Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Yasaklar ülkesi

ÜNİVERSİTELERİN kamuya açık alanlarında da içki satışı yasaklandı...
Hatırlarsanız ,iktidara geldikleri gün yaptıkları ilk iş, belediyelerin işlettiği kafe, restoran ve benzeri yerlerde içki satışını yasaklamak oldu.
Ardından kamuya ait dinlenme tesislerinde de içki yasaklandı...
Sıra geldi polislerin lokallerine ve dinlenme tesislerine; oralarda da içki satışına yasak koydular; en son yasak bu...
Öğretmenevlerini unutmuş değiller, göreceksiniz oralarda da içki satışını yasaklayacaklar...
Bakalım orduevlerine diş geçirebilecekler mi!?
*
İçki de sigara gibi sağlığa zararlı; yurttaşların içkiden ve sigaradan uzak durmaları lâzım. Esasen içki günah, sigara da mekruh. İnsanlarımızın bunlardan uzak durmalarını sağlayıcı telkinlerde bulunmak, yapılması gereken en iyi iş, en doğru tasarruf...
*
Biz öyle yapmıyoruz; çağdaş toplumlarda yeri olmayan yasaklamayla insanlara şekil vermeye kalkıyoruz. Madem ileri demokrasi şampiyonluğuna soyunduk o zaman gereklerini de yerine getirmek zorundayız.
İçki ve sigara konusunda yasaklama çağdışı bir uygulama.
Yasak koymak yerine dediğim gibi, kampanyalar yaparak insanlara bunlaran kurtulmaları için telkinde bulunmalıyız.
*
Yurttaşı kendi iradesiyle baş başa bırakarak demokratik olduğumuzu göstermeliydik. 
Yasaklama, hangi alanda olursa olsun geri kalmışlığın ve karanlıkta yaşamayı tercih edişin simgesidir. Oysa serbestlik ve meselelerin çağdaşlığa yakışır biçimde düzenlenmesi demokratikliğin, dolayısıyla aydınlıkta yaşamak istemenin işaretidir. 
*
Günahı ve mekruhu kapsayan kurallar koymak radikal dinciliği esas alan toplumlarda yaygın. İstiyorlar ki toplum,inancı siyasal argüman haline getiren bir iktidarın yaşamına ayak uydursun ve ülke de din esaslı anlayışla yönetilen bir ülke haline gelsin...
Laik cumhuriyetin sahibi çok olduğu için bunu çok şükür doğrudan ve daha geniş boyutta uygulamaya yeltenemiyorlar.
*
Tek amaçları var; inancı öne çıkaran bir devlet haline gelebilmemizi sağlamak...
Bu yasaklar o hevesin ön adımları...
Türbanı, cübbeyi, sarığı, takunyayı, göbeğe kadar inen sakalı dinsel simge yaptıkları yetmedi, şimdi de torbaya içki ve sigara yasağını atıyorlar...
*
Türkiye, camisi çok bol bir ülke; iktidar bu gerçeğe rağmen hâlâ cami yaptırıyor; fabrika, okul hastane, huzurevi, öğrenci yurdu ve benzeri hayırlı yatırımın yapılmasını teşvik edeceğine insanları cami yapımına özendiriyor.
Atina'nın ortasına yaptırmaya kalktığımız cami için harcayacağımız milyonlarca lirayı yüzlerce insanımıza ekmek sağlayacak bir orta ölçekli işletmenin kurulmasına harcasak daha iyi olmaz mı!
*
Toplumu dinsel argümanları ön plana taşıyarak bölmeye kalkışmak ilkeliktir. 
Herkesi cemaatçi anlayışa sürüklemeye çalışıyorlar. Oysa "Dinde zorlama yoktur" cümlesi bir Kur'an prensibidir. Bugün yaşadığımız zımni zorlamaya İslam tarihinin hiçbir döneminde rastlanmadı.
Bugün, camileri bile cemaatlere göre ayırıp insanları "Muamelat" farklılığıyla bölüyorlar...
Bu ayrışmayı fırsat sayan değişik anlayıştaki dinci gruplar da ülkeyi çekiştirip durmaktan geri kalmıyor.
Toplumu ulusalcı, dinci, devrimci, kürtçü, cemaatçi, Atatürkçü, milliyetçi, sosyal demokrat, İslamcı, faşist, komünist, eyyamcı, alevi hatta patriotçu filan diye, yığınla kavramı ortaya sürerek karalama cesareti gösteriyorlar.
Bütün bu ayrışmayı tezgâhlayanlar da malûm odaklar; her melâneti AKP'nin yumuşak karnı olan bilinçsizliğini veçıkarcılığını kullanarak yapıyorlar...
Peki, kim onlar?
Seçime giderken ses kasetlerini ve Silivri'deki davalarda havada uçuşan sahte delilleri kimler CD haline getirdiyse, bu melâneti de onlar yapıyor. Acı ama gerçek; dış güçler ülkemizde bu denli cirit atmamıştı. AKP iktidara geldi, cirit atmak da aleniyet kazandı.  
Artık at da onların, meydan da...
Haysiyet cellatları hareket halinde...
Bu cüretkârlara yüz veren de AKP iktidarı...
Toplum artık yanlış adreste buluşmaktan vazgeçmeli ve AKP'yi kaderiyle baş başa bırakmalı...
*
YENİ bakanlar göreve başladı. Erdoğan "Bunlarla iyi işler yapacağız" filan demiş; ben duymadım, okurlarımdan biri nakletti. 
Ama ben başka bir şey duydum, halkın sokakta konuştuğu bir şeyi... 
Diyorlar ki, yeni sağlık bakanı beyefendi bir hastane grubunun ortaklarındanmış; ortaklar arasında Emine Erdoğan Hanım da varmış... 
Halkın ağzındaki söylenti bu...
Doğru mu acaba bilemiyorum; doğru değilse sokak aydınlatılmalı...
*
BEŞ çocuk önerisi fiyasko...
Nüfus artışı, Erdoğan'ın beklediği düzeyde değil; millet aç karnına çocuk yapamıyor işte! 
"Yapsak nasıl doyuracağız" diye düşününce de insanın çocuk yapmak için nefsi uyanmıyor vallahi...
Çözüm?
Ya nisaiyecilerden gelecek, ya Erdoğan'dan! 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.