Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Sözüm söz

BALYOZ davasında verilen kararlar açıklandığında aklıma Altay Ömer Egesel ile Salim Başol geldi...
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra kurulan Yassıada Mahkemesi savcısı ve yargıcı...
Yaşıyorlarsa Allah ömür versin; göçüp gittilerse inşallah nur içinde yatıyorlardır...
Her ikisinin ve o mahkemenin öteki savcı ve yargıçlarının, evlâtlarına nasıl bir şöhreti miras olarak bıraktıklarını çok merak ediyorum...
Halkın, o dönemin hüküm mekanizmasını oluşturanlar hakkında neler düşündüğünü tahmin edebiliyor musunuz...
*
Tayyip Bey ve etrafı her frsatta, "Üç demokrasi şehidi" diye anılan Menderes, Zorlu ve Polatkan'ı astıran, 3. Cumhurbaşkanımız Celâl Bayar başta olmak üzere bir iktidarın neredeyse bütün mensuplarını hapisle cezalandıran savcı ve yargıçlardan oluşan heyetin üyelerini, 52 yıl sonra bile"Masumları cezalandırdılar" diyerek lanetlemediler mi?
Hukukun dikkate alınmadığını, yargının siyasal kararlar verdiğini ve adaletin yerini bulmadığını söyleyerek o dönemin yargısal anlayışını eleştiren AKP'liler, Balyoz Davası'na bakan hukuk adamlarını, akıllarının ve gönüllerinin neresine sığdıracaklar acaba!
*
Başbakan, mahkemenin kararına ilişkin ne düşündüğünü soran gazetecilere "Önümüzde temyiz süreci var, şimdi konuşmam, Yargıtay'ın kararından sonra konuşurum" anlamına gelen bir yanıt verdi...
Bu ne demek?
Düşünmek bile istemediğim şeyi söyleyim; bu ifadeden ben, yargının üzerinde siyasal baskı var anlamı çıkarıyorum!
Nitekim hüküm giyenler de, kararın hukuksal değil siyasal olduğunu söylediler ve avukatları aracılığıyla nedenlerini de açıkladılar. Söylenenleri tekrarlamayı zait addediyorum; görünen köye kılavuz gerekmiyor...
*
Darbe denilen kalkışma, sadece askere özgü iş değil; dünyada örnekleri var, siyasetçiler de, hukukçular da darbe yapabiliyor... Türkiye sadece askeri darbelerden değil, o tür darbelerden de korunmanın çarelerini bulmalı! 
*
Hüküm giyenlerin neden ceza aldığını ayrıntılı gerekçe açıklandığında öğreneceğiz...
Çoğu, darbeye eksik teşebbüs suçlamasıyla hüküm giydi...
Balyoz kapsamındaki askerler yargılandı ama aynı suçu işledikleri iddia edilen 27 Nisan e-Muhtıra zanlısı askerlerin yakasına kimse yapışmadı...
O askerler, siyasal iradenin koruması altında da olsa suç işlemiş sayılmayacak mı?
Milli irade tarafından seçilip Meclis'e gönderilmiş olan emekli Korgeneral Engin Alan'ın dokunulmazlığını dikkate almayarak yargılanmasına göz yuman ve böylece hukuk dışı bir tasarrufa müdahil olan AKP iktidarı, bir "Darbeye eksik teşebbüs"ün cezalandırılmasına alkış tutarken bir benzerini kucaklayarak sinesine sarmıştır...
Dünyada bunun bir örneği daha yaşanmış mıdır!? 
*
Şuraya yazıyorum...
Egemen mantalitenin rengi ortaya çıktı...
Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Soner Yalçın, Hanefi Avcı...
Bu beş kişiyle birlikte yargılananları da ağır hapis cezaları bekliyor...
Balbay ve Haberal da -Tıpkı Engin Alan gibi-, dokunulmazlığa sahip milli iradenin temsilcileri olmalarına rağmen bugüne kadar salıverilmediler; ona bakarak söylüyorum, ömürlerini parmaklıklar arkasında tamamlamaları olasılığı çok yüksek...
*
Bu arada ihtiyaç hasıl oldu...
Engizisyon mahkemelerinin kararlarına, zulmüne, hak ve hukuk tanımazlığına ilişkin bilgilerimi tazelemek istiyorum...
Engizisyon denildiğinde anımsadığım en önemli hususlar, hukuksuzluk, zulüm ve işkence... 
Ayrıca, dikta haline gelmiş dinsel gücün, adaleti adaletsizlik haline getirmiş olması...
Toplumu baskı altına alan ve engizisyona kurban eden öteki ayrıntılara da yeniden göz atacağım...
İnsanlığın 1231'den itibaren tanık olduğu engizisyon anlayışıyla günümüzdeki hukuk ve yargılama anlayışını titizlikle kıyaslayacağım...
O süreçte ortaya çıkan dine dayalı siyasal iradeyle günümüzdeki siyasal iradeyi de kıyaslamayı unutmayacağım...
Söz; ortaya çıkacak sonucu mutlaka okurlarıma nakledeceğim!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.