok geleceğe dönük iyi Liderler yetiştirirler. Bakın Allah Resulü (SAV) çobanları Vali/Komutan olacak şekilde yetiştirdi, hazırladı ve görevlendirdi. Hani şimdi anlatıyorlar ya “-Köleyi komutan yaptı mübarek!” diye. Peki, yetiştirmeden mi yaptı acaba? Düşünün bakalım… Sahabesini emanet ettiği O kutlu adamları nasıl yetiştirdiğini de bir inceleyin bakalım da ben merkezlilikten, kritik adamlarınızdan kurtarın insanlığı…

 

NOT: BU YAZI EMEKLİ TOPÇU YARBAY HALİL MERT BEYİN "adaleti savunanlar derneği sitesinde yazılan makalesidir."

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.