Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Siyasal çarpıklıklar

 MİT'in etrafında kıyamet koparılmasının müsebbibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan...
    Terörle mücadele biçiminde değişiklik yaparak devreye istihbarat örgütünü sokması hataydı...
    PKK'nın, BDP'nin ve KCK'nın içine bilgilenmek amacıyla ajan sokmak bir yana, Oslo'da ve İmralı'da örgütün başındaki azgınlarla masaya oturup pazarlık yapmak başlı başına bir yanlıştı...
    İstihbarat örgütümüzü her ikisine de yönlendiren Erdoğan...

    Öncelikle hangisini yönlendirdi, onu bilemiyoruz...
    *
    Erdoğan hem Oslo'da, hem İmralı'da -belki de Kandil'de- azgınlarla pazarlığa girilmiş olması ortaya çıkınca, önce inkâr yoluna saparak muhalefete köpürdü, sonra da "Devlet görüştü, Hükümet değil, biz görüşmeyiz" demek zorunda kaldı. 
    Önceki gün ise bu yöndeki suçlamalara Adalet Bakanı Sadullah Ergin Meclis'te "Evet görüşüldü, gerekirse yeniden görüşülür" diyerek yanıt verince konu çok şükür, tartışılır olmaktan çıktı... 
    *
    Sızma hareketine gelelim...
    Örgüte sızma kararını da -masaya oturma kararı gibi- Başbakan'dan başkası vermiş olamaz...
    Erdoğan, çok güvendiği MİT Müsteşarına bu talimatı vermemiş olsaydı, onu da zırhlayan yasa maddesinin değiştirilmesini herhalde istemezdi. Değişiklik de ne gündeme gelirdi, ne de yangından mal kaçırır telâşına benzer telâşla çıkarılırdı...
    İlginç değil mi; bu süreçte Erdoğan tek kelime etmedi ve değişiklik Gül tarafından da jet hızıyla onaylandı...
    Böylece ne oldu?
    Müsteşarı ve ajanları suça itenler, yakalarını yargılanmaktan kurtardılar. Ayrıca, terör örgütüyle yapılan pazarlığın üzeri örtüldü, devlet ve millet adına kime ne kadar ve ne ödün verildi, sır olarak kaldı...
    Artık, ne suça itenin, ne de itilenlerin yakasına yapışmak mümkün...
    *
    Vaktiyle devleti ve milleti, komünizmi getirmeye kalkışanlara karşı savunan, devletin yapmadığını yaparak bu uğurda binlerce şehit veren Ülkücü Gençliğin yakasına "Size ne oluyor, kendinizi devlet mi sanıyorsunuz; devletin yerine kendinizi koyamazsınız, suç işlediniz" diye yapışıldığını unutmuş değiliz...
    Cezaevlerinde can veren Ülkücüler'in vatan ve millet sevdasını suç sayan anlayışı reddeden milliyetçilere sövüp saymak, "Devleti koruyoruz" iddasındaki 12 Eylül'ü yapanlara aitti. Bugün de devlet adına suç işleyenleri  koruma ve kollama işini "İleri demokrasi ve geniş özgürlükler" terânesiyle ortalıkta salınan AKP iktidarı yapıyor, 12 Eylül'ü yargılamaya kalkan irade...
    Devleti tehlikelere karşı nasıl korduklarını gördük!
    Suç işleyenleri artık iktidar alkışlayacak; devlet görevlileri dahil onu bunu zırhlayan yasa değişikliğine karşı çıkanlara da onlar sövüp sayacak ve yakalarımıza yapışacak...
    Ne benzerlik gördünüz mü!
    12 Eylül'cülerle AKP'liler bir yumurta ikizi olmayabilir; ancak kesin olan şu; bunlar mutlaka ayrı yumurta ikizi!
    *
    AKP yarın iktidardan düşsün, şuraya yazıyorum, bugün çıkardığı yasalardan, kurduğu düzenekten ve şişirdiği kadrolardan şikâyeti ilk o yapar...
    Hele bir de, içeridekilerle yer değiştirmeleri gündeme gelirse dinleyin o zaman beylerin koparacakları vaveylayı...
    Erdoğan'ın ağzını kullanayım bari; dünya işte böyle, "Men dakka dukka" dünyası. 
    *  
    Adalet Bakanı terör örgütüyle görüşmeleri doğrularken fazla kıvrak değildi; "Ben BDP milletvekilleriyle görüştüm, bugün de görüşürüm, yarın da görüşürüm, bundan da gocunmam" diyerek topu taca atmaya kalkıştı...
    BDP'lilerle görüşmek başka şey, illegal konumdaki teröristlerle, terör merkezlerinin başındakilerle ve ömrü billah delikten çıkamayacak İmralı'daki caniyle görüşmek başka şey...
    Bakan Ergin, illegal konumdakileri kastederek "Evet görüştüm" demek suretiyle teröriste ve teröre meşruiyet kazandırdı...
    *
    Bugün MİT Müsteşarı olan Hakan Fidan Oslo'daki görüşmelere Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı sıfatıyla katıldı; yani Başbakan Erdoğan'ın temsilcisi olarak. Fidan'ı Erdoğan'dan başkası görevlendirebilir miydi; hayır. Demek ki illegal örgütle masaya oturmaya memur kılınmış Fidan bu işi kendi adına değil, kendisini memur kılan Erdoğan adına üstlenmiş oldu...
    Ortada bir suç varsa kime ait?
    Ya çarpıklık?  
    *
    Hakan Şükür önemli bir sporcumuz idi. O nedenle üzüleceği şeyler yazmak istemiyorum...
    Gençlik günlerinde yanlışlar da yapmış olabilir...
    Türk futboluna çok güzel başarılar katmış bir sporcu olarak Meclis'e girdi...
    Çalışmıyorsa ayıp ediyor...
    Milli iradenin bir temsilcisi olarak çalışması lâzım...
    Kendisinden beklenen çalışmayı yapsaydı bugün, "Vekil ikinci iş yapamaz" diye kazan kaldırılmasına neden olmazdı...
    "Bana izni başbakanımız verdi" demek, hem onun, hem Erdoğan'ın siyasal anlayışlarını ortaya seriyor. Ne Erdoğan yasaların üzerindedir, ne de onu o konumda lanse etmek Şükür'ün harcıdır.
    Hocaefendi'den icazet alarak Meclis'e girme başarısını (!) gösteren beylere, ne yalan söyleyim bu çarpık siyasal anlayış hiç yakışmıyor. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.