Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Yakınana bak demiyorum

USTALIK (!) dönemini günah çıkarmakla sürdürüyorlar ...
Yaptıklarından yakındıklarını görüyoruz, yarın yalvardıklarını da duyarız...
*
Yargıyı siyasallaştırdılar; şimdi de, gelinen noktadan şikâyet ediyorlar.
Buna hakları var mı?
Akıllı olsalardı, ne onu yaparlardı, ne de yaptıklarından şikâyet etme ihtiyacı duyarlardı...
*
Muhalefete sataşarak "Yargı kimsenin arka bahçesi değil" dediler, fakat onu kendilerine ön ve arka bahçe yaptılar...
Şimdi de o bahçeyi seyretmeye tahammülleri kalmadı. 
Yeniden eşeleyip en azından toprağı nadasa bırakmak eğilimindeler...
*
Bir saptamamı bugün gibi hatırlıyorum, demişim ki:
-AKP iktidarı nereye, hangi konuya el attıysa yüzüne gözüne bulaştırdı. Bunun temel nedeni ise Erdoğan ve etrafının, devleti yönetme becerisinden mahrum olması; devlet adamlığı başka bir şey...
Yanılmadığımı görüyorum...
"Yargıda reform" diye yol tutanların bu erki, kuvvetler ayrılığı manzumesinden koparıp ele geçirmek ve sonra da monarşik bir yönetime doğru rahatça yelken açmak için istediğini herhalde siz de hatırlayacaksınız...
Reform adı altında yaptıkları değişikliklerle bunu kısmen başarır gibi oldular ama vazettikleri anlayışın cezaevlerini komplo teorileri kurbanı insanlarla dolduracağını düşünemediler...
Bugünkü şaşkınlıkları ve panik halleri ondan...
*
"İleri demokrasi" ve "Geniş özgürlükler" edebiyatı yapılan ülkemizde yaşanan dramatik gelişmelerin etrafımızda dost bırakmayacağı aşikârdı...
Bırakmadı işte...
Erdoğan ve iktidarı, kaypak siyasal yol alışın ülkeyi uluslararası toplumlarla ilişki sürecinde çıkmazlara taşıyacağını peşinen düşünmeliydiler; kısacası Türkiye, dostu az ülke konumuna getirilmemeliydi...
*
Ayrıca komplo teorileri gereği yakasına yapıştıkları insanlarla birlikte iktidara sıcak bakmayan kurum ve kuruluşları da ele geçirip toplumu sıraya sokmak için tezgâh kurduklarını dünyanın hiç görmeyeceğini sandılar...
Yanıldıkları ortaya çıktı...
Geldik bugüne...
Dostu az, düşmanı çok Türkiye olduk...
*
Bugün en selâhiyetli ağız yani Başbakan, orduda terörle mücadeleyi yönlendirip yönetecek komutan kalmadığını söylüyor...
Bu, düpedüz yakınmadır! 
Galiba o yüzden, komuta kademesinde ortaya çıkan zaafı yani yitirdiğimiz terörle mücadele kabiliyet ve kapasitesini, İmralı ile pazarlık sürecine başlayarak kapatmaya kalkışıyoruz...
Başlı başına bir olay...
Fakat ne komedi, ne dram; trajikomik bir durum var ortada...
Yargı siyasallaştırılırken, doğacak durumu hesap etmek gerekirdi. Ülkeyi yöneten anlayış, devlet adamlığı özellikleriyle dolu olsaydı, siyasal ikbalinden önce ülkeyi düşünür ve ne yargıyla, ne askerle, ne düşünce özgürlüğüyle, ne de demokratik ilkelerle aklına estiği gibi yani gönlünce oynayabilirdi...
Terörle mücadele edecek komutan kalmadıysa durum vahim demektir; yarın Allah göstermesin bir savaş çıksa, düşmanla nasıl baş edeceğiz... Komutan noksanlığı bunu da düşündürüyor insana...
*
Askerlere yönelik operasyonların terörle mücadele motivasyonunu olumsuz etkilediği ve mücadelede büyük bir darbe yenmesine neden olabileceği savına katılıyoruz...
Öteden beri söylediğimize Başbakan ancak şimdi yaklaşıyor...
Hayret ki ne hayret...
*   
Peki bu duruma kim çanak tuttu?
Kim yanlış uygulama yapanlara göz yumdu?
Yargıyı etki altına almaya kalkan siyasal anlayış kime, hangi partiye, hangi lidere ve hangi hukuk otoritesine (!) ait, bunları kim yanıtlayacak bakalım!
Erdoğan, askerlerin tutuklanma kararlarını eleştirirken diyor ki:
-Askerin içinde karacısı var, denizcisi var. Şimdi bizim bu kadar fırkateynlerimiz gemilerimiz vesaire… Yani neredeyse komuta kademesinde oralara gönderilecek subayımız kalmıyor ya, böyle şey olmaz...
Olmaz olur mu, oldu işte; bunların olmasına "Olur" veren kim ya da kimler ona bakın artık...
Onlara "Bir adım öne çık" komutu verilse, inanın Erdoğan'ın siyasal cüssesinden dolayı kimseye yer kalmaz!
O nedenle, konuyu bir an önce kapatmak ve insanları rahatlatmak lâzım...
*
Şimdiii....
Bazıları gibi densizlik edip "Yakınana bakın" demiyorum.
Diyorum ki:
-Hatalar geride kalsın, gelin bunları tamir edin ve hem ülkeyi, hem iktidarınızı, hem yargıyı, hem de halkın adalete güven duygusunu yenilemeye vesile olun. Aklı selim sahiplerine de bu yakışır...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.