FESTİVAL AYLARI

 

Artık yaz geldi…

Karpuz kabuğu denize düşeli bir hayli oluyor…

İnsanımız parasızlık yüzünden tatil hesaplarını bir yana bıraktığından, şehrinde, ilçesinde, beldesinde yapılacak eğlencelerle gönlünü avutmaya çalışıyor.

Bunların içerisinde en önemlisi de festivaller…

Çevremizde, karpuz, domates, sarımsak, orcik, leblebi gibi isimler üzerine düzenlenen bazı festivallerin görünürdeki amacı makul ve masumdur:

“Yöreyi tanıtmak…”

Tabii yöre tanıtılırken de vatandaşın bir-iki gün kafasını dağıtmasına ortam hazırlamak…

Ancak arka planda yatan gerçek niyet tamamen farklıdır:

“Yolunu bulmak…”

İki gün boyunca festival alanında üç ileri bir geri halaya duran vatandaşım, sanatçı adı altında kimlerin getirildiğiyle, üç kuruş verilen garibimin sırtından ne kadar para kazanıldığıyla ilgisi olmaz, olamaz…

“Vur patlasın, çal oynasın” misali “verir coşkuyu…”

Bu festivallerde protokol davetlilerinin dışında başka il ve ilçelerden gelen yabancıya da pek rastlayamazsınız…

Katılanların çoğu yerli ahalidir.

Kimin kime, neyi tanıttığını çözmek imkânsızdır bu durumda…

Milli ve manevi kültürün gelişmesine de bir faydası olmaz bu festivallerin…

Aksine yaşı ilerlemiş, bir yerde iş bulamadığından yaz aylarını bekleyen, daracık giysi içerisinden pırtlayan etlerini teşhir etmekten başka marifeti bulunmayan, “karga sesli” sözde sanatçılar “kültürel yozlaşma”ya katkıda (!) bulunur…

Genelde herkes bir miktarda olsa eğlenir de, kimse çıkıp belediye başkanına şunu sormaz: “Belediyenin birinci görevi imar, temizlik, su kanalizasyon gibi sorunlara çözüm bulmaktır. Bütün bu işleri hallettiniz mi ki, vatandaşın parasını bu lüzumsuz işlere harcıyorsunuz?”

Sorunun cevabı, tabii ki hayırdır… Birçoğu personelin maaşını bile ödeyemiyordur.

Ama olsun, sorunlar çözülmese de millet eğleniyor ya…

Bir yıllık ödenek bir haftada tüketiliyormuş, hiç hak etmeyenlere dünyanın parası veriliyormuş, ne gam… İki baş halay döndü mü bütün dertler atılıyor, bu yeter…

Belediye ise, seçmene şirin gözükerek puan topluyor, esnafa, müteahhide borcunu ödüyor, hem de yapılan harcamayı on kat fazla göstererek aradaki farkı özelleştiriyor.

İnsanımızın sorgulama yetisi gelişmeden, hesap sormayı öğrenmeden bunun önünü almanın bir yolu, inanın yok…

Ne diyeyim, slogan aynı: “Durmak yok, yola devam…”

Haa, bu yazdıklarımdan kimse başka anlamlar çıkarmasın… İlimizde yapılan ve birçok dedikodu severin konuştuğu etkinliklerle bu yazdıklarımın bir ilgisi yok… Öylesine anlattım işte…

 

Not: İki hafta önce Karayolları 8.Bölge Müdürlüğünün kapısından kaldırılan T.C. ibaresiyle ilgili notum üzerine arayan bir okuyucum, uygulamanın Elazığ’a mahsus bir şey olmadığını, Genel Müdürlüğün kararıyla bütün Bölge müdürlüklerinden bu yazının silindiğini söyledi…

Sebebi ise Genel Müdürlüğün TCK olan adının Karayolları Genel Müdürlüğü şeklinde değiştirilmesiymiş…8.Bölge Müdürü ile ilgili söylediklerimi geri alıyorum. Ancak, o zaman soruyorum, Karayolları Genel Müdürlüğü bütün işini gücünü tamamlamış mı ki isim değiştirme safhasına geçmiş acaba?

Allah ıslah etsin…

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.