Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Temelde ne yatıyor

Kuzu konferans vermek için gittiği bir üniversitenin salonunda Başbakan'a yakınlığı yüzünden yumurta yağmuruna tutulmaya bile rıza gösterdi.
Burhan Hoca bir iddiada bulunmuş ve Erdoğan ile etrafını ürkütmüştü...
İddiaya göre fişlenmiş iki bin yurttaşın adının yazılı olduğu bir liste Başbakan'ın önündeydi. O listede her kesimden isim vardı ve hemen hepsi AKP'ye uzak duran ya da muhalefet eden kimselere aitti... 
Bu iddia bizzat Erdoğan tarafından müteaddit defalar yalanlandı ama birçok AKP'li vekil de, "Bahse konu listenin olduğunu ben de duydum" diyerek "Yok" diyenleri tekzib etmekten çekinmedi.
Hukuk profesörü olan Burhan Kuzu artık gözden düşmüş AKP'liler arasında yer alıyor...
Partiden istifa etmek üzere olduğu bile söyleniyor. 
"Liste var mı ,yok mu" ya da "Vardı da ortadan kaldırıldı" mı bilemiyoruz; ancak şunu biliyoruz, ateş olmayan yereden duman çıkmaz, duman çıktığına göre de ateş bacayı sarmış demektir...
...............................
Şayet başbakanın önünde mimlenmiş isimlerin listesi varsa ardından kimi sessiz, kimi sesli operasyonların geleceğini düşünebilirsiniz.
Erdoğan işte bu tür düşünceleri dağıtmak için konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:
-Bugün devletin yüz binlerce personeli var. Yüzbinlerce personeli olan bir devlet ve bu devleti yöneten bu hükümet yeri geldiği zaman birçok kişinin yerini değiştirebilir. Atamalar yapar. Yani bunun sayısı 2 bin kişi falan kim almış bu sayıyı nerden almış, nasıl bir sayı böyle bir şey söz konusu değil. Bunların hepsi uydurma ifadelerdir. Bunları sürekli olarak gündem de tutmakla ülkeye bir fayda sağlayamazsınız, zarar sağlarsınız. Yalanlanmış olan bu tür ifadeler üzerinde de daha fazla durmanın gereği yok
Bu açıklamadan sonra konuşmanın âlemi yok diyorum; yapılacak iş, bekleyip gelişmeleri görmek...
Yalnız Burhan Hoca'nın bir lafı daha var, onu da söylemeden geçmek haksızlık olur. Hoca kendisine sataşanlara şu yanıtı veriyor:
-Ben Ak Partinin kurucu üyesiyim. O gün Tayyip Bey'in yanında yer almaktan korkup arabaya sonradan binenler şimdi ahkâm kesiyorlar.
Bu cümleyle Kuzu herhalde "Ahkâm kesenler sussun" demek istedi!
Benden duyurması...
* * *
Hâlâ "17 Aralık bize kurulmuş tuzak" deyip duruyorlar...
Bize dedikleri iktidara...
Peki, ne tuzağı...
Cumhuriyet tarihinin en büyük ve kapsamlı rüşvet ve yolsuzluk olayı ortaya çıkarıldığına göre tuzak kurmak bile artık meşruiyet kazanmış olmaktadır. Keşke sık aralıkla tuzaklar kurulsa da saçı bitmemiş yetimlerin hak ve hukukunu kimler, Recep İvedik'in dediği gibi indra gandietmiş bir görsek...
...........................
17 Aralık'taki rüşvet ve yolsuzluk operasyonundan sonra 100 milyarı aşan boyutta bir başka yolsuzluktan bahsedilmeye başlandı; fakat herhangi bir girişim yok, o nedenle insan sonucu merak ediyor... 
Sorgulama dahil hiçbir şey yapılmadı, yoksa bu yolsuzluğun üzeri mi örtüldü...
Duyduğumuza göre yeni bir operasyonun yapılmasına izin verilmemiş...
Vermeyen de Başbakan...
Böylece TCDD'ye ilişkin rüşvet ve yolsuzluk iddiaları da havada kalmış ve soruşturma dışı tutulan uygunsuzluklardan biri olmuş...
Gözler TOKİ'ye çevrilmiş durumda. Muhalefet TOKİ'nin çok kimseye haksız kazanç sağladığını, harcamalar kayıt altına alınırken hesaplama hataları yapıldığını, çok kimseye rant sağlandığını iddia etti... 
Ama şu ana kadar TOKi hakkında soruşturma yok, olacağı da şüpheli...
* * *
TÜRKİYE'nin çektiği sıkıntıların temelinde iktidarın devlet, demokrasi ve demokratik hak ve hukuk anlayışındaki çağdaş yönetim örneklerinden uzak uygulamalara yönelmesi yatıyor. 
AKP iktidarı, eleştirilerden hoşnut olmayan bir iktidardır...
Dolayısıyla eleştirileri değerlendirmez ve hoşgörüyle karşılamaz; burnunun dikine gider...
................................
Dünyada AKP benzeri iktidarlar yok mu, elbet de var...
Bunlar hoş olmayan eleştiri yapanları hedef haline getirirler...
Demokratik kitle örgütlerini yok etmeye çalışırlar...
Hukuku evrensel boyutta değil, kendilerine güç verecek boyutta düşünürler...
Çoğulcu demokrasiden bahsederler ama çoğunlukçu demokrasiyi benimserler...
Özgürlükleri, kendi çizdikleri sınırların içine hapsederler... 
Bunları ilke edinmiş siyasal yapılarda ne devlet, ne toplum değerlidir. 
Değer verdikleri sadece iktidarlarıdır; demokrasiyi bütün kurumlarıyla ve ilkeleriyle benimseyen siyasal anlayışların tamamı nazarlarında değersizdir...
Oysa çoğulcu anlayışa yer vermeyen yapılardan demokratik yapı olarak bahsedilemez. Demokrasi bunların yalnızca dillerindedir...
..................................
Pesimist olmayalım...
Ülkenin siyasal ortamını bunlara benzer malzemeyle oluşturan AKP iktidarının ömrünü, seçmen sağduyusu ve aklıyla sandıkta bitirebilir... 
* * *
SURİYE'de El Kaide militanları tarafından rehin tutulan foto muhabiri Bünyamin Aygün serbest bırakıldı...
Geçmiş olsun...
MİT mensubu sekiz görevli Suriye'ye giderek Aygün'ü teslim almış. Haberi Aygün'ün yurda getirildiği sırada Hürriyet'in internet gazetesinde okudum. 
Editör haberi, herhalde Yazı İşleri Müdürü'nün de bilgisi dahilinde olmalı, "MİT operasyonuyla kurtuldu" başlığını kullanarak vermiş...
Birbirimizi pohpohlamaya bayılıyoruz...
Ortada bir operasyon filan yok, MİT'çiler gitmiş, daha önceden yapılan girişimler sonucu azat edilmeye hazırlanmış Bünyamin'i alıp gelmişler...
Bunu adı olmuş operasyon...
MİT'i yüceltmeye çalışmak sanki gazetecilerin görevi; bu kuruluşumuzda çalışanlar zaten devlete ve millete yaptıkları hizmetle yücelmiş durumdadır, bizim yüceltme gayretlerimize de ihtiyaçları yoktur.

-----------------------------------   

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.