Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Terör ve pandomim

HERKES konuşuyor...
Akıtılan kanı ve gözyaşını konuşarak dindireceğimizi sanıyoruz...
Gaflet işte...
Farkında mıyız bilemiyorum; ağız ishaline uğramışların söyledikleri, ne ağrı kesici, ne mikrop öldürücü bir ilaç...
Ne de terör bataklığını kurutacak bir kimyasal...
Biri bile değil...
Sadece, günah çıkarma amaçlı gevezelik...
Karmakarışık cümleleri gerçeğin üzerine sererek, yaşananları toplumun dikkatinden kaçırmaya çalışıyorlar... 
*
Biri diyor ki:
-Teröre asla teslim olmayacağız...
Sanki millet, teslim olmaya sevdalı...
Devam ediyor:
-En büyük arzumuz faillerin yakalanarak yargıya teslim edilmesi...
İyi de, yakalanan ve yargıya teslim edilen yüzlerce terörist oldu da, ne oldu?
İmralı'da yatan ve "El bebek gül bebek" gibi bakılan kim!?
Sonuç?
Terör çetesi azdıkça azdı, kudurdu; işte Gaziantep'te yaşananlar...
*
Önemli bir ağız da şunu söylüyor:
-Hukuk devletinde hiçbir güç, terörü meşrulaştıramaz...
Güzel saptama...
On yıldan beri terörün tırmanması ve neredeyse meşruiyet sınırına dayanması, gerçek anlamda hukuk devleti haline gelmemiş olmamızın kanıtı değil mi!
Bu da enfes bir itiraf!
*
"Dünya, bu hain saldırıları görsün" çağrısı da çok önemli...
Ama dünyadan önce de, "TBMM'ye gel" çağrısına uymayan iktidar ve bir kısım muhalefetle iktidardan nemalanmak için saf değiştiren aydınlar, bilim adamları, iktidarın kenesi haline gelenler, damgalı bürokratlar, tasmalı yandaş gazeteciler hain saldırıları görsün ve tavırlarını netleştirsin...
Kıpırdak, kaypak, yamuk tavırlarını bıraksınlar ve izlenen yanlış iç ve dış politikaların dinamosu olmaktan vazgeçsinler...
Ağlamak, sızlamak, lanetlemek, gözyaşı dökmek, bağırmak, çağırmak gibi pandomimlerle terörün sonlanmayacağını da görsünler...
*
-Bu olayların, bayram günü 200 kişinin öldürülmesini sağlayan Esad'ın yöntem ve zihniyetiyle paralelliğini görmezden gelemeyiz...
Bunu söyleyen ağız da önemli birine ait...
O ağız, "Olayın arka planı araştırılacak" diyerek teröre ilişkin iktidar mantalitesinin gradosunu da göstermiş oldu...
Oysa Esad ve Suriye, Erdoğan'ın ve AKP'nin siyasal anlayışında ön plana çıkmamalıydı...
*
Tablo derhal değişti...
Esad'da "Madem öyle, işte böyle" diyerek terör çetesiyle kol kola girdi...
Nitekim bunu doğrulayan çıkışı seyyar siyasetçi Şamil Tayyar yaptı.
Gaziantep olayının faillerini harekete geçirenin PKK ile iş birliği yapan "Suriye Muhaberat"ının, yani gizli polisinin olduğunu söyledi...
Allah'tan basireti bağlandı da partisine ve liderine ait yanlış politikaların nelere yol açtığını farkında olmadan dikkatlerimize sundu. 
*
Gaziantep'li vekiller "İstihbaratçılar bizi bir hafta önce uyardı" diyerek saldırının bilindiğini söylediler...
Madem biliniyordu, neden önlem alınmadı...
Muamma...
İstihbaratçıların -kimler olduğunu bilemiyoruz- aktardığı bilgiler, demek ki yerini bulmadı...
Askere, güvenlik güçlerine ve ilgili bakanlıklara ulaştırılmamış ki Sakarya'dan yola çıkan terörist, patlama anına kadar geçen sürede rahatça hareket edebildi...
Böyle gaflet herhalde görülmüş değildir...
*
Oturup sızlanıyoruz, gözyaşı döküyoruz, cart curt ediyor, asıp kesiyoruz ama hepsi nafile...
Önce istihbarat yapmayı ve öğrendiklerimizi yerli yerine ulaştırmayı becermeliyiz; sonra da önlem almayı...
Bu kafalarla ve ağızlarla devam edersek, terör belasıyla daha çooook uzun yıllar uğraşıp dururuz...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.