Ferruh Bostancı

Ferruh Bostancı

17 Aralık, İktidar, Damda Deve Aranır mı?

17 Aralık ve seçimler!

Mart 2014 Yerel seçimleri yaklaşırken…  Siyaset’e dair sağlıklı değerlendirmeler yapmak ve öngörülerde bulunmak, bayağı çetrefilli bir mesele…

Çünkü: Türkiye gibi! ‘’ Hukuk’un üstünlüğü yerine, kişilerin(Çıkar Çevrelerinin) üstünlüğünün söz konusu olduğu ülkelerde’’ Siyasi atmosferin ‘bir günde değişebileceğini her zaman göz önünde tutmak gerekiyor… ‘’Her an her şey olabiliyor’’  Bu yüzden öyle kolay ‘iş değil.

Hatta… Mesela biraz müneccimlik gerektiriyor!

Çünkü siyasetin akışı, adeta masallardaki gibi, her an ‘fantastik gelişmelere açık (!)

Artı… O kadar duygusal bir seçmene sahibiz ki(!)  Sandığa oy kullanamaya giderken bile, yolda ‘’iki kere’’ fikir değiştiren, hatta oy verdiği günün sabahı pişmanlık yaşayıp, ‘’ellerim kırılsaydı da bu partiye oy vermeseydim diyenlerin ‘bol olduğu bir ülkede yaşıyoruz...

Üstüne üstlük, bu kez yerel seçimler öncesi, ülke gündemine adeta bomba gibi düşen, ‘’Kimilerine göre 17 Aralık Yolsuzluk ve Hırsızlık skandalı… Hükümete göre ise; 17 Aralık Darbesi… Yüzünden gelişen olaylar, olanca harareti ile ortalığı kasıp kavurmaya devam ediyor.

Devlet ‘katın da, ibretlik ‘tarihi olaylar cereyan ediyor, ‘pis kokular etrafı sarmış durumda. Kimin eli kimin cebinde? belli değil. ‘Matruşka gibi birbirinin içinden çıkan ‘skandal olaylar, Türkiye’yi adeta sallıyor!

Elbette ‘tarihiskandal,yerel seçimleri de, öyle veya böyle etkileyecek!

Ayrıca ‘bu defa yerel seçimler, patlayan skandal’dan dolayı, genel seçim havasında geçek gibi görünüyor...

Çünkü İktidar çevreleri… Alacakları oy’un bir anlamda güvenoyu sayılacağını biliyorlar! Muhalifleriyle hesaplaşacaklarının farkındalar!

Başbakan, 17 Aralık skandalı karşısında…  Her zaman olduğu gibi; en iyi savunma hücumdur anlayışıyla yolsuzluk ithamlarını püskürtmek istiyor…

Meydanlarda çıkarak muhaliflerini, ‘’salvolarla’’ sindirmeye çalışıyor…

İktidara gelirken ‘’Bir şekilde’’ kendine destek olan ‘’dış’’ güçleri şimdi lanetliyor… 11 yıldır iktidar paydaşı olan, ‘’Ne istediler de, ben vermedim’’  dediği ‘cemaati! Darbecilik, suç örgütü kurmak ve vatana ihanetle suçluyor!

Eğer gene mağdur edebiyatı yapmıyorsa… İnandırıcı olması için kastettiği ‘’bu suç örgütünün iç ve dış bağlantılarını belgeleriyle deşifre etmesi gerekiyor!

Sn. R.T.Erdoğan’ın,  haksızlığa uğramış ‘’mağdur’’ kahraman rolünü iyi oynadığı, Türkiye’de herkesin malumu…

İktidar bakalım bu kez başarabilecek mi?

Muhalefet partileri… ‘Kayıkçı kavgasının ötesine geçip, halka güven vererek, iktidara alternatif olabilecekler mi? Merakla takip ediyoruz…

 Allah bu millete zeval vermesin korusun ve yüceltsin.

******

 ‘İktidar için değer mi?

 

İktidar, o kadar ‘şehvetli bir şey olmalı ki… Bu gün Türkiye de ‘’Tarihte olduğu gibi’’  ‘Saltanatı malı mülkü, kudreti ele geçirmek için kışkırtmalar yapacak, kan akıtacak, hileye, dalkavukluğa, hatta namussuzluğa bile başvuracakların herhalde, haddi hesabı yoktur.

Aslında bakarsanız bunların bir partisi de yoktur! Her hareketin, her partinin, her kurumun içinde bu tip ihtirasların peşinde koşan, onlarcası belki de binlercesi vardır.

 Bur da dikkat edilmesi gereken husus bu tiplerin ‘’devlet’te yer edinmemesidir!

‘’Türkiye de ‘’bugün’’ yaşanan olumsuzluklardaki en üzücü olan ne biliyor musunuz?

 ‘’Saltanat, mal mülk mücadelesine din’in ‘alet edilmesidir. Din’e yapılacak en büyük kötülüktürbudur!

Bu noktada, A.B.Ercilasun hocaya ‘kulak vermek gerekiyor!

 ’’ Kılıçlara geçirilen Kur’an sahifelerini unuttunuz. Kerbela’yı unuttunuz. Bütün Emevi sülalesini ortadan kaldırdığı için “Seffah” sıfatıyla anılan Abbasi halifesini unuttunuz.
Haricileri unuttunuz. Hasan Sabbah’ın haşhaşilerini unuttunuz.
İslam dünyasını kana bulayan Şii-Sünni çatışmalarını unuttunuz.
Dini siyasete alet etmenin, siyaset için dini kullanmanın İslam tarihini nasıl bir kan ve dehşet tarihi hâline getirdiğini unuttunuz.
Dini, siyaset için kullanmanın sadece ve sadece tefrika yarattığını unuttunuz.
Her bir fırkanın kendine göre bir şeriat anlayışı olduğunu unuttunuz.
Kendi din anlayışını hâkim kılmaya çalışan fırkaların can düşmanlarının diğer fırkalar olduğunu unuttunuz.
Yüzlerce yıllık İslam tarihinden ibret almadınız…’’

Evet… Maalesef unutunuz! Ve ibret almadınız.

Şimdi ‘’ariflere bir ‘kıssa nakledelim ve bitirelim.

*****

Damda deve aranır mı?

 

Tasavvuf’un “yoksulluk” yaşayan sultanı İbrahim Ethem, tahtında otururken, bir gece sarayının damında iri dev adımlarla dolaşılır gibi gürültüler, sallantılar takırtılar duydu.
Padişahın damında gezmek kimin haddine! İbrahim Ethem de şaşırdı. “Bu gezenler insan olamaz, peri gezindi her halde” diye düşündü. Ama meraktaydı.
Derken hiç görülmemiş çehrede adamlar, karşısında belirdiler.
- Kaybımız var sultanım, onu ararız, dediler
- Neyinizi kaybettiniz ey güzel kişiler?
- Develerimizi yitirdik, onu ararız...
- İyi ama, damda deve arandığını kim görmüştür?
Hiç görülmemiş çehrede adamlar, işte o zaman taşı gediğine koydular:
- Peki öyleyse sultanım... Tahtı üzerinde oturup saltanat sürerken Allah’ı arayan adamın, Allah’ı bulduğunu kim görmüştür?
(Mevlâna, Mesnevî)

 Bu sözden sonra, İbrahim Ethem’i tahtı üzerinde gören olmamıştır.(A.K)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.