HAYIRLISIYLA YİRMİİKİNCİYE

Elazığ’dan dünyaya açılan penceremiz (!) Hazar Şiir Akşamları’nın yirmi birincisini kazasız belasız tamamladık.

Her sene karar veriyorum, artık bununla ilgili bir şey yazmayacağım diye, yine sağdan soldan fiştikliyorlar, dayanamıyorum konuyu buraya bağlıyorum.

Bir kere, adı niye uluslararasıdır, bunu çözemedim… Sadece Türk dünyasından gelen ve genelde Türkçe şiirlerin okunduğu bu organizasyona Türk Dünyasının etkinliği dense birileri rahatsız mı oluyor acaba?

İşin başında yanlışlık olunca gerisi de hep yanlış gidiyor zaten…

İle mal edilmemiş, Kültür Müdürünün olağan üstü çabasına rağmen kendi çalıp kendilerinin dinlendiği bir icraat…

Önceden de aksaklık var diye eleştirirdim, daha iyisini isterdim ama vallahi o günler çok iyi zamanlarmış…

Şener Bulut’u mumla aratıyor bugünküler…

Şehrin kabullenmediği dedim…

Dikkat edin Elazığ’da kimsenin umurunda değil şiir akşamı filan…

Sivrice’de, akşam serininde beleş verilen yemeği bile umursamıyor benim güzide halkım…

Geçen sene de yazdım, bu sene de yine aynısı vukuu buldu…

Baktılar ki şiir akşamı filan kimsenin bi şeyinde değil, nazikçe (!) herkesi davet edelim dediler…

Özellikle okullara yazı göndererek Türkçe ve Edebiyat öğretmenlerini (niye ötekileri değil) “buyurun gelin” diyerek çağırdılar… Hatta o kadar ısrarcılarmış ki, “gelmezseniz hakkınızda soruşturma açarız” bile demişler…

Bu ne iştir Allah aşkına…

Şiir dinlemeye, üstüne de kavurma yemeye insan zorla götürülür mü?

Bir yerel kanalımızda mikrofon tutulan ondan fazla Elazığlımdan birçoğu “şiir akşamından filan haberinin olmadığını” söylüyor…

Sen Elazığ’da bile bunu duyuramamışsın, daha kime ne dert yanıyorsun ki?

Açın bakın yaygın medyayı ve televizyonlarını… Bu büyük (!) etkinliğimizle ilgili tek satır yazı, tek görüntü var mı?

Benim necip Elazığ basınıma gelince…

Artık hiçbir şey eskisi gibi değil…

Eleştiriler gırla gidiyor…

Yalnız, bu etkinlik ellerinde doğan ve büyüyün aziz dostlarım Bedrettin ve Günerkan Beyler sanırım “kıymadıklarından” , amalı ifadelerle küçük çaplı eleştiriler yapıyorlar…

Bu etkinliklerin çok faydalı olduğunu söyleyen yetkililere bence en güzel cevabı Sivrice Belediye Başkanı verdi…

Sayın Başkan özetle “bu işin Sivrice’ye hiçbir faydası olmadığını, gelenlerin arabalarla devlete ait tesislerde yiyip içtikten sonra ihtiyaç bile görmeden (buradaki ihtiyaç tuvalet ihtiyacı ise, o tesislerde zaten bolca var sayın başkan…) ilçeden ayrıldıklarını” söyledi…

Kadim dostum Bedrettin Keleştimur, “şiirin başkenti” Elazığ’ın tarihi günler yaşadığını ve çok kar ettiğimizi söylerken neyi kast ediyor tam anlamış değilim…

Ama vatandaşın içine girip küçük bir tur atsa kimsenin pek de umurunda olmadığını görecektir…

Neyse, dönelim başa…

Seneye daha çok zaman var, 22. Hazar Şiir Akşamlarına yavaştan hazırlanmaya başlasak iyi olur…

Bilimsel tabirle “dönüt” filan diyorlar ya… Bu işin kime ne getirdiğini bir araştırsınlar, sonra da oturup yenisini planlasınlar…

 

Not: Karayolları 8. Bölge Müdürlüğünün girişindeki T.C. ibaresi yeniden takılmış… Yorum yapmıyorum, sadece soruyorum:”Kim ne kazandı bundan?”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.