Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Vay be Dostoyevski haaa...

 İKTİDARIN sanata soğuk bakışı, tiyatrolara yardım konusu yeniden gündeme gelince bir kez daha su yüzüne çıktı. 
   Ankara AST Tiyatrosu adına yapılan konuya ilişkin açıklamada "11 yıllık AKP iktidarında göreve gelen kültür bakanları içinde sanata tiyatroya bakış anlayışını korkmadan çekinmeden Muhalif tiyatrolara niye yardım edelim diyerek ortaya koyan ilk isim olması dolayısıyla Sayın Bakan’ı yürekten kutluyoruz" denildi...
   Bu ifadeyi, ironik bir malzeme mi sayarsınız yoksa ciddi bir beyan mı bilemiyorum; bence tiyatro sanatçılarının bu açıklaması ciddidir ve içlerinden geldiği gibi söylenmiş lâflardır...
   Gelişmeyi yanlış değerlendirmemek lâzım.
   ..............................
   Kültür Bakanı diyor ki:
-Kültür sanat mahallesinde oligarşi hiçbir şekilde olmamalıdır. Bu sene destek alan bir tiyatronun bunu kendisine verilmiş ebedi, dokunulmaz bir ayrıcalık olarak algılaması hiçbir şekilde mümkün olmaz. Bu desteklerin verilme sebebi, esas olarak bu sanat dallarının gelişmesidir. Yeni giren tiyatrolara daha çok destek verilmesi temel stratejimiz olacak. Çünkü burada çoğulculaşmayı sağlamak istiyoruz.
   Bu uzun cümleden sizin ne anladığınızı bilmem mümkün değil; ancak ben ne anladığımı söyleyim...
   İktidara göre tiyatroya oligarşik bir anlayış yapışmış durumda...
   Bu durum, siyasal iradeye sıkıntı veriyor...
   Mesaj vermeye en uygun ve etkili sanat dalı olan tiyatrolar bu nedenle zapt-u rapt altına alınmalı...
   Bu nasıl olacak?
   -İşte böyle olmalı, yani oligarşik anlayışla sanat yapanlara yardımlar kesilmeli...
   Hangi tiyatro o yola sapmışsa oligarşik anlayışın egemenliğinden kurtarılmalı...
   -Oligark tipli tiyatrolar kapansın gitsin...
   AKP'nin sanata ve sanatçıya bakışı işte böyle değerli okurlar... 
   Özetliyorum; yayımcılıkta olduğu gibi sanatta da iktidarın şaksakçısı yalaka tiplere her şey var, diğerlerine gazoz kapağı dahil hiçbir şey yok...
   * * *
   TİYATROLARA da yardım eşit olarak yapılmalı ve bu anayasal hüküm göz ardı edilmemeli. 
   Bu iktidar, eşitsizliği sadece sanatta ön plana çıkarmış değil ki; taa ilk günden beri her alanda yurttaşlara eşit olmayan mesafelerde durma alışkanlığını sürdürüyor...
   Kadınla erkeğin eşit olmadığını iddia eden Erdoğan değil mi?
   Daha ilk gün eşitlik kavramından neyi nasıl anladıklarını gördük...
   Değişen bir şey yok; AKP zihniyetinde eski hamam eski tas...
   ................................
   Bu arada hatırlatayım...
   Her AKP'li tek tip konuşmak zorunda...
   Kimse eşitliği önemsemeyen Erdoğan'ın dümen suyundan ayrılamıyor; ayrılmaya kalkan ve doğruları dillendiren, eşitsizlikten yana tek adam zihniyetinin hışmına uğramaktan kurtulamıyor...
   Bakmayın Bülent Arınç'ın burnunun dikine gitme cesareti göstermesine; siyasal hayatına nokta koyacağını açıkladığı için Erdoğan'ı ürkütmekten endişe duymuyor.
   Bir dönem daha parlamentoya girmeye sevdalı olanlar Arınç gibi direnç gösteremez...
   Onlar kendilerini, korkudan suskunluğa mahkûm etmiş durumda...
   * * *
   HER AKP'li Prof. Dr. İdris Bal değil ki, uygunsuzluklara karşı çıksın...
