Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Uzak duralım

SURİYE kan gölü, Esad iyice çıkmaza girmiş durumda; bir yandan "Özgür Suriye Ordusu nu vuruyorum" diye masum insanların tepesine bomba yağdırıyor, bir yandan da yıllarca kucak açtığı ve iskân ettiği Filistinli mültecilerin kaldığı kamplarla oturdukları mahalleleri bombalıyor...
Salı günü de, İsrail uçakları Batı Şeria ve Gazze'yi havadan vurdu ve masum insanların üzerine bomba yağdırdı.
Gerekçe, yahudi mantığının tipik bir ürünü; İsrail, kontrolu altındaki toprakları Suriye jetlerinin bombaladığını ileri sürdü ve karşılık verdi...
Filistin halkı taraf değil; ancak İsrail, Hamas'tan dolayı taraf, dolayısyla da hedef sayıyor. Oysa bu insanların bütün günahı, topraklarına sahip çıkması ve insan gibi yaşamak istemesi... Buna rağmen hem Esad, hem Netenyahu bu masum insanları Hamasçı sayarak başlarına bomba yağdırmakta yarış halindeler...
*
Bu iki canavarı mutlaka dizginlemek gerek...
İkisi de, ya bu tutumlarıyla yaygın bir savaşa neden olacaklarını düşünemiyor, ya da gözlerini kan bürüdü...
Üçüncü bir şık var; veya ikisi de zırdeli!
*
Bölge oldukça karışık...
Âdeta bir savaş söz konusu; durum gittikçe vahim bir hal alabilir ve daha binlerce insan ölebilir.
Ortamın sakinleşmesi için ne Birleşmiş Milletler ve ne Güvenlik Konseyi ciddi bir girişim yaptı; anlaşılan bölgedeki tepişmeyi kendi akışına bıraktılar.
Sanki Orta Doğu gülistan ve taraflarda da, uluslararası müdahaleyi gerektirmeyecek kadar asude bir siyasal anlayış egemen...
Değil...
İki taraf da vampir, kanı seviyor, kuduruklukları ondan...
*
Türkiye'nin bu kargaşadan uzak durması lâzım; müdahaleci olmayalım...
Esad'ın sonunu beklemek, verilecek en akılcı karar...
Yineleyim, Suriye'yi kapsayan bir yaptırıma tevessül etmemeliyiz. Vakur bir dış politika, ülkemize saygınlık ve büyüklük getirir, ülkede sosyal ve ekonomik yıpranmalar da söz konusu olmaz...
 
İKİ SOSYAL BELA
 
KADINA dönük saldırılar bir türlü sonlanmıyor...
Dikkat etmiş olmalısınız; iki sosyal belayı başımızdan defetmeyi hâlâ beceremedik; ne trafik kazaları bitiyor, ne kadın katletmek...
Öyle anlaşılıyor ki bu iki beladan yasaları uygulayarak kurtulmamız mümkün değil. Çünkü toplum, kimse gücenip darılmasın, iki konuda da ciddi anlamda eğitimsiz...
Ülkemizde tam beş bin kadın, polis koruması altında.
Bunların hemen hepsi ya eşinden, ya sevgilisinden, ya dostundan, ya da aile bireylerinden tehdit almış ve öldürülmekten korktuğu için de devlete "Beni koruyun" başvurusunda bulunmuş...
Devlet de onları koruma altına almış...
Ya öteki kadınlar; tehdit alan ve koruma altında olmayanlar, onlar ne olacak!
*
Son olayı biliyorsunuz; eski eş, polislerin arasından sıyrılıp koruma altındaki genç kadını defalarca bıçaklayıp infaz etti. Demek ki polis koruması bile bazen yetersiz kalıyor...
Nedenini de söyleyim; polis dahi, tehdit altındaki birini nasıl koruyacağı konusunda eğitilmemiş...
*
Her iki sorunu kısa günde çözemeyeceğimizi biliyorum. Ne yapmak gerekiyor onu düşünelim. Çözümü bulmak, sadece siyasetçilerin ve polisin değil eğitimcilerin, sosyologların ve psikologların da boynuna borç. Ortak akıl ve gayretle alınacak önlemler, uygarlıktan nasipsiz olup da insanlıktan çıkmaya teşne tipleri yani olası katilleri herhalde hizaya sokacaktır...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.