Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Sindiren yok

BAŞBAKAN Erdoğan "İnternete yasak gelmedi" dedi ve ekledi:
   -İnternet kontrol altına alınıyor...
   Ne farkı var...
   Ha yasaklanmış, ha kontrol altına alınmış...
   İkisi de bireyin özeline saldırı değil mi?
   İnsanların özel hayatına girmeye ne hakkın var arkadaş...
   Özel hayatımıza balıklama dalmak senin ne haddine, önce onu söyle!
   Bugüne kadar üstlendikleri bireyin özel hayatını kısıtlama girişimlerinin tümü, faşist bir anlayışın ürünüdür ve demokratikleşmeyle filan da zerre kadar ilişkili değildir.
   Faşist anlayışın nereden nereye ve nasıl geldiğini görmek isteyenler, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun YARSAV tarafından düzenlenen uluslararası sempozyumundan sonra söylediklerine kulak versin...
   Kılıçdaroğlu bakın ne dedi:
   -Düne kadar bir diktatörden söz ediyorduk. Şimdi bir sahte diktatörden söz ediyoruz. Doğrudan anketlere müdahale ediyor, talimat veriyor. Bu sahtekârlıktır. Ben sahtekâr diktatörlerin Türkiye'yi yönetmesini içime sindiremiyorum...
   Kim sindiriyor ki...
   * * *
   AKP İlhan İşbilen'in de istifasıyla 318'e düştü; bir sandalyeyle parlamentodaki gücünden fazla bir şey kaybetmemiş sayılabilir ama istifalar partinin halkın nazarında yer etmiş çehresini değiştirdi. Artık kimse -AKP üzerinden çıkar sağlayanlar hariç- bu partinin ülkeyi evrensel demokrasiye uygun bir anlayışla yöneteceği kanısında değil.
   Dış dünya bir yandan teröristle kol kola giren devlet anlayışımızı, bir yandan da hırsızlığa ses çıkarmayan ve yolsuzlukların üzerini, darbe sözcüğüyle örtmeye kalkan devlet anlayışını diline doluyor...
   Yakında yeni bir söylemi daha kullanabilirler...
   Halk TV'de açıklandı; 15 bin kadar Suriyeli göçmenden zorla ya da kandırarak organ alınmış ve nakil bekleyen hastalara para karşılığı satılmış...
   Korkunç bir şey, bir insanlık suçu. Sağlık Bakanı suskun, Başbakan bîhaber, ilgililer vurdumduymaz...
   * * *
   Gelişmeye bakın...
   Devlet teröriste göz yumuyor...
   Yolsuzluğa, hırsızlığa, rüşvete göz yumuyor...
   Şimdi de organ hırsızlığına göz yumuyor...
   Dünya size nasıl hitap edeceğini elbet de şaşırır, elbet de karşı tavır takınır!
    
VİLLALARDAN NE HABER
----------------------------------------------
     URLA, Ege Bölgemizin şirin ve önemli yerlerindendir; Zeytineli Köyü Hacılar Koyu'nu da iyi bilirim...
    Ben gittiğimde yöre ıssız bir alandı, bugün orası da cıvıl cıvıl insan kaynıyor...
    O koy, tıpkı Fethiye'deki Kelebekler Vadisi gibi 1. derecede SİT alanı, inşaat izni verilmiyor.
    Ama gel gör ki SİT mit dinlememişler villaları yapmışlar...
    Hem de kimler için biliyor musunuz; Başbakan Erdoğan ve aile fertleri için...
    Üstelik villaların yapıldığı alan Hazine'ye ait; yani villalar gecekondu statüsünde...
    Böyle villalar Erdoğan ve aile fertlerine yakışır mı? 
    Fevkalade lüks oldukları için yakışır; böylece Türkiye'de ilk kez bu kadar lüks gecekonu yapımı yaşanıyor ve buna da kimse ses çıkaramıyor...
    Ülke demokratik yasalarla yönetilse bu tür faşist yani Hazine arazisini gasp olayları hiç yaşanır mı!
    Pekiii, şimdi ne olacak?
    Villalar yıkılacak mı, yoksa Erdoğan'a ve aile fertlerine "Güle güle oturun" denilerek  teslim mi edilecek!
    Faşist egemenlik sürdülürse tabii ki ikinci şık uygulanacaktır!
    Arkadaşlara da bu koşullarda zaten o villalarla sahip olmak ve güle güle oturmak yakışır! 
 
TABİİ HERKESİ DİNLERLER
---------------------------------- 
    FETHULLAH Gülen'e bağlılığını hiç saklamayanlardan biri de AKP İzmir Milletvekili İlhan İşbilen...
    Kendini bildi bileli Gülen'e ihtiram duruşu gösteren bir siyasetçi...
    AKP- Cemaat didişmesine fazla tahammül edemedi ve bastı istifayı gitti...
    Söylediklerini sütunuma alacak değilim; istifasının gerekçeleri gazetelerde yayınlandı. 
    Yalnız şunu ifade etmek isterim, İşbilen Erdoğan'ın ve şûrekasının zaman zaman ve akın halinde Gülen'e gittiğini anlattı ve bugün ise yolsuzlukların üzerini örtmek amacıyla paralel devlet uydurmasını icat ederek ondan medet ummaya başladıklarını vurguladı.
    Bir de yakınması var, dedi ki:
    -Beni bile dinlediler, evime dinleme cihazı yerleştirmişler...
    Dinlerler tabii; dinleyenler de Başbakan'a sorarsanız muhakkak dış mihraklardır (!) ya da yabancı istihbarat elemanları...
    Erdoğan "Beni de dinliyorlar" itirafında bulunmadı mı; ya Cumhurbaşkanını, onu da dinlediklerini Tayyip Bey ifşa etmedi mi?
    Türkiye'yi sahtekârların, dolandırıcıların, hırsızların, uğursuzların, hainlerin, insanlıktan nasibini almamışların, teröristlerin ve faşist kafalıların sellem selam gezinti alanı haline getirdiler...
    Ortaya çıkan bu tabloda boyası olanı, Allah'a havale ediyorum...
    Yüce Yaradan her şeye kadirdir, gereğini yapar! 
 
-------------------------------------------------------------------------
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.