Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Sütçülük de zor

HERKES hak arama adına sokaklara çıkıyorsa biliniz ki o ülkede, hak, hukuk ve adalet toplumun değil, birilerinin tekelindedir. 
    Türkiye böyle bir ülke haline getirildi; on yıldan beri sokaklar ve meydanlar, hakkı, hukuku ve adaleti arayan insanlarla dolup dolup taşıyor...
    Oysa bu ülkede anayasa da var, yasalar da; demokratik diye seyrettiğimiz bütün mekanizmalar da mevcut, hepsi yerli yerinde. Hatta bunlar, günlük hayatımızın her safhasında "Zamanı geldi" denilerek devreye de sokuluyor; peki bunlara rağmen neden insanlar çareyi sokaklarda ve meydanlarda arıyor...
    Yanıt açık ve net; çünkü hak, hukuk, adalet lâfta kalıyor... 
    Şöyle demek de mümkün:
    -Bunların uygulanması, egemen siyasal erkin erdemine kalmış; o isterse uygulanıyor ya da uygulanmıyor...
    Sokaklar ve meydanlar işte bu nedenle insanların yeni mekânı! 
    *
    AKP'yi zor duruma sokan hatiplerden (!) biri de Bülent Arınç. Her taşın altından çıkıyor; konu süt mü, ondan önce konuşan yok; sonra konuşan da...
    Çünkü başkasına, konuya ilişkin söylenecek lâf bırakmıyor...
    Konu sadece süt değil; ne olursa olsun, iki de bir "Sayın Başbakanımız karar verecek" diyerek başbakanı âdeta demokratik mekanizmalarının tamamı gibi gösterip bağlılık ifade ediyor. Bir tür biat işte! 
    Bu ifadenin gerçekte ne anlama geldiğini düşünmek lâzım...
    Yeni usûl Muhafazakâr demokrat anlayışın temelinde "Ben merkezli"bir siyasal yönetim anlayışının yattığı başka nasıl bir üslûpla ima edilebilirdi...
    *
    Yaşımız gereği o günleri de hatırlıyoruz; rahmetli Menderes de bir dönem sanatçıları hedef almıştı; ne oldu...
    Erdoğan da, İstanbul Şehir Tiyatroları'nın belediyenin sultası altına girmesine karşı çıkan sanatçıları "Yarım porsiyon aydın" zihniyetinin temsilcileri olmakla suçladı...
    Sanat ve sanatçı adına üzüldüm...
    Tiyatro denilen sanat dalı, taa kadîm Yunan'dan beri toplumlarda, derecesine zor ulaşılacak kadar zengin birikime sahip aydınlar tarafından da yapılmıştır. Sanat Tarihi'nin hiçbir satırında tiyatronun, cühela belediye kadroları tarafından yapıldığı kaydına rastlanmaz. Bundan sonra o tarihin satır arasına maalesef "İstanbul hariç" cümlesi de sıkıştırılmış olacak...
    *
    Samsun 19 Mayıs Üniversitesi öğrencileri, adı haksız iktisap yakıştırmasıyla anılan Samsunlu Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç'ın üniversiteye gelmesini protesto etmek istedi... 
    Sen misin bakanı istemeyen...
    Özel güvenlikçilerle üniversitenin büro memurları el ele vererek ve kız erkek ayrımı yapmadan öğrencilere tekme tokat girişti. Gelen polis de olaya katılınca tam bir arbede yaşandı. Sanatçıları ve destekçilerini "Yarım porsiyon aydın" diye âmiyane bir ifadeyle karalayan zihniyet, aydın kesimi temsil eden öğrencilerin üzerine salınan güce "Tam porsiyon aydın"yakıştırması yaparsa hiç şaşırmayın...
    Zira AKP'lilerin, cahille bilge kişi arasındaki farkı görecek kadar erdem sahibi olduğu söylenemez...   
    *
    -Türk Silahlı Kuvvetleri'nin şerefli mensuplarına yapılan hakaretler ahlâksızlıktır, edepsizliktir, kendini bilmezliktir...
    Erdoğan her zamanki gibi öfkeli; böyle dedi...
    Askerleri dillerine dolayanlara oldukça ağır gönderme yaptı...
    Konuşmayı dinleyince düşündüm; bu ağır lâfların muhatabı kimdi, kimlerdi...
    Ergenekon, Balyoz ve Poyrazköy davaları şüphelilerini bahane ederek silahlı kuvvetleri darbecilikle suçlayanları anımsamaya çalıştım...
    Arada "Bu askerle mi savaşa gidecektik" mealinde konuşarak TSK'yı külliyen karalayan Bülent Arınç aklıma geldi; bir de bu tür ifadelere koşut olarak "Hezeyan yazıp çizen" yandaş, yalaka ve yalama basın mensupları...
    Televizyon kameralarının karşısına oturtulan ve "Askerleri hedef alan konuşmalar yapın" talimatı alan konu mankenlerinin, arşivlerimizde yer alan o ağır ithamlarını unuttuk mu sanıyorlar; ya buna çanak tutan iktidar mensuplarını... 
    Silahlı Kuvvetler mensuplarımızı, ortada aksine hüküm olmadığı halde daha yargılama safhasına geçilmeden suçlu ilan eden piç kalemlerle şom ağızlar, Erdoğan'ın öfkesinden paylarına düşeni alacaklar mı acaba...
     Hâlâ tam anlayabilmiş değilim; neden Erdoğan, Genelkurmay Başkanı ile 3 saatlik uzun görüşme yaptıktan sonra TSK'yı hedef haline getiren yandaşlarına öfkelenerek bu mesajı yolladı?   
     Bir türlü sağlıklı yanıt bulamadım...
     Adına "Muhtıra vermek" dedikleri girişim, asıl şimdi postmodern hale geldi desem ne kadar doğru olur, onu da kestiremiyorum... 
     Mübareği artık asker vermiyor, siviller kendilerine veriyor. Sivilleşme dedikleri herhalde bu olmalı!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.