Kavga Çok, Huzur Az.

Ortadoğu ülkelerinde ve Kuzey Afrika Ülkelerinde toplum kendi kendisi ile kavgalı gibi. Tepkiler, didişmeler, haksızlıklar, bilinmezlikler, sinirli davranımlar yani olumsuzluklar insanları kuşatmış. İklim şartları duaların kabul görmediği yönünde. Huzur ve rahatlık tartışmalı.

Üretim yetersiz, bilgi ve icatlar yok, insan kaynakları ve üretim verimliliği kayıtsız, sermaye çok düşük. Fakirlik artıyor.

Kardeş kardeşe kavgalı. İş yerlerinde tutarsız kavgalar. Büyük küçük karıştırılmış. Alim, talebe farksızlaştırılmış. Ne oldu böyle? Gökten yer yüzüne sıkıntı, zahmet, zulmet yağıyor sanki. Yeryüzünden gök yüzüne günah.

Uçaklar, otobüsler, otomobiller yeni teknolojiler, yeni haberleşme teknikleri, halılar, güzel tabaklar, güzelim bardaklar ve kısacası her şey ve bütün yaşam rahatlığı, muhteşem evler insanlığa hizmet ediyor. İnsanlık rahat. Üreten batı.  Servetine servet katan Batı. Eski insanlara göre ve 100 yıl öncesi hayata göre her yerde çok lüks bir hayat yaşıyor. Petrol zengini ülkelerde kocaman binaların zengini. Doğunun zenginliği zaten binalardan müteşekkil.

Büyük mal ve mülk zenginliği. Kağıttan yapılmış ve ismine para denilen nesne ile her şeyin sahibi olmak mümkün. Üretim çok. Alım çok. Ama huzur var mı? Beyinler rahat mı? İhanet azaldı mı? Üzüntüler bitti mi? İnsanlar mutlu mu?

Eskiden insanlar sevilir, para ve parayla satın alınan her şey sadece kullanılırdı. Şimdi para ve paranın aldıkları seviliyor, insanlar kullanılıyor. Çok garip ve tuhaf.

Eskiden insanlar arasında kendi tarlalarını sulama rekabeti vardı. Sırasıyla insanlar tarlalarını suluyordu. Birbirlerine düşmanlık, çekememezlik su yüzündendi. Basit şeydi. İnsanlar merhamet ve şefkat dolu yüreklerle ellerini göğe kaldırıyordu. Elleri yere inmeden yağmurlar yağıyordu. Dereler bol sulu, tepeler yemyeşildi.

At, eşek ile yolculuk vardı. Toprak ekiliyor, topraktan dünyalık kazanılıyordu. Hayvanlar besleniyor, inek, koyun, kuzu, deve efendilerine bol bol et süt veriyordu. Yer mutlu, gök mutluydu. Güneş huzurlu, ay parlaktı. Dereler şarıl şarıl akıyor, renk renk çiçekler kokuyordu. Sebzeler meyveler doğaldı. Tabiatın fıtriliği bozulunca insanlık ta bozuldu demek mi lazım.

Peki bu kavga niye? Hayat rahatladı, insanlar huzursuz. Ruhlar yaşamın isyanında.

Batıda da farklı sıkıntılar. Teknoloji, sanayileşme, bilişim çağı insanları rahatlattı, ama huzursuzlaştırdı mı, mutsuzlaştırdı mı? Sosyologlar geniş açıdan iyi incelemeli.

Şirketlerin CEO denilen kişilerinin kaliteleri, kurumların büyük yöneticileri ne kadar yetenekli? Ne kadar kaliteli? Sorumluluk anlayışları var mı? Bilgileri? Becerileri?

Kadrolar zayıf mı? Kadrolar bana yarıyor mu hesabıyla kurulu mu? Yöneticiler, liderler onların çevresi dostla mı, düşmanla mı dolu? Patronların cepleri dolu, elleri bağlı mı? Bugün dost olan yarın düşman. “Sende mi Brütüs” sözleri çok mu revaç ta? Büyük İskender’in tabutundan çıkartılmış elleri çok manalı idi. Hiç kimse anlayamadı galiba.

Dünyanın yeniden gözden ve gönülden geçirilmesi halinde, fotoğraf ortaya çıkacak.

dr.mehmetcavli@mynet.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.