   Bal, AKP Kütahya Milletvekili; kentinde çok sevilen ve sayılan bir bilim adamı, iyi bir siyasetçi.
Mensubu olduğu iktidarın ne kadar yanlışı varsa hepsine cesaretle karşı çıkmakla şöhret bulmuş...
   Gizli ülkücü diye de tanımlanıyor...
   Yanlış gidişe dur denilmesini ve doğru yolda yürünmesini sağlamaya kalkıştı, papazı buldu; Erdoğan'ın talimatıyla ve kesin ihraç istemiyle Disiplin Kurulu'na verildi...
   Bazıları Bal'ın istifa edebileceği görüşünde; ancak seçmenleri "Sonuna kadar mücadele eder, kolay kolay istifa etmez"diyor...
   Gezi direnişi başta olmak üzere AKP'ye ait yığınla uygunsuz bakışa katılmadığını açıklamıştı. En son dersanelerin kapatılmasına karşı çıktı...
   Bal bilim adamı olarak düşüncelerini ve önerilerini hep somut nedenlere ve gerekçelere bağlamaya alışmış bir siyasetçi olduğunu da gösterdi...
   Karşı çıktığı hükûmet tasarruflarının da neden yanlış ve toplum yararına olmadığını somut örnekler vererek ve rasyonel öneriler yaparak gündeme taşıdı...
   Tek kişinin sultası altında olan siyasal yapılarda parti içi demokrasi olmaz ama parti içi disiplin ille de olur... Disiplinin dışına çıkmak demek, hükümran olan o tek kişiyi tanımamak demektir...
   ........................
   İdris Hoca'nın ihracı için sıralanan suçlara (!) bakın...
   * Gezi olayları karşısında hükûmetin takındığı tavıra, orantısız güç kullanılmasına, öğrencilerin elde hiçbir delil olmadan marjinal ve terörist diye suçlanmasına karşı çıkması...
   * Dekolte konusunda atılan tutucu adımlara, Hüseyin Çelik'in ihbarı da eklenince bir televizyon sunucusunun işten atılmasını eleştirmesi...
   * Dersanelerin kapatılmaması gerektiğini savunması...
   * Dolmabahçe Camii imamının doğruyu söyleyince sürgün edilmesini ağır dinsel baskı sayması...
   * Erdoğan'ın izlediği Mısır politikasının yanlış ve milli çıkarlarımıza ters olduğunu söylemesi...
   * Başbakanın değişik konularda yanlış bilgilendirildiğini iddia etmesi...
   * Suriye'ye dönük politikaların yanlışlığını anlatması... 
     .....................................
   Bunlar üst üste gelince Başbakan'ın rahatsız olmaması mümkün mü?
   Nitekim Erdoğan "Bir değil, iki değil, üç değil aynı davranışları devam ediyor. Gücüne güveniyorsa bağımsız olarak siyaset yapar" diyerek Bal'ı dışladığını açıkladı...
   Evet, demokrasi sadece sandık değildir.
   Demokrasi girişim özgürlüğüdür..
   Geniş kapsamlı bir özgürlük manzumesidir.
   Demokrasi, radikalleşmeyi kaldırmaz.
   Demokrasilerde kurumlar ve değerler, kişi üzerinden değil ilkeler ve idealler üzerinden gelişir; bu yolla gelişmeyen hiçbir hareket demokratik değildir...
   Bal bu görüşte ama AKP bu görüşte değil...
   Söyleyin Allah aşkına, taraflar bir arada olabilir mi! 
   * * *
   BAŞBAKAN'ın gençliğinde Dostoyevski'yi okuduğunu öğreniyoruz; sayesinde onu hatırlamış olduk...
   Adı uzun, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski...
   Rus Edebiyatı'nın önemli isimlerinden biri...
   Binlerce sözünden biri var ki önemli sayarım, der ki:
   -Hayat bir sınavdır; ama diğer sınavlara pek de benzemez. Çünkü bazen yaptığın bir yanlış, tüm doğrularını götürebilir.
   İnsanın hayatı boyunca dikkatli olması gerektiğini ima eden bu söz, Dostoyevski'yi okumuş olanların herhalde kulaklarından çıkmıyordur!
-----------------------------------------------------------------

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